Cumhuriyet gazetesi yazarı Özgür Mumcu İngiltere’de, Muhafazakar Parti’nin tek başına iktidar olmasını sağlayacak çoğunluğu elde edemediği seçimin ardından bugünkü yazısında Jeremy Corbyn’i yazdı.

Mumcu “Vakti gelen sol dalga” başlıklı yazısında 12 Eylül Darbesi’nin ardından 1988 yılında Başkbakan Margaret Thatcher döneminde Kenan Evren’in Kraliçe Elizabeth’in davetlisi olarak Birleşik Krallık ziyaretine karşı Jeremy Corbyn tarafından hazırlanan ve Evren’in İngiltere ziyaretini onaylamayan imza kampanyasına değindi.

“ABD’de Bernie Sanders’ın, Birleşik Krallık’ta Corbyn’in, İspanya’da Podemos’un her şeye rağmen Yunanistan’da SYRIZA’nın gösterdiği, otoriter popülist sağ ile neoliberal ‘merkez’ arasında sıkışmışlığa bir çare olduğu”nu ifade eden Mumcu bu çarenin aynı zamanda Türkiye’de de bir çare olduğunu dile getirerek 1988’de doğru tarafta duran Corbyn’in bugünde tarihin doğru tarafında olduğuna dikkat çekti.

Mumcu yazısını şöyle sonlandırdı: “Bizde de kendine ve halka güvenen bir sol dalganın vakti gelmedi mi?”

Mumcu’nun yazısının tamamı şöyle:

Sene 1988. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Kraliçe Elizabeth’in resmi davetlisi olarak Birleşik Krallık ziyaretinde. Başbakan ise Margaret Thatcher. Askeri bir darbeyle iktidara gelmiş Evren için önemli bir ziyaret. Meşruiyetini uluslararası platformda iyice pekiştirmek niyetinde.

Cumhuriyet gazetesinin 2 Temmuz 1988 tarihli sayısında bu ziyaretle ilgili küçük bir haber:

“Ana muhalefet İşçi Partisi Milletvekili Jeremy Corbyn tarafından hazırlanan ve ilk siyah kadın milletvekili Diane Abbott başta olmak üzere ilk aşamada 32 kişi tarafından imzalanan önergeye, en az 60 imza daha atılacağı sanılıyor. ‘General Evren’in İngiltere’yi ziyaretini benimsemiyoruz; ziyaretin Türkiye’de demokrasi olduğu şeklinde yanlış bir kanı yaratacağı görüşündeyiz. Kendisinin 1980 askeri müdahalesini yaptığını, binlerce sendikacının hapsedilmesine neden olduğunu, Kürt halkına karşı bir savaş yürüttüğünü hatırlatıyoruz’ denen önergede, ayrıca bütün siyasal tutukluların serbest bırakılması ve Türk halkı için sendikal ve siyasal özgürlük garantisi verilmesi isteniyor.”

Parti’nin sol kanadını temsil edenlerden o genç adam bugün İngiliz İşçi Partisi’nin lideri ve önceki günkü seçimlerde beklenmedik bir başarı gösterdi. Haberde adı geçen Diane Abbot ise partinin sağ kanadına rağmen, Corbyn’i parti başkanlığına aday gösterme cesaretine sahip 36 milletvekilinden biri. Bir süre Corbyn’in gölge kabinesinde içişleri bakanıydı.

Tony Blair’in bir merkez sağ parti haline getirdiği İngiliz İşçi Partisi, bu seçim sonucuyla beraber yüzünü sola çevirmesine halktan da meşruiyet kazandı. Corbyn’i belki de Muhafazakâr Parti’den daha fazla zorlayan partisi içindeki “merkezciler” ile medyadaki kanaat önderleri de partinin yeni liderine vurmaya çalıştıkları “seçimde başarı kazanamaz” damgasının boşa gittiğini gördü.

İşçi Partisi, sosyalist bir seçim programı sundu. Programda kapsamlı kamulaştırma, enerjide kamusal mülkiyet esası, sosyal haklar da büyük ilerlemeler yer alıyor. Corbyn, Avrupa Birliği’nden çıkışta da sermayeyi değil, çalışan kesimi kollayacak bir plan öngörmekte.

Hükümet kuramasa da seçimin galibi sol seçim programıyla İşçi Partisi. Parlamentoda kayba uğrayan ve hükümet kurması pamuk ipliğine bağlı Theresa May ise ava giderken avlanmış ve muhtemelen siyasi kariyerinin sonuna gelmiş biri.

Teknokrat, 90’ların ezberiyle hareket eden neoliberal ekonomi politikalarına isyan, yeni popülist hareketlerin tekelinde değil. Söz konusu hareketlerin son 30 senede kazanılmış toplumsal değerlerdeki ilerlemeye sekte vurmasının önündeki engel de sisteme soldan isyan etmek.

ABD’de Bernie Sanders’ın, Birleşik Krallık’ta Corbyn’in, İspanya’da Podemos’un her şeye rağmen Yunanistan’da SYRIZA’nın gösterdiği, otoriter popülist sağ ile neoliberal “merkez” arasında sıkışmışlığa bir çare olduğu.

Bu çare aynı zamanda Türkiye’ye de çaredir. 1988’de tarihin doğru tarafında duran Corbyn, kuvvetle muhtemel ki bugün de tarihin doğru tarafında. Bizde de kendine ve halka güvenen bir sol dalganın vakti gelmedi mi?