Resmi açıklamalarda son 10 yılın en yüksek işsizlik oranıyla karşı karşıyayız. Bu rakam 4 milyon 668 bin kişi olarak açıklandı. Geniş tanımlı işsiz sayısı 7,5 milyonu geçmiş durumda. Enflasyon oranlarında yükseliş ile birlikte alım gücünün azalması ile işsizlikteki artış ekonomideki krizin boyutlarını yansıtıyor. Son bir yılda 1 milyondan fazla işçi işsiz kalmış, genç işsizlik ve kadın işçilikteki artış krizin faturasını sermaye sınıfı tarafından işçi sınıfına kesilmeye çalışıldığının kanıtı niteliğindedir. İktidarın reformlarını bu dönemlerde az da olsa işçi sınıfı lehine içermesi de beklenir. Kısa dönemli rahatlama dahi söz konusu değil.

Berat Albayrak’ın geçen hafta açıkladığı ekonomik reform paketinin tamamen arkasında olduğunu açıklayan TÜSİAD, pakette kriz koşullarında iktidarında sermaye kuruluşunda ortak düşüncesinin işçilerin kazanılmış hali hazırdaki haklarının ellerinden alınması noktasında hem fikir olmaları.

Krizden en fazla etkilenen işçi sınıfının alım gücündeki düşüş, işsiz kalma riskinin yüksekliğiyle birlikte çalışmaya devam etmesi ve büyük bir işsiz toplam karşımızdayken iyileştirme yerine kazanılmış haklara bir saldırı söz konusu.

Kıdem tazminatı ve bireysel emeklilik sisteminde yapılmak istenen değişikler patronların işgücünden kısarak karını artırması için muazzam bir fırsat yaratacak. Bunu hayata geçirirler ya da geçiremezler bu ayrı bir konu ancak engelleyici ve yeni hakların nasıl kazanılacağı işçi sınıfının örgütlülüğünü artırmasından geçtiği bir gerçek.
Türkiye’de işçilerin kısa vadeli çıkarlarını düşünerek, temkinli hareket ettikleri bir gerçektir. Bir gerçekte içinden geçtiğimiz kriz döneminde bu hareketsizliğin geçmiş dönem örgütsüzlük propagandasının, sendikaların sivil toplum kuruluş hüviyetine bürünmesinin de payı var.

Ekonomideki gelişmeleri değerlendiren bir yazı kaleme alıyorsam içerisinde muhakkak TÜSİAD geçiyor. Çünkü sermaye sınıfı ekonomik çıkarları için, hem tarihsel, hem de güncel örgütlü bir talep seslendiriyorlar. 1923’den bugüne siyasetin içerisinde yer alıyorlar. İşçi sınıfına sadece seçim dönemlerinde siyaset yapma hakkı tanırken iktidarlar, sermaye sınıfı için hayatın bir parçasıdır siyaset. Hem iktidarıyla, hem muhalefetiyle birlikte kendi çıkarları doğrultusunda örgütlü siyaset yaparlar.

İşçi sınıfı ve işçi sınıfının parçası olmayı bekleyen milyonlar, krizden kendi lehine güncel ve tarihsel kazanımlar için örgütlü siyaset yapmayı başarmalıdır.