Mahkumiyet kararının sadece onu 2018 başkanlık yarışı dışında tutmak amacıyla alındığını söylemek için Lula’yı savunmamıza gerek yok.

Brezilya’nın eski başkanı ve 2018’de başkanlık yarışındaki İşçi Partisi (PT) aday adayı Luiz Inácio Lula da Silva, Çarşamba günü yolsuzluk ve para aklama suçlarından dokuz buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Lula, devasa inşaat şirketi OAS’tan karlı sözleşmeleri olanaklı kılma karşılığında lüks bir sahil dairesi aldığı varsayımıyla cezaya çarptırıldı.

Bir buçuk yılı bulabilecek temyiz süreci sonuçlanana kadar Lula serbest. Kuramsal olarak halen 2018 seçimlerinde aday olabilir, ancak mahkumiyeti bu tarihten önce karara bağlanırsa bütün siyasal haklarını yirmi yıllığına kaybedecek.

Yargı kararı, Brezilya’da neredeyse günlük hale gelmiş siyasal sarsıntıların gerçekleştiği bir döneme denk geliyor: bir önceki gün emek haklarını sert bir şekilde tırpanlayan bir kanun Senato’dan geçerken, PT’li Dilma Rousseff bir parlamento darbesiyle yerinden edildikten sonra göreve gelen Michel Temer, çokuluslu bir et paketleme şirketinin yöneticisi ile rüşvet ve yargı süreçlerine müdahaleyi tartışırken alınmış kaydı açığa çıktıktan sonra kendi iktidarını korumak için umutsuzca bir uğraş veriyor. Dilma’ya karşı 2016’daki darbede önemli oyuncular olan çok sayıda başka hükümet politikacısı da çeşitli cezai suçlamalara maruz kalıyorlar. Henüz ceza almamış olmaları ve halen siyasal güçlerini ve imtiyazlarını koruyor olmaları, Brezilya’daki mevcut siyasal kriz hakkında çok şey söylüyor.

Sol, Lula’nın mahkumiyetine nasıl tepki vermeli?

Kategorik olarak, kanıt olmaksızın Lula’nın ve PT’nin suçlu gösterilmesine karşı çıkmalıyız. Hakim Sergio Moro’nun Lula hakkındaki yediyüz sayfalık yargı kararı tutarsızlıklarla, çelişkilerle ve teknik hatalarla dolu. Her şeyden öte, Lula’nın sahildeki mülkün gerçek sahibi olduğuna dair açık bir kanıt yok.

Moro, tersini kanıtlayan kaydadeğer kanıtları görmezden gelirken, Lula’yı belge niteliğinde bir kanıt olmadan bir dizi iddiaya dayanarak cezaya çarptırdı. Lula’ya karşı olan anaakım hakimler ve avukatlar dahi, sağ kanat partiler ve siyasetçilerle güçlü bağları bulunan Moro’nun aşırı siyasal kararlarını ifşa edecek biçimde, bu kararı sakınmadan eleştirdiler.

Ancak bütün bunlar Sol’un, PT’nin ve Lula’nın siyasal projesini desteklemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Demokratik özgürlükleri savunmalı ve PT’nin çıkmaz sokak reformizmine dahil olmadan Lava Jato ya da “Araba Yıkama” Operasyonunun soruşturmalarının keyfi ve önyargılı pratiklerini kınamalıyız.

Dilma’nın görevden azli, PT’nin seçim başarısızlıkları ve emeğe ve toplumsal haklara karşı yoğunlaşan saldırıların sonrasında dahi PT, büyük şirketler ve merkezci denen partilerle yeniden ittifaklar kurmayı amaçlayan  “hafif neoliberal” siyasal projesini değiştirmemekte diretti. PT ile ilişkili ana sendikal federasyon olan CUT, Temer hükümetinin zalim kesintilerine karşı sadece isteksiz bir şekilde harekete geçti. Salı günü Senato’dan geçen gerici emek kanunu hakkında sessiz kalırken, Çarşamba günü gerçekten coşkulu bir şekilde, Lula’nın mahkumiyetine karşı sokak gösterilerine çağrı yaptı.

Lava Jato soruşturmasının siyasetin yargısallaşmasını – yani temelde siyasal meseleler hakkında karar verirken mahkemelere bel bağlamayı – temsil ettiği son derece açık. Ancak hakimler bilindiği üzere tarafsız ve apolitik değiller. Lula pek kanıt olmadan mahkum edilirken, hakimlerle kişisel ve siyasal ilişkileri kanıtlanmış düzinelerce sağ kanat siyasetçi hakimler tarafından kayırıldı. Sürekli olarak anketlerde ilk sırada görünen Lula’nın mahkumiyeti, onu 2018 başkanlık seçimlerinde yarışın dışında bırakmaya yönelik.

Sol’da bazıları Lava Jato soruşturmalarını, ülke siyasetindeki arsız yolsuzluğu sona erdirme aracı olarak görüp, yanlış bir şekilde desteklediler. Bu konum hakimler ve savcıların açık bir şekilde, kapitalist sınıfın belirgin siyasal çıkarlara sahip – bu örnekte Lula’yı dışarıda bırakmakla belirginleşen bir çıkara sahip – bir kesimi olduğunu görmezden geliyor. Aslında çeşitli yargı organları, gayrımeşru Temer hükümetinin kongre aracılığıyla koçbaşı yaptığı emeğe ve toplumsal haklara karşı gerçekleştirilen bu acımasız saldırıları destekliyor.

Lava Jatonun eleştirel olmayan biçimde desteklenmesi aynı zamanda bütün solun, toplumsal hareketlerin ve sendikaların PT karşısındaki cadı avıyla lekelendiği olgusunu görmezden geliyor. PT, Brezilya’daki yolsuzluğu icat etmedi, ancak Sağ ve şirketlerin medyası, partinin yolsuzluk siyasetini ve rüşvetleri olağan görmesi gerçeğini toplumsal hareketlere ve Sol’a bir bütün olarak saldırmak için kullandı.

Siyasal ve iktisadi kriz henüz çözülmekten oldukça uzak. Böyle bir çözüm toplumsal hareketlerin, sendikaların ve sol partilerin emeğe ve toplumsal haklara dönük saldırıları engelleme (Lula’nın kendisi dahi seçilirse bu düzenlemeleri yürürlükten kaldıracağını söylemedi), Temer’i hükümetten uzaklaştırma, Kongre ve başkanlık için doğrudan seçim talep etme ve geçerli bir siyasal alternatif inşa etme kapasitelerine bağlı.

PT’nin sınıf uzlaşısı siyaseti ve neoliberalizmi kucaklayışı sosyalist bir siyasal alternatife olan ihtiyacı gösteriyor. Ancak bu ihtiyaç önyargılı Brezilya yargısı ve bunların Lula’ya dönük uyduruk suçlamaları ile giderilemez.

Sean Purdy Sāo Paulo Üniversitesi’nde işçi hareketlerinin ve toplumsal hareketlerin tarihi konusunda ders veriyor ve Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’nde (PSOL) aktivist.

[Jacobin’deki orijinalinden Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]