Kapitalizmde gelecek kaygısı toplumda bencilliği, hayatın her alnında rekabeti ve eşitsizliği de birlikte yaratıyor. Eğitim piyasalaştırılırken niteliği önemsizleşiyor. Alıcısına pazarlama yöntemi çocuklarının bütün eğitim aşaması sonucunda iyi bir işe sahibi olacağı vaadi olurken velilerin gönlünü bununla birlikte parasını alıyor.

Eğitime ulaşmadaki eşitsizlik, gençlerin Üniversite okurken gelecek planlamalarını da etkiliyor. Devlet üniversitelerinde okuyan gençlerin birçoğu okudukları bölüm ne olursa olsun devlet kurumunda çalışıp iş güvencesi istiyor. Özel Üniversitede okuyan bir genç ise geleceğini kariyer zirvelerinde, hizmet sektöründe yönetici pozisyonunda yüksek maaşlı çalışma düşleriyle süslüyor.

Erdoğan’ın geçen gün gençlerle net üzerinden buluşmasında önerilerinden bir tanesi, gençlerin özel sektör hedefli planlamalar yapmalarını öğütlemesi oldu. Devletin ekonomideki yeri ve istihdam alanı AKP ile birlikte minimize edilirken bu çağrının kendisi zorunluluktur.

Patronlara işe alım sürecinden başlamak üzere istediği gibi işçi seçme, sonrasında çalıştırma hakkı verilirken, işçi adayı milyonlar için rekabet işe girebilmek, işe başladıktan sonra işini koruyabilmek için devam ediyor.

Eğitimli iş gücünün hizmet sektörüne yönelmesi bir algıyla oluşturulurken iş yerinde yükselme hayali bu algıyı cazip hale getirdi. İşin gerçek yüzüne biraz bakalım. Pazarlama alanında faaliyet yürüten bir işletme çalışanlar üzerindeki baskıyı yöneticiler üzerinden kurup, durmadan satış baskısı yaparken motive olmaları için pozitif konuşmaların yapıldığı toplantılar düzenlerler. Gerçekte olan ise fazla mesailerin ödenmemesi, günde 10 saatin üzerinde mesaiyle çalışma zorunluluğudur.

Yöneticilerin bu şartlardaki görevi işyerini sahiplenmek, sorumlu olduğu işçileri denetlemek ve daha fazla çalışmalarını sağlamak. Bu görev nedeniyle kendisine sağlanan ayrıcalıklar neler peki? Ücreti diğer işçilerden fazladır. Başkasına iş yaptırmanın hazzı ve diğer yönetici pozisyonundaki kişilerden, özel hayatındaki insanlardan tabi patrondan övgüler almak. Pazarlama sektöründe değişik yöneticilik pozisyonları vardır. Takım lideri, satış pazarlama müdürü, mağaza müdürü vs. İş yerindeki çalışma koşullarındaki sorunların sorumluluğunu da bu yöneticiler üstlenir. İşçilerin öfkesi patronları yerine yöneticiye yönelir.

Dönen çarkın gevşeyen vidalarını sıkma görevi üstlenirler. Gençlerin kariyer planlamasında bu görevlerde çalışmak vardır. Ancak bu görevde çalışanların sayısı azdır. İBF mezunusundur kendini beyaz eşya standın da müşteriye ürünün özelliklerini anlatırken bulursun, mezun olup uzun bir süre işsiz kaldıktan sonra.

Bu sistemde gelecek planlamasını sistemin çıkarı ve isteklerine göre yapmak zorunda bırakılırsın. Her yerde eşitsizlik barındırır okulda, işyerinde, hastanede bu eşitsizliklerden kurtulmak için aracılara değil sömürünün merkezine öfkeyi oturtmak gerekiyor. Öfke örgütlenirse dönen çarkın gevşeyen vidalarını sıkmak hiçbir yöneticiye nasip olmaz.