Çarşamba, Ağustos 10, 2022

Parti “vitrinlerinin” görülmeyen yüzü: siyasette kadın temsili

Meltem Suat
Meltem Suat
1994 İstanbul doğumlu. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümünde okudu ulusal ve yerel medya kuruluşlarında çalıştı. Journo, Daktilo1984, NewslabTurkey gibi sitelere içerik yazan Suat mesleğini serbest olarak sürdürüyor. Daktilo1984'te Mutfakta Ne Var isimli toplumsal cinsiyet odaklı podcast serisini hazırlayıp sunuyor.

Kadınların mecliste eşit temsili için sunulan teklif reddedilmişti. AKP sözcüsü “CHP bunu niye kendine uygulamıyor? Bir kadın grup başkanvekiliniz bile yok’’ demişti. MYK’larındaki oranlara göre AKP’de %21 kadın üye var, CHP’de ise %17

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, “kadınların siyasette eşit temsili” için 2021 yılı mart ayında verdiği yasa teklifi, geçtiğimiz aralık ayında meclis genel kurulunda AKP ve MHP’li vekillerin oylarıyla reddedildi.

Siyasette kadın temsilinin artırılması için kadın örgütlerinin önerileriyle hazırlanan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu ve grubun tüm vekillerinin imzacı olduğu teklif 8 Mart 2021’de Meclise sunulmuştu. Yasa tasarısı; mecliste yüzde 50 kadın kotası ve fermuar sistemi getirmeyi amaçlıyordu. Genel kuruldaki görüşme sırasında AKP sözcüsü CHP önerisini eleştirerek, “Çok samimiyetsiz bir teklif. CHP niye kendine uygulamıyor? Bir kadın grup başkanvekiliniz bile yok’’ diyerek tepki göstermişti.

Türkiye, siyasette kadın temsilinin en az olduğu ülkelerden biri. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Parlamentolararası Birlik (IPU) tarafından yayınlanan “Siyasette Kadın 2021” haritası verilerine göre; Türkiye parlamentodaki kadın vekil sayısıyla 129. sırada yer alıyor. Kadınların siyasette temsil edilememesi demokratikleşme yolunda önemli bir boşluk açıyor.

TBMM’de kadın vekil oranı yüzde 17. Meclisteki 600 milletvekilinden sadece 103 tanesi kadın. 33 kentinse kadın milletvekili yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin önerdiği “fermuar sistemi” milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin aday listelerini; kadınlar ve erkeklerin eşit temsilini sağlama amacını taşıyor.

Kadınların seçilebilecekleri sıralarda olmasını sağlamak için, aday listesinde her iki cinsiyetin birbirini izlediği fermuar yöntemi (%50 cinsiyet kotası) uygulaması, ayrıca il genel ve belediye meclisi üyeliklerinde de %50 cinsiyet kotası uygulamasını kapsıyor. Kadınların siyasette temsil eksikliği, demokratik sürecin bir ayağının aksamasına yol açıyor. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar, siyasi temsil konusunda ikinci planda kalıyor. Her seçim döneminde vitrine kadın aday çıkarmak için yarışan siyasi partilerin arka planlarında, kadınların parti içi yapılara katılımda sadece kadın kollarıyla sınırlı kaldığı gözlemleniyor.

Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin (KA.DER) yayınladığı “27. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİ’NDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ” çalışmasına göre; AKP listesinde 126 kadın adaya, CHP listesinde 137 kadın adaya yer verilirken, HDP’nin gösterdiği kadın sayısı 230.

Parti MYK’larındaki oranlara göre İYİ Parti’de yüzde 23, AKP yüzde 21, MHP’de ise yüzde 13,33 kadın üye var. Parti tüzüğünde yüzde 33 kadın kotası uygulayacağını belirten ve fermuar sistemini de meclise sunan CHP’de ise katılım oranı yüzde 17. Kadınların aktif olarak en çok yönetime katıldığı parti ise yüzde 48 katılım oranıyla HDP olmuş durumda.

