Devlet okullarında kayıt işlemi başlangıcından itibaren oluşan birkaç gider kalemine göz atalım. Okulların açılmasıyla birlikte, mağaza camlarında en kaliteli en ucuz okul kıyafetleri bizde afişleri göze çarpıyor, dikkat etmişsinizdir. Göze çarpmayan diğer gider kalemi, kayıt öncesi okullara gittiğimizde yasal olmayan ancak bakanlığın okullara gönderdiği bütçe okulun ihtiyacını karşılamadığını söyleyen idarecilerin topladığı yasal olmayan kayıt ücretleri.

Birkaç gider kalemi bile, eğitimin başlangıcından bitişine kadarki sürecin, aileyi zora sokacak maliyetleri olan bir durum. Devletin eğitimi zorunlu kılarken dahil bir piyasa oluşturma, bu piyasayı eğitimin yan dallarıyla besleme girişimi, bu girişimler sonucunda, 12 Eylül sonrası cemaatler hem fiziksel hem de içeriksel girdileri ile kendilerine büyük bir alan oluşturdular. Bilimsel eğitimin içinin boşaltılıp, dogmatik düşüncelerin gençlikten başlayarak yerleşiklik kazanması için verdikleri gayrette sermaye sınıfı iktidarları tarafından görüldü ve desteklendi.

Hayatımıza giren dershaneler, Üniversite sınavını kazanmamız da olmazsa olmaz bir yere oturdu. Bu sektöre müşteri garantisi, devletin kendi okulunda verdiği eğitimin bu sınavlarda başarıya ulaşmanın imkansızlığıyla verilmiş oldu. İşin özeti eğitim başlangıçtan sonuna kadar büyük bir bütçe istiyor.

Bu bütçeye ulaşmak bugün daha zor. Tarihin en derinlikli ekonomik krizinin içinden geçerken, ücretlerin hayat pahalılığı karşısında her gün gerilemesi, yedi milyona yaklaşan işsizlik çocuklarında aile bütçesine katkı koymasını zorunlu hale getiriyor.
İçinden geçilen koşullarda eğitime bütçe ayıramayan ailelerin çocukları için ders zili çalmadı. Çocuk işçiler eğitim aldıktan sonra başlayacakları çalışma yaşamına, erkenden giriş yapıp, ucuz iş gücü olarak üretim sürecinin bir parçası oluyorlar. Geçmişte türbana özgürlük adına, eğitim hakkı adına yükseltilen itiraz, çocuk işçilerin eğitim hakkı için ise sessizlik hâkim durumda.

İtirazcıların ittifakı cemaatler, emekçi mahallerinde kök salarken, Refah partisi türbanlı kadınların üniversiteye girememesini siyasetinin merkezine oturtup, eğitip hakkının gaspından söz edip yaygara koparmakla meşguldü.

Aynı yaygara milli görüş geleneğinin temsilcisi AKP tarafından da uzunca bir dönem sürdürüldü. Eğitim hakkının “gaspı “herkes tarafından karşı çıkılacak bir durum oluşturdu. Türbana özgürlük eylemleri yapan solcular, özgürlük sevdalısı liberaller bu kadar geniş bir kesimin desteği cemaatlerin meşruluğunu gün be gün artırdı. Gülen cemaati eğitim alanında güçlü iken AKP ile olan ittifakında dışarda kalması cemaatlerin (Vakıfların) eğitimin dışında kaldığını göstermez. Merkezden eğitim politikasını belirledikleri açık.
Ücretli eğitime karşı bir mücadele örerken, cemaatler dışarda kalamaz, çocuk işçilikle mücadele ederken, yoksullukla mücadele geride kalamaz.