Pazar, Mayıs 22, 2022

Patili hayat

L. Deniz Ertuğ
Deniz Ertuğ, İstanbul’da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Deniz Teknolojisi Mühendisliği Bölümü mezunudur. Mühendislik eğitiminin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Daha sonra Atina Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Doktora sırasında Paris’te araştırmalarda bulundu. İsrail, Ortadoğu tarihi ve antisemitizmle ilgili olarak Tel Aviv Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi’nden dersler aldı. Yahudilik ve Hristiyanlık Tarihi üzerine İsrail ve ABD’deki çeşitli kuruluşlardan eğitim aldı. Yahudi mistisizmi ve Ortaçağ metafizik düşüncesi üzerine Barcelona Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Halen Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisidir. Şalom, Agos, Birikim gibi gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Ayrıca Times of Israel’de blog yazıları yazmaktadır. Mutluluk felsefesiyle ilgili “Mutluluk İşi” isimli bir kitabı bulunmaktadır. Yoga yapmayı, resim çizmeyi, kedilerini, lego biriktirmeyi ve seyahat etmeyi seviyor.

Son dönemde, toplumumuzda gözle görülür bir şekilde hayvanlara karşı bir ilgi oluştu ama tabii bunun tam tersine, vahşice işlenen hayvan cinayetlerine ve hayvanlara yapılan korkunç işkencelere de şahit olduk.

Bugün İsrail üzerine yazmayacağım. Hem uzunca bir süredir siyasetin kargaşasının beni yeterince yorduğunu düşünüyorum, hem de çok daha önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum. Bugünkü yazıyı bir süredir hayatımın bir parçası haline gelen kedilere ayıracağım.

Son dönemde, toplumumuzda gözle görülür bir şekilde hayvanlara karşı bir ilgi oluştu ama tabii bunun tam tersine, vahşice işlenen hayvan cinayetlerine ve hayvanlara yapılan korkunç işkencelere de şahit olduk. Bu elbette, yine toplumumuzda yavaş yavaş bir bilincin oluştuğunun da göstergesi çünkü mutlaka önceden de hayvanlara karşı bu tip dehşet verici suçlar işleniyordu ama ya bizler habersizdik ya da çok kısıtlı bir çevrenin haberi olabiliyordu. Bu yüzden her şeye rağmen ilginin büyümesi ve odağımızın kendimizden başka türlere dönmesi olumlu bir gelişme.

%18 KDV MESELESİ

Bununla beraber, ekonomi kötü a dostlar! Kiminle konuşsanız şikâyetçi. Ben kendi adıma çok sevdiğim kırtasiye alışverişini yapmasam, bir çanta daha almasam, bir kazak daha almasam veya bir süre henüz okumadığım kitaplarımla oyalansam olabilir. Ama kedilerim için bu söz konusu değil. Kendi yediklerimden onlara veremem çünkü ihtiyaçları olan besin maddelerini bizim yediklerimizden alamazlar. Onlar için en sağlıklısı kuru mama yemek. Bu bir lüks değil, gerçekten ihtiyaç. O yüzden buradan bir kere daha dile getirmek istiyorum. Belki burada sesimi duyururum umuduyla mamalara getirilen %18 KDV’nin kaldırılmasını milletvekillerimizden ve liderlerimizden istirham ediyorum. Hayvan severler pek çok platformda bunu dile getiriyorlar. İmza kampanyaları yapılıyor ama sesimizi duyurabileceğimiz şüpheli. Doğrusu buradan kime ulaşabileceğimi de bilmiyorum. Yine de yazmak mecburiyetinde hissediyorum kendimi. %18 inanılmaz yüksek bir KDV miktarı. Kedilerimize, köpeklerimize yazık değil mi? Sokaklara mı atılsınlar?

SOKAĞA ATILMA TEHLİKESİ

İnsanlar ekonomik olarak kendilerini tehlikede hissettiklerinde, ilk vazgeçtikleri hayvanları oluyor. Sokaklarda yeterince kimsesiz hayvan var. Bu gidişle insanlar bakamayınca “Nasılsa bakanlar var” düşüncesiyle kedilerini köpeklerini sokağa atacaklar. Ama mamaların fiyatları nispeten alınabilir olursa, mutlaka kendilerinden feragat edip alacaklardır. Başka çocuklar da sokaklarda yaşamak mecburiyetinde kalmasın.