Meclisteki siyasi partilerin parti programlarını incelediğimizdeyse; AKP’nin programında “Sosyal Politikalar” başlığına gelen kadar kadın ibaresine rastlanmıyor. Sosyal politikalar başlığında ise kadınlar hakkında;

“Kadınlar sadece toplumumuzun yarısını oluşturdukları için değil, her şeyden önce birey ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde birinci derecede etkin oldukları için, yılların ihmali sonucu biriken her türlü sorunlarıyla ilgilenilmesi, partimizin öncelik verdiği bir konudur. Bu nedenle;  kadınların kamusal yaşama katılımının özendirilmesi için gerekli tüm önlemler alınacaktır. Kadınların partimize üye olmaları ve siyasette faal rol oynamaları özendirilecektir

Kadınla ilgili dernek, vakıf ve sivil toplum örgütlerine destek sağlanacak; kadınları ilgilendiren yasal düzenlemeler yapılırken bu örgütlerle işbirliği yapılacaktır. Kadına yönelik şiddetin ayrıca cinsel ve ekonomik istismarın önlenmesi, partimizin öncelikli politikaları arasında yer alacaktır.

Kadın intiharlarının, töre ve namus cinayetlerinin sık görüldüğü yörelerde kadınlara ve ailelerine yönelik önleyici ve eğitici çalışmalar yapılacaktır. Yerel yönetimlerin kadınların sorunları ile ilgili çalışmalar yapması teşvik edilecektir. Kırsal kesimde yaşayan kız çocuklarına yönelik olarak yaşadıkları bölgelerin koşullarına uygun eğitim projeleri geliştirilecek, bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşları desteklenecektir.

Kız çocuklarının okullaşma oranını artıracak politikalar uygulanacak, onların eğitiminin önündeki engeller kaldırılacak, özellikle kırsal kesimlerde ailelerinin bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılacaktır. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ile getirilen ilkelerin uygulanması sağlanacaktır’’ ibarelerine rağmen kadınların siyasette temsiliyle ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemesi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi maddesiyle çelişen bir durum ortaya çıkarmaktadır.

KADIN ADAYLAR KONUSUNDA EN TUTARLI PARTİ HDP

CHP’nin parti programında ise kadınlarla ilgili politikalarını, “Cinsiyet Eşitsizliği” başlığı altında ele aldığı görülüyor. Parti programında kadınlarla ilgili olarak; “Kadın Veri merkezleri, Kadın merkezleri ve Ulusal kadın konseyi kurularak kadın sorunlarının katılımcı bir yaklaşımla çözüleceği” ileri sürülmekte, ayrıca “TBMM’de Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kurulacağı, siyasette karar verme mekanizmalarında kadın oranın arttırılacağı ve yerel ve genel seçimde aday olmaları özendirileceği” ifadeleri yer alıyor.

CHP’nin parti programı her ne kadar eşit temsil yönünde olumlu bir görüntü çizse de parti MYK’sında kadın temsilinin yüzde 17 olması, programdaki iddiaların gerçeğe dönüşmediğini gösteriyor!

İttifakların içindeki diğer partiler İYİ Parti, MHP ve HDP’nin programları incelendiğinde programla uygulama arasındaki en tutarlı partinin HDP olduğu görülüyor.

Eş başkanlık sistemini hayata geçiren partinin programında kadınların siyasete eşit katılımının güvence altına alınacağı bilgisi yer alıyor. İYİ Parti programında ise; İYİ Parti’nin, eşit temsilin teminatı olacağı; siyasette, devlet kurumlarında kadın kotası getirileceği yer alıyor. Kadınların temsili için güçlü iddiaların olduğu parti programına rağmen İYİ Parti MYK’sında kadın oranı yüzde 23’le sınırlı kalıyor.

Parti programları incelendiğinde metinler toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde pozitif bir tablo çizmesine rağmen partilerin içindeki yönetim ve karar mekanizmalarında kadın oranının düşük olması programlarla aksi ve tutarsız bir tablo oluşturmaktadır. Parti tüzüklerini incelediğimizde de benzer durumlarla karşılaşıyoruz.

