Söyleşi: Pelin Teymur

CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel ile referandum sonrası CHP’nin siyasetini, uyum yasalarında CHP’nin tavrını ve Hayır’ın yol haritasını konuştuk.

-Öncelikle referandumdan çıkan yüzde 49’u nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bu yüzde 49 aslında dilimize bile yerleşmemesi gereken bir şey. En az yüzde 50+1 oy aldığımıza ancak YSK’nın aldığı tarihi skandal kararla bu işin resmen yüzde 49 ama fiilen yüzde 50’nin üzerinde olduğuna inanıyoruz. Şunu özellikle söylemek istiyorum: Kenan Evren’in dipçikle yaptığını copla, biber gazıyla yapan, Kenan Evren’in şeffaf zarflarını mühürsüz zarflarla yapan, Kenan Evren’in tutuklu liderlerine karşı tutuklu milletvekilleri ayıbını yaşatarak OHAL’de yapılan bu değişiklik; ilk günden başlayarak yapılan meşruiyet tartışmasından hiçbir zaman kurtulamayacak. AKP’nin yöneticileri, ‘evet’ cephesinin savunucuları Türkiye’den ayrılırken yaptıkları bazı açıklamalarla bu meşruiyet tartışmasından kurtulacaklarını sanıyorlar ama bu tartışma öyle bir şey ki indikleri havaalanında bile kendilerini karşılayacak. Bütün dünya kamuoyunda Türkiye’yi son derece tartışmalı bir hale getirdiler.

Adı 49’da olsa 50’de olsa her iki kişiden birinin AKP’nin frensiz ve dengesiz bu anayasa değişikliğine karşı fiilen kendisini fren ve denge haline getirdiği ve “Durun o kadar kolay değil, karşınızda biz varız” diyen yüzde 50’yi son derece kıymetli buluyoruz. Burada önemli olan, bu yüzde 50’yi anlamak, kıymetini bilmek, varlığını kendisine mal edeyim derken, değersizleştirmemek ve dağıtmamak.

-Uyum yasaları sürecinde ana muhalefet partisi nasıl bir tavır sergileyecek?

Aslında uyum yasalarında, anayasaya uyumun bu süreçte yaşanacak dört tane adımı olacak: Birincisi yaşandı, cumhurbaşkanı gitti kurucusu olduğu partiye üye oldu. Aslında burada da büyük bir hukuksuzlukla başladılar işe. Anayasadaki; “Varsa siyasi partisi ile ilişiği kesilir.” maddesi kalkmıştı ama Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu’ndaki “tarafsız olur, partisiz olur” ifadesi kalkmamıştı. Ancak buna rağmen gidip bu kaydı yaptılar. Aslında “Hayır çıkarsa vatandaşın en çok itiraz ettiği maddeleri çıkartıp anayasa değişikliğini yeniden oylatırız.” diyorlardı. Bütün anketlere bakıldığında vatandaşların en çok itiraz ettiği madde “cumhurbaşkanının partili olması”. Çünkü vatandaş tarafsız olmasını savunuyordu ama milli irade milli irade diyenler halkın en çok karşı olduğu adımı attılar.

İkinci adım HSK’daki ‘yüksek’ kelimesinin çıkarılması. Çünkü “En yüksekte ben varım, başka yüksek kabul etmem” şeklindeki megaloman anlayışla yönetiliyor ülke.

Üçüncüsü HSK’nın seçimleri. Bu noktada tam da beklendiği gibi at izinin, it izinin karıştığı OHAL döneminde yapılan referandumda at pazarlığına başladılar. Yüksek yargı üyeleri milletvekili odaları arasında mekik dokumaya, CV’lerini iktidar partisindeki milletvekillerine bırakarak, dünyada hiçbir yerdeki yüksek yargı üyelerinin yaşamadığı bir rezaleti yaşadılar. AKP ile MHP arasında bir at pazarlığı yaşanıyor. Bu at pazarlığında biz aradan çekilerek onları tarihi sorumlulukları ve utançlarıyla baş başa bıraktık.

CHP, HSK seçimlerinde oy kullanmayarak bunları meşrulaştırmadı. Ne desteklediğimiz bir aday var ne de adaylar arasında bir fark görüyoruz. Kim olursa olsun hukuktan eksik ve meşru olmayan anayasanın üreteceği her yapının karşısındayız.