O yüzden buradan bir kere daha dile getirmek istiyorum. Belki burada sesimi duyururum umuduyla mamalara getirilen %18 KDV’nin kaldırılmasını milletvekillerimizden ve liderlerimizden istirham ediyorum.

Mamalar fiyatlanınca, başka şeyleri de yapmak çok zor oluyor. Kısırlaştırma, aşılama vs. Bunların hepsinin belli bir maliyeti var ve hayvan severlerin bazıları bunları ebeveynlerinden aldıkları harçlıklarla yapıyorlar. Aşı, kısırlaştırma, tedavi gibi süreçler hayvanların doğal hakları, lüks değil. Onlara mont almıyoruz, oyuncak almıyoruz, ekstra başka giderleri yok. Bu doğal ihtiyaçlarını karşılamak da bizim sorumluluğumuzda ve bunları yapmayınca yaşam kaliteleri düşüyor.

KEDİ MACERASI

Çocukken ciddi şekilde alerjik bronşit hastasıydım ve bir kediyle beraber uyumayı bırakın, onlarla aynı evde dahi yaşamam mümkün değildi. Neyse ki bu konuda çok başarılı bir doktor olan Prof. Dr. Özdemir İlter’in tedavisiyle atlattım. Mekânı cennet olsun. Bu vesileyle de kendisini anmak isterim.

Üniversiteden sonra rutin alerji testlerimi yaptırırken, kedi köpek tüyüne olan alerjimin geçtiğini söylediler. Şoke oldum. Sonra birdenbire Beşiktaş’ta karşılaştığım dişi bir kediyi sahiplenmemle, hayatımda yeni bir dönem başladı: Patilerin Saltanatı…

Önceleri yalnızca kendi sahiplendiğim bu dişi kediyle vakit geçiriyordum. O dönem hayatımda birçok sıkıntıyla baş etmeye çalıştığım bir dönemdi. Hem ailevi sorunlar yaşıyorduk, hem de kendi akademik hayatımla ilgili bazı pürüzler vardı. O kediciğin meraklı gözlerine bakınca ve yanımda huzur içinde uyurken ki nefesi dinleyince, iç dünyamdaki karmaşa ve gürültü bir süreliğine susuyordu. Öğlene kadar beraberce uyuyup, öğleden sonra beraberce kahvaltı ettiğimiz günleri hala gülümseyerek hatırlıyorum.

Aşı, kısırlaştırma, tedavi gibi süreçler hayvanların doğal hakları, lüks değil. Onlara mont almıyoruz, oyuncak almıyoruz, ekstra başka giderleri yok. Bunları yerine getirmediğinizde yaşam kaliteleri düşüyor.

Yine böyle bir gün kapının önüne kapkara bir kedi geldi. Yanında kendisinin aynısı minicik bir yavru. Önce “İkisine de bakarım” diye düşünüyordum. Ama baba kedi bizim evi yatılı okul olarak düşünmüş olmalı, oğlunu bırakıp, ortadan kayboldu. Böylece hayatıma Medoş’tan sonra, Aliş de girdi. Arkasından gelen Nabiş doğrudan salona yerleşerek, bir daha evden gitmeme kararı aldı. Sonra Neco geldi. Tam manasıyla bir arazi kızı olan Neco, hiçbir şekilde eve girmedi ve hala bahçenin asayişinden sorumlu.

Medoş’un ansızın bizi terk etmesinden sonra Leo geldi ve kız kardeşi Luna. Sonra Nabiş’in bir kızı oldu: Bade. Onun bebekleri Paco ve Loco. Loco adına uygun şekilde ansızın çekip gitti. Congo, Garo, Mahir, Ekrem, Macit, Balkız, Hilmi, Felix, Gülten, Neriman, Fuad, Sedat ve arada gidip gelenler derken ailemiz epey bir genişledi.

