Üretim ilişkilerinde maliyet hesabını yaparken ucuz iş gücü arayışı, patronlar için yüz yıllara yayılan ve makineleşmeyle birlikte çocukların iş görür duruma gelmesi ile çalışma yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Patronlar artık ailecek sömüreceği koşullara sahip iken yetişkin erkeğin aldığı ücret diğer aile bireylerinden daha fazla olmuştur. Çocuk emeği ve kadın emeği ucuz iş gücü ve aynı zamanda artan rekabet de patronlar için daha fazla kazanç anlamına geliyor.

Ürün daha ortaya çıkmadan kazanan patronlar çocuk işçiliğin de sınırları çizmek, aynı zamanda ortaklaşmak için 17 devleti bir araya getirmiş.  Berlin’de 1890 yıllında toplanan bu devletler dört temel madde de uzlaşı aramışlar.

  1. Çocukları işe almada en düşük yaş
  2. Çocukların çalışma süresinin sınırlanması
  3. İş sağlığı güvenliği
  4. Sosyal güvenlik

“Uluslararası Sosyal Politikalar Kongresi” olarak tarihe geçen bu toplantının, çocuk işçiliğin de durumun vahametini gözler önüne sermesi için temel maddeleri yeterli oluyor. Çocukların 12 saatten fazla çalıştırılmaları, sınırlandırmada 12 yaş altı tartışmaları, çalışma koşullarının çocuklar için uygunsuzluğunun yanı sıra sigorta ve sağlık hizmetinden yararlanamamaları, dönemin koşullarında çocuk işçiliğine bakıldığında bugün de çokta bir şeyin değişmediğini gösteriyor.

Çocuk işçiliğinin nedenlerinin başına bu konuda araştırma yürüten herkes yoksulluğu ve işsizliği birinci sıraya yazıyor. Kongrenin yapıldığı tarihte de sıralama değişmezdi. Türkiye’ye bakıldığında 2 milyon çocuk işçi çalıştırılıyor. Dünya’da ve Türkiye’de bugün salgın ile birlikte konuşulan ekonomiler öncesinin de çok iç açıcı olmadığını biliyoruz. ”Sosyal devlet” uygulamaları yani yaşam hakkı olan sağlığın dahi piyasanın insafına bırakıldığı bir ortamda çalışma yaşamında işsizlik, bununla birlikte derinleşen yoksulluk yaşamların sürdürülebilmesi için bütün aile fertlerinin haneye az çok demeden maddi girdiler yapmasını zorunlu hale getiriyor.

1800’lü yılların zorunlulukları bugün hala devam ediyor. Çocuk işçiliğinin yasaklanması üzerinden çıkarılan birçok hak temelli yasaların uygulanışı kitapçıklarda tavsiye niteliğinin ötesine geçmedi. Sorunun kendisinin sosyal politikalar üretilerek çözülecek bir mesele olmadığı ise halen tam anlaşılmış bir durum değil.

Yoksulluk ve işsizlik sorunun tespitindeki doğru noktalar, buradan hareketle izlenecek yöntem sorunun temelini ortadan kaldıracak yeni bir sistem arayışına girişmek. Kapitalist sistemde ucuz iş gücü ihtiyacı bu koşullarda ekonomik olarak üretim sürecinde büyüyen hep patronlar olacağı için, işçilerin ise alım gücünün gün