Dördüncü mesele de yapılacak olan uyum kanunları. Uyum kanunlarında AKP ile MHP’ye meydanı boş bırakıp istedikleri gibi at koşturmaları yerine yapacakları her uyum kanununda anayasa değişikliği komisyonunda nasıl itirazlarımızı dile getirmiş, bu konuda etkin muhalefet yaptıysak uyum yasalarında da en etkin en sert muhalefeti yapacağız. Ancak uyum yasalarına, bu gayrı-meşru anayasaya katkı sağlamayacağız, eleştirilerimizi meşruiyet zemininde tartışacağız. Meclis’te konuşacağız ama yaptıkları uyum yasalarına katkı sağlamayacağız.

-Siz 2019 sürecinde Hayır’ın yol haritasını nasıl tarif edersiniz?

Hayır’ın yol haritası şöyle olmalı: Yapılan referandumda AKP ve Saray 18 maddeyi anlatmaya kalktığında başarılı olmayacağını bildiği için bunu bir seçime çevirerek kampanya yürüttü. İçerik tartışmadılar ama kulaklarda ne kaldı: “Ey Kılıçdaroğlu” kaldı. Hatta şöyle bir ironi yapmak da mümkün: “Kılıçdaroğlu SSK Genel Müdürü’yken çarşaflar kirliydi, o yüzden ‘evet’ verin” dediler. Ben daha önce söylemiştim: “Oyları sayarsanız başka bir rakam çıkar ama bu bir rejim değişikliği; oylar sayılmaz tartılı.” diye. Bu lafın ne demek olduğunu AKP ile MHP’nin toplam yüzde 61 oy oranı varken, yüzde 50’yi alamadıkları gece gördüler.

Türkiye’de CHP’nin ve Hayır bileşenlerinin oy toplamının çok üstünde bir ‘Hayır’ çıktı. Bu meselenin sayım değil tartım olduğunu, rejim değişikliğine karşı olduğunu gösteriyor. Her iki kişiden biri Hayır derken; evet diyen her iki kişiden birisi de kendi ‘evet’inden emin olmadan, bunu bir genel seçim atmosferinde verdi.

Hayır’ın yol haritasında yöntem basit. Bu hayırı büyütmek, bu hayırı parçalamamak çok önemli. Bunun bir yolu var: ‘Hayır daha bitmedi’ demek ve yapılacak ilk seçimleri bir genel seçim olarak değil, bir referandum olarak görmek ve vatandaşa da öyle sunmak, vatandaştan destek istemek. Bir genel seçim yapılırsa elbette partiler kendileri için oy isterler ama iki sandık beraber kurulacak. Sandıklardan bir tanesinin parlamento oluşumu için olduğunu görüp, liderlerin kendi parlamento gruplarının başında, parlamenter sistemden umudu kesmedikleri için milletvekili adayı oldukları; ama hayırın ortak bir cumhurbaşkanı adayının olduğu ancak bu adayın aşırı yetkili, hiper yetkili, kuvvetler ayrılığını ayaklar altına alan, bu yeni anayasa değişikliğinde tanınan yetkileri kullanacak Tayyip Erdoğan’ın rakibi değil; aksine yeniden parlamenter sisteme dönüşü vadeden, demokrasiyi vadeden sadece 18 maddenin yarattığı anayasal tahribatı ortadan kaldırmayı değil, 12 Eylül Anayasası’nın tümüne itirazı olan ve halkçı, demokratik, emeği sömürülen kesimleri gören ve onlar için bir şeyler söyleyen 2017’nin tam demokratik anayasasını ortaya koyacak bir yaklaşım olması gerekiyor.

Hayır’ın ortak adayının yeniden demokrasi, yeniden kuvvetler ayrılığı, yeniden parlamenter sistem ve 2017 Avrupa’sının ve dünyanın ortak değerlerini kucaklayan, tüm kesimler için daha çok hak ve özgürlük vaat eden bir anayasa vaat etmesi gerekiyor. Bunun yapmanın yolu; Hayır bileşenlerini birbiriyle temas etmeye, konuşmaya, bu işin daha bitmediğine inanmaya ve yapılacak ilk seçimlerde Tayyip Erdoğan kazanırsa tek adam rejiminin başlayacağı ama karşısındaki aday kazanırsa parlamenter sistemin, demokrasinin ve Türkiye’nin yeniden kazanacağı bir seçimi ortaya koyması gerekiyor. Bunun için önce bir sözlü mutabakata sonra bir hukuk zeminine, sonra bunu güçlendiren bir anayasa yapma iradesine ve mümkünse bir anayasa metin önerisine ve bunu sadece hayırın değil tüm Türkiye’nin tartışmasına açmaya ihtiyaç var. Biz AKP’nin ortaya koyacağımız böylesine demokratik bir anayasa karşısında önemli bir çıkmaza ve açmaza sürüklenebileceğini değerlendiriyoruz.