Çocuklarımdan bazılarını maalesef kaybettik, bazıları da bizi terk ettiler. Elimden geldiğince onlara bakmaya çalışıyorum. Ahşap evler aldım, her sene değiştiriyorum. Alamadığım kedilerim için kendim ev yapmayı öğrendim, yaptım. Bazılarına karne çıkartabildim, bazıları canı istediğinde geldiği için aşılayamadım ve karnesiz olarak yaşamlarını sürdürdüler. Özellikle dişi kedileri kısırlaştırıyorum ve bahçede bakamadığım için klinikte yatmak zorunda kalıyorlar. Kısırlaştırılmış kediler için ayrı, kısırlaştırılamamış kediler için ayrı mama alıyorum. Bu süreçte ilaç, tedavi, aşı vs. masraflarını da düşünün. Bütün bunları detaylı yazmamın sebebi, aslında bu anlattığımın, tek başına hareket eden bir hayvan severin hikayesi olması. Bir de bunu daha geniş çapta yapmaya çalışanları düşünün… Kendi grupları olan ve organize bir şekilde çalışan ve çabalayan hayvan sever dostlarımın ne kadar çok mücadele ettiğini benimki gibi küçük bir örnekten yola çıkarak anlamak mümkün. Onlar kilometrelerce yol gidip, tonlarca yemek dağıtıp, onca çocuğu aşılayıp, barındırmaya çalışıyorlar. Hayvanseverliğin hayvanlarla hayat paylaşmamış olan kimsenin anlayamayacağı bir duygusal yönü var. Ancak maddi ve manevi yükü de çok fazla. Bu yüzden işimizi kolaylaştırmak için ülkede yetkili olan kişilerin bize yardımcı olacaklarını umuyoruz.

BAHÇEDE SON GELİŞMELER

Son olarak Balkız’ı kısırlaştırabildim. Onun oğlu Müko’yu kısırlaştırıp, güç bela eve alabildim. Çünkü kendisi annemin sebze bahçesinde doğdu.  Luna bu konuda şikâyetçi ama idare ediyoruz. Bahçede evde kalan Sedat ve Balkız dışında, arka sokaktaki kömürlüğü tercih eden Neco, Fuad, Maskeli, Macid, Garo ve bu aralar aramıza katılan kocaman sapsarı kediyle beraber sayımız çok değil ama yeni yavrular mutlaka gelecektir. Bir hayvan sever olarak hedefim Sedat’ı kısırlaştırmak. Sedat dedimse kendisi bir dişi, erkek sandığımız için isim vermiştik öylece kaldı. Garo’yu da yakalayabilirsem, kısırlaştırmayı umuyorum. Çünkü bahçede dövmediği kedi kalmadı.

Bütün bunları hem biraz siyaset dışında kalıp hayatın güzel yönlerini de görelim diye yazıyorum, hem de çocuklarımın milletvekillerinden bir istirhamı var, bunu yinelemek istiyorum. Lütfen %18 KDV kaldırılsın.

Bütün bunları hem biraz siyaset dışında kalıp hayatın güzel yönlerini de görelim diye yazıyorum, hem de çocuklarımın milletvekillerinden bir istirhamı var, bunu yinelemek istiyorum. Lütfen %18 KDV kaldırılsın. Ben bir “kedi annesi” olarak (hayatta en gurur duyduğum titr bu olmalı) bu ülkede daha fazla kediye bakabilmek, daha fazla mutlu patiler görmek istiyorum. Bu yılbaşı için geçen sene kaybolan Felix’imin yerini dolduramaz ama bir başka siyah beyaz kedi diliyorum. Belki sizler de bu yeni yılda, ekonomik zorluklara inat, hiç olmazsa bir tane patiliye evinizde yer açar, onun yuvası olursunuz. İnanın onların varlığıyla eviniz yuva haline geliyor. Umarım yeni yılda biz hayvan severleri gülümseten gelişmeler yaşayabiliriz.

 

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

L. Deniz Ertuğ
Deniz Ertuğ, İstanbul’da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Deniz Teknolojisi Mühendisliği Bölümü mezunudur. Mühendislik eğitiminin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Daha sonra Atina Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Doktora sırasında Paris’te araştırmalarda bulundu. İsrail, Ortadoğu tarihi ve antisemitizmle ilgili olarak Tel Aviv Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi’nden dersler aldı. Yahudilik ve Hristiyanlık Tarihi üzerine İsrail ve ABD’deki çeşitli kuruluşlardan eğitim aldı. Yahudi mistisizmi ve Ortaçağ metafizik düşüncesi üzerine Barcelona Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Halen Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisidir. Şalom, Agos, Birikim gibi gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Ayrıca Times of Israel’de blog yazıları yazmaktadır. Mutluluk felsefesiyle ilgili “Mutluluk İşi” isimli bir kitabı bulunmaktadır. Yoga yapmayı, resim çizmeyi, kedilerini, lego biriktirmeyi ve seyahat etmeyi seviyor.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
46,701TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI