AKP iktidar olduğu süreçte kendi sermaye gruplarını da yarattı. Sermaye sınıfı geleneksel yapısıyla birlikte zenginleşti. 17 yıllık süreçte iktidara özellikle Erdoğan’a karşı oluşan tepkiler iktidar döneminde oluşan serpilen sermaye gruplarına da yöneldi. Bu tepkiler önemli ancak bir sermaye grubuna karşı bir diğerini tercih etmemek şartıyla tabi.

Yakın zamanlı sermaye sınıfının işçilere yaşattıklarına dair iki farklı olayı aşağıda yazacağım.

Sermaye sınıfının ortak noktası üretim sürecinde ne kadar kazanırımın ötesinde herhangi bir farklılık içermez. Koç holding geleneksel sermayenin en önemli temsilcisidir. 2018 yılının son üç ayındaki net karı 1 milyar 710 milyondur. Bu holdingin en önemli kuruluşunda yani Tüpraşta, 2019 yılında başlayan toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı. 4200 işçiyi ilgilendiren bu toplu sözleşme görüşmelerinde Petrol iş sendikası işçileri temsil ediyor. Tüpraş yönetimi hali hazırdaki kazanılmış hakları gasp etmek istiyor. Vardiya sisteminde değişiklik, mazeret izinlerinin düşürülmesi ve toplu sözleşme süresini üç yıla çıkarmak istiyor. Görüşmelerde sendikanın maaşlara yapılması gereken zammın değilde geçmiş kazanılmış hakların konuşuluyor olması, sermaye sınıfıyla uzlaşının bugün daha zor olduğunu gösteriyor.

Tüpraş işçileri de uyarı eylemlerini sürdürüyor.

Limak Holding, Cengiz Holding, Kolin, Kalyon ve MNG Holding…

AKP döneminde yıldızı parlayan bu şirketlerde durum ne?

Çıkılan ihalelerde en fazla ihale almayı başaran özellikle altyapı ve inşaat sektöründe yükselen bu şirketler, Avrupa ve Orta asyada proje alan yabancı sermayeyle de içli dışlı olmayı bilmişlerdir.

3. Havaalanı işi de bu şirketlerin süzgecinden geçti. Eylül ayında 14 bin işçinin zorla mesaiye kalmalarının istenmesi ile patlak veren eylemlerin öncesinde kaldıkları şantiyelerin yaşanmaz halde olması, maaşların elden ve geç yatması gibi bir sürü hak gaspı üzerine DİSK’e başlı inşaat işçileri sendikasının çağrısıyla bir eylem gerçekleşmiş, eyleme jandarma müdahale etmiş 400 den fazla işçi gözaltına alınmıştı. Bu eylem provokasyon olarak nitelendirmişti. Bu taleplerin bir önemi yok, önemli olan inşaatın biran önce bitmesi ve daha fazla kazanç elde edilmesi.

Cengiz holding en büyük piyangosunu Seydişehir alüminyum fabrikasının özelleştirmesiyle kazandı.

Bazen iktidar karşıtı görünen koç holding özelleştirme furyasında unutulmadı. Tüpraşı da Koç holdinge verdi iktidar.

“İktidar karşıtı” ile iktidar yanlısı patronların işçilere layık gördüğü yaşam arasında fark sıfır. Birini birine tercih etme mecburiyeti ise yok. Şenol taşeron işçisi benim gibi, geçenlerde bu başlıkta sohbet etmiştik. İktidara olan tepkisi o kadar büyük ki düşünsene dedi hangisinin yanında çalışmak istersin? Al birini vuralım ötekine dedim.