İşçi sınıfı ve sol bugün olduğu gibi dünde sermaye sınıfını rahatsız eden, siyasi, ideolojik, örgütsel önlemler alınmasını zorunlu kılan masanın, bir tarafında yer alır.

İşçi sınıfının siyasette yer alışı TİP’in kuruluşunda sendikacıların olması, bu sol partinin sınıfla kurduğu bağın güçlenmesi ve 1967 yılında DİSK’in kurulması geçmişteki sendikal mücadele birikiminin çokta üstünde bir örgütlülük sağlaması tesadüflerden oluşmamıştır. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu işçi sınıfını sendikalarla kontrol etmeye çalışan sermaye iktidarlarının bilmediği tarzda yürüttüğü mücadele, bu alışılmamış durum karşısında gençliğin emperyalizmi karşısına alan mücadelesi aynı zamanda işçi ve köylü mücadelelerinde önlerde bayrak sallandırması masanın karşısındakileri rahatsız etmiştir.

DİSK’in kuruluşuyla birlikte özel sektör alanını kapsayan, özellikle sanayi sektöründe yapılan toplu sözleşmeler bu sözleşmelerdeki işçi sınıfı için olumlu ekonomik kazanımlar işçi sınıfı nezdinde DİSK’i sempatik kılmayı başarmıştır.

Sermaye sınıfı ve iktidarı böyle bir sendikayı istemiyor, alıştığı sendikal tarzın tekleşmesi için DİSK’i tamamen işlevsiz kılacak 274 sayılı sendikalar yasası ve 275 sayılı toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt yasalarında yapılmak istenen değişiklikle Türk­-iş sendikasını işçiler için tek örgütlenebilecek sendika haline getirme girişimi 15 16 Haziran direnişini yarattı.

Bu iki gün burjuvazi için kâbus oldu. Bir rivayet olsa da büyük sermaye gruplarının yurt dışına kaçmak için havaalanlarına gittikleri söylenir. Yine bir rivayet Vehbi Koç’unda kaçaklar arasında olduğudur.

İşçi sınıfı bir tartışmaya da nokta koymuştur. Sermaye sınıfını kaçıracak devrimci sınıf olduğunu göstermiştir.

İstanbul’da ve Kocaeli’nde 150 bin işçi iki gün boyunca örgütlü olduğu sendikasına ve örgütlü olarak kazandığı ve kazanacağı haklarına sahip çıkmıştır. DİSK’i işçi sınıfı sendikası yapan budur.

12 Eylül’e giderken DİSK, DGM’ye hayır diyerek örgütlediği direniş, 1977 1 Mayıs’ında taksimde beş yüz bin işçiyi bir araya getirmesi, 1978 Maraş katliamına karşı Faşizme ihtar eylemleri düzenlemesi, işçi sınıfının siyasetle olan ilişiğini de artırmasını sağlamıştır. Sınıf sendikacılığı yapma gayretindeki bir sendikadan, öncü devrimci parti refleksi geliştirmesini beklemek hatalıdır. İşçi sınıfı örgütlüdür, sermaye sınıfı bu durumdan rahatsızdır. Liberal politikaların, 24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için bu darbe gerekliydi.

Bu darbe işçi sınıfına karşı yapılmıştır. DİSK’e yapılanlar bunun en açık göstergesidir.

  • 17 Eylül’de gözaltı süresi doksan güne çıkarıldı. DİSK yöneticileri ve üyeleri uzun süre yargıç önüne çıkarılmadı.
  • Milli Güvenlik Konseyi, 18 Eylül’de yayınlanan 8 No’lu kararı ile DİSK’in taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına el koyduğunu açıkladı.
  • 11 Kasım’da DİSK üyesi sendikaların yönetimine sıkıyönetim komutanlarınca belirlenen kayyımlar atandı.
  • 7 Aralık’tan itibaren 2364 sayılı Yasa ile tüm sendika üyelerini kapsayan Yüksek Hakem Kurulu uygulamasına geçildi. 12 Eylül’de gözaltına alınan altmış yedi DİSK yöneticisi tutuklandı.
  • Aralarında DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk’ün de bulunduğu 52 DİSK yöneticisi hakkında idam cezası istemiyle dava açılacağı basına açıklandı.
  • DİSK üyesi Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Budak, 25 Temmuz’da polis tarafından kurulan bir pusuyla sokak ortasında öldürüldü.
  • DİSK Davası 24 Aralık’ta İstanbul Sıkıyönetim Mahke­mesi’nde başladı. Yüz altmış dosya birleştirildi, toplam sanık sayısı bin dört yüz yetmiş yedi, hakkında idam istenilenlerin sayısı yetmiş sekize çıkarıldı.

Sermaye sınıfını bu darbenin nasıl mutlu ettiği Vehbi Koç’un Kenan Evren’e yazdığı mektupta gizlidir.

Sayın Kenan Evren,

Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir. Polis teşkilatı teçhiz edecek ve onu kuvvetlendirecek imkânlar genişletilmeli, gerekli kanunlar bir an önce çıkarılmalıdır.

İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyecek olan kanunlar asgari hata ile çıkarılmalıdır. Bazı sendikaların Türk Devleti’ni ve ekonomisini yıkmak için bugüne kadar yaptıkları aşırı hareketler, göz önünde bulundurulmalıdır.

DİSK’in kapatılmış olmasından dolayı bir kısım işçiler sendikal münasebetler yönünden bekleyiş içindedirler. Militan sendikacılar bu işçileri tahrik etmek ve faaliyeti devam eden sendikaların yönetim kadrolarına sızarak davalarını devam ettirmek niyetindedirler. Bu durum bilinerek hazırlanacak kanunlarda gerekli tedbirler alınmalıdır.

Komünist Parti’nin, solcu örgütlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, birtakım politikacıların kötü niyetli teşebbüslerini devam ettirecekleri muhakkaktır, bunlara karşı uyanık olunmalı ve teşebbüsleri mutlaka engellenmelidir. Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim.

Bugün sermaye örgütlerinin ve AKP’nin 12 Eylül darbesine karşı tutumları sahtedir. Bu darbenin siyasi, ideolojik amaçları başarılı olmuştur.

Bugün işçi sınıfı örgütsüzdür. Bugün DİSK ile işçi sınıfının bağı zayıflamıştır. Ancak içinden geçilen süreçte sermaye sınıfı ekonomik krizle karşı karşıya, bu kriz sürekli yönetilebilecek durumda değil. Bu durumda işçi sınıfının örgütlü refleks vermesi için eski deneyimler önemli eskinin tekrarı zordur. İşçi sınıfı için daha iyisi ve daha ileri taşıyacak modellerin ortaya çıkması Kaf dağının arkasında değildir.