Parti programında kadınlarla ilgili birçok çalışma yapacağını belirten AKP’nin tüzüğünde toplumsal cinsiyet kotasına yer verilmiyor ve kadın kolları yönetiminin atama yoluyla belirleneceği ifade ediliyor. Fermuar sistemini meclise sunan ve programında da cinsiyet eşitliğine geniş yer ayıran CHP tüzüğünde ise yüzde 33 cinsiyet kotası uygulanacağı belirtiliyor.

Millet İttifakı’nın ikinci kalesi olan, genel başkanlığını Meral Akşener’in üstlendiğiİYİ Partiparti tüzüğünün 13. Maddesinde;“Parti teşkilatlarının oluşumunda, milletvekili, il genel meclisi, belediye meclis üyelikleri aday tespitinde, il, ilçe, belde yönetim kurullarının seçiminde, kongre ve kurultay delegeliği seçimlerinde, Merkez disiplin kurulu ve il disiplin kurulu üye seçimlerinde, genel idare kurulu seçimlerinde asil ve varsa yedek üyeliklerde ayrı ayrı olmak üzere en az %25 cinsiyet kotası uygulanır”ibaresi yer alıyor.

İYİ PARTİ’DEKİ KADIN LİDER – ERKEK KADRO TEZATLIĞI

Genel başkanı kadın olan, parti programı ve tüzüğünde kadınların eşit temsiliyetine vurgu yapan İYİ Parti MYK’ında kadın oranının düşük olması belirtilen ifadelerle tezatlık yaratıyor.

Cumhur İttifakı’nın ikinci ortağı MHP’nin ise parti tüzüğünde ise cinsiyet kotasına dair herhangi bir ibare yer almıyor.

CHP’nin meclise sunduğu cinsiyet kotası ve fermuar sisteminin en büyük katkı sağlayıcılarından biri olan Kadın Adayları Destekleme Derneği Başkanı Nuray Kadıoğlu’na göre Ülkemiz için demokrasiden bahsedeceksek öncelikle temsildeki eşitsizliğin ortadan kaldırılması gerekiyor. Kadıoğlu yasa tasarısının reddedilmesi ve siyasetteki eşit temsil hakkı için bunları söylüyor:

Öncelikle geçtiğimiz aylarda CHP’nin meclise getirdiği cinsiyet kotası yasa önergesi neleri kapsıyor önerge hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Yıllardır kadın hareketinin özellikle ana çalışma konusu olduğu için KA.DER’in de mücadelesini verdiği temsilde eşitlik çalışmalarının paralelinde CHP’nin hazırladığı, 8 Mart 2021’de Meclis’e sunulan kanun teklifi 30 Kasım 2021 günü Meclis gündemine geldi, ancak AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi.

Kanun teklifi, kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilecek yöntemler olarak kabul edilen %50 cinsiyet kotası ve fermuar sistemini içeriyordu.

Bu kanun teklifinin AKP ve MHP Milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiş olmasından dolayı üzgün olduğumuzu ifade etmek isterim. Dilerdim ki AKP ve MHP’deki milletvekilleri bu kanun teklifini onaylasınlar, en azından bütün partilerdeki kadın milletvekilleri bu kanuna sahip çıksınlar. Çünkü kadın temsili partiler üstüdür.

EŞİTSİZLİĞİN SÜRDÜĞÜ MECLİS ÇATISINDA KADININ ADI YOK

Cinsiyet eşitliği içermeyen bir meclis dağılımı, cinsiyetler arası haklar ve uygulamalarda derin bir uçurum yaratmaktadır. Biz kadınlar eşit temsil konusunda ısrarlıyız; çünkü kadınlara karşı şiddet, kadın cinayetleri, yaşanan hak ihlalleri, ihtiyaçlar, görece güvencesiz işlerde daha düşük ücretlerle çalışmak gibi başlıklarda kadınlar yararına kamu politikaları oluşturulmamaktadır. Toplumsal kaynaklar da sorunların çözümünde verimli olarak kullanılmamaktadır. Bu da ayrımcılık ve şiddetin göz ardı edilmesine, sorunların kendini yeniden ve yeniden üretmesine neden olmaktadır. Güç eşitsizlikleri de devam etmektedir.

Ülkemiz için demokrasiden bahsedeceksek öncelikle temsildeki eşitsizliğin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kadınlarla erkekler arasında fiili eşitliği sağlamak devletin görevidir ve bu konu ayrıca ülkemizde anayasa ile teminat altına alınmıştır. Ülkemizde biz kadınların temsil hakkı, 87 yıl önce yasayla teminat altına alınmıştı. 87 yıldır demokrasi ve temsilde eşitliği sağlamak, eşit yurttaş olduğumuzu kâğıtta değil hayatta görmek, sesimizi duyurmak, yaşam hakkımızı korumak, güvenli kamusal alanlar, mahallelere kreşler, engelli dostu kentler, yeşil, çevreci, eşitlikçi politikalar gibi birçok konu için mücadele ediyoruz. Tüm bu haklı talepler eril zihniyetle yan yana gelip neden görmezden gelinir?

Eşitsizliğin sürdüğü meclis çatısında kanun tekliflerinde, meclis araştırma önergelerinde, soru önergelerinde, komisyon raporlarında, basın toplantılarında kadının adının kaç kez geçtiğine bakmak gereklidir. Bu nedenle o gün TBMM’de temsilde eşitlik adına oy kullanıldı ve biz kadınlar bir kez daha anladık ki Mecliste de olsa bu ayrımcı zihniyetin cinsiyeti yokmuş.

Genel kurulda görüşme sırasında AKP grup sözcüsü öneriyi eleştirerek “Çok samimiyetsiz bir teklif. CHP niye kendine uygulamıyor? Bir kadın grup başkanvekiliniz bile yok” dedi siz bu eleştiriye katılıyor musunuz?

Aslında böyle bir kanun teklifini hazırlama noktasına gelmiş bir partinin bunu kendi işleyişi içerisine yerleştirmiş olmasını elbette bekliyorsunuz. Aksi halde bu tür bir eleştiri ile karşılaşmanız gayet normal. Kendi özeleştirilerini yapmaları için bir fırsat bu. Ancak AKP grup sözcüsünün bu teklifin reddini böylesi bir çıkışla meşrulaştırası, konunun esasından uzaklaşmaktır.

Dünyada siyasi temsilde eşitlik sağlayan ülkelere baktığınızda görüyorsunuz ki, değer eşitliği ve fermuar sistemini, seçim yasalarına ve siyasi parti sistemlerine dâhil etmedikçe, münferit çabalar yeterli olmuyor. Sonuç olarak, partilerin toplumları geliştirmek ve daha iyi yaşam koşulları sunmak gibi temel görevleri vardır.  Ancak ülkemizde ataerkil zihniyetin siyaseti hâlâ erkek işi olarak görmesinin partiler içerisindeki yansımasını uygulamada temsilde eşitsizlik olarak görmekteyiz.

CHP’nin tüzüğünde yüzde 33 kadın kotası var. CHP önerdiği fermuar sistemini tüzük değişikliği yaparak neden önce kendi partisinde uygulamıyor?

Konu sadece CHP değil, diğer partiler içerisinde de farklı oranlarda cinsiyet kotaları var, ama tam olarak uygulanmadığını biliyoruz. İlçe, il yönetim kurullarında, delege belirlenmesinde kota sistemi tam olarak uygulanmıyor. Bu da bize parti içi kota sisteminin siyasi partiler yasası içerisinde zorunlu olarak yer almadıkça, yetersiz kaldığını gösteriyor.

Siyasette cinsiyet kotasına ihtiyaç duyulmasının temel nedeni, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kadınların mecliste yeterince temsil edilmemeleridir.

 

ALMANYA’DA KADIN TEMSİLİ YÜZDE 34’E NASIL GELDİ?

Siyasi partilerin tabanında erkek egemen bir yapı söz konusu olduğu için listeleri oluşturanlar erkekler. Kadınlar parti çalışmalarına etkin olarak katılamıyor. Aile içi sorumlulukların eşit olarak paylaşılmaması, finansmana erişiminin kısıtlı olması, kültürel kodlamalar, zaman yokluğu gibi nedenlerle kadınların siyasetin işleyişine tam olarak katılmaları ve hak edilen pozisyonlara ulaşmaları mümkün olmuyor. Eğitimli ve siyasette yer almak isteyen kadınlar bir süre sonra parti çalışmalarından uzaklaşıyor. Bunun sonucunda da, parti genel başkanı, “siyasete talip olan kadınlar az olduğu için listelere koyamıyoruz” diyebiliyor. Kotayı uygulayamama konusunda da kadınları sorumlu tutabiliyor.

Parti tüzüklerine baktığımızda, CHP’de % 33;  İYİ Parti’de  %25; Deva ve Gelecek Partisi’nde 1/3’tür %33 kadın kotaları var. Peki buna rağmen neden başarılı olamıyoruz? Biz bu sorunun cevabını bulmak zorundayız. Bütün Avrupa’da değişim kotalarla gelmiştir. Batı Avrupa’da 80’li yıllarda, 90’ların başında Almanya’da kadın temsili oranı %5 iken, bugün Almanya’da kadın temsil oranı %34’tür.

1995 yılında, Pekin Deklarasyonu sonrası her ülkede bir değişim başlıyor. Kuzey Avrupa ülkelerinde, yani Almanya, İsveç, Norveç gibi ülkelerde temsil konusu büyük oranda parti tüzüklerine bırakılmış; diğer Avrupa ülkelerinde, -örneğin Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz’de- kota kanunlarla uygulamaya koyulmuştur. Mesela Fransa’da kadın milletvekili temsili %39,5; bakan temsili oranı %50. 1999’da anayasayla pozitif ayrımcılığa izin veren maddeyi koyuyorlar. Ardından 2000 yılında, etkin eşitlik kanununu meclisten geçiriyorlar. Artık partiler eşit temsil öngörmediklerinde maddi ceza alıyorlar.

Almanya ne yapıyor? Kuzey Avrupa tarzı modellerde daha çok iradi kota denilen modelde, parti tüzüklerine bırakıyorlar. Ama orada da hem şansölye ve bakanlıklarda hem de mecliste yüksek bir kadın temsili var. İspanya’da şu an kadın temsili mecliste %43,5; bakan temsili ise %50. Onlar da aynı şeyi yapıyorlar. 2007 yılında bazı seçimler için kota getiriyorlar ve eşitlik genel sekreterliğini kuruyorlar. Portekiz’den başarılı bir başka örnek: Meclis temsili %40; bakan temsili ise %42. Orada da 2006’da eşitlik kanunu çıkıyor. Partilerin eşit temsili sağlamaları gerekiyor. Aksi takdirde kamu yardımlarını almaları engelleniyor. Bu arada kotaya karşı çıkanlar hak etmeyenlerin başka birinin yerini aldığını iddia ediyor. Biliyoruz ki eşitliği sağlamak için bazen zorlayıcı tedbirler gerekiyor. Değişim sonra kendiliğinden geliyor.

Parlamentodaki kadın vekiller siyasal partilerin vitrini sayılıyor. Seçim döneminde bu vitrine aday çıkarmak için yarışılıyor vitrin arkasına baktığımızda partilerin içindeki kadın siyasetçilerin durumu nasıl?

KA.DER SORUMLULUĞUNUN FARKINDADIR

Birileri böyle görmek istiyorsa bile bizler bu tanımlamayı kabul edemeyiz. Eşit temsil ve eşit katılım özümsenmeyip araçsallaştırılırsa partiler içinde antidemokratik yaklaşımlar kendiliğinden oluşur. Kadın vekiller siyasal partilerin vitrini değildir, olmamalıdır, mecliste bir fark yaratmalıdırlar. Ancak feminist bakış açısına sahip, kadın hakları için mücadele verecek kadınlar sayesinde demokraside fark yaratılacaktır. Hukuk devletinde kadın hakları konusunda fark yaratacak, İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi için mücadele verecek, ceza yasalarında gerekli iyileştirmeler için çalışacak, çevre hakları konusunda mücadele edecek kadınlar var ve bu kadınların Meclise taşınması eşit temsil ve eşit katılım için gereklidir.  Bu amacı gerçekleştirmek için toplumsal motivasyon yaratmak zorundayız. Ka.Der olarak bunun için çalışıyoruz. Sadece siyasette değil, yargıda, ekonomide, kamu yönetiminde her alanda karar mekanizmalarında kadın oranını yükseltmek gerekiyor. Şu an üst yargıda da, HSYK’da, AYM’de, rektörler arasında kadının adı yok. Bizim mücadele alanımız yalnızca parlamentoda eşit temsil değil, kadınların her alanda eşit temsil edilmesidir.

Her alanda yönetim kademelerinde fırsat eşitliği sağlandığında, değişime önderlik edecek kadın sayısı da artacaktır. 21. yüzyılın kadınların yüzyılı olduğunu ve artık kadınların ‘Ben de varım!’ dediğini sıklıkla duymaktayız.

Ka.Der’in bu anlamda sorumluluğunun farkındayız, güçlendirici ve dayanışmacı bir politika izliyoruz ve gerçekleştirdiğimiz projelerle özellikle yerelde kadınlara dokunmaya gayret ediyoruz.

Sonuç olarak Türkiye’de mecliste yer alan partilere baktığımızda birçok partinin tüzüğünde ve programında yer vermesine rağmen uygulamada kadınları karar ve yönetim mekanizmalarının dışında bıraktığını görmekteyiz. 87 yıl önce dünyadaki birçok ülkeden önce kadınlarına seçme ve seçilme hakkı veren bir ülkenin bugün meclisteki kadın oranına göre birçok ülkeden geri kalmış olması demokratik ayaklarından birinin eksik olduğunu gösterir. Mevcut iktidar konu hakkındaki düzenlemeleri kilitlemek yerine parlamentoda grubu bulunan diğer partilerle işbirliği yaparak fermuar sistemini hayata geçirmelidir.

(*)Bu yazı  27. Dönem Milletvekili seçimlerinin ardından mecliste grubu olan partiler gözetilerek yazılmıştır. Seçimlerin ardından kurulan Deva, Gelecek, Memleket ve Türkiye Değişim Hareketi Partilerinin parti programları ve parti tüzükleri bir sonraki yazıda ele alınacaktır.

(*) Millet İttifakı’nın içerisinde yer alan diğer parti Saadet Partisi’nin parti tüzüğünde kadınlarla ilgili bir ibare yer almaz

(*)https://ka-der.org.tr/wp-content/uploads/2021/12/27.-Donem-MV-Seciminde-Toplumsal-Cinsiyet-Esitligi.pdf

(*)Ebru Demirel, UN Women-IPU ‘Siyasette Kadın 2021’ Haritası için bkz, İnternet adresi: https://turkey.un.org/tr/115804-un-women-ipu-siyasette-kadin-2021-haritasina-gore-parlamentolarda-bakanliklarda-devlet-ve

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Meltem Suat
Meltem Suat
1994 İstanbul doğumlu. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümünde okudu ulusal ve yerel medya kuruluşlarında çalıştı. Journo, Daktilo1984, NewslabTurkey gibi sitelere içerik yazan Suat mesleğini serbest olarak sürdürüyor. Daktilo1984'te Mutfakta Ne Var isimli toplumsal cinsiyet odaklı podcast serisini hazırlayıp sunuyor.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
49,297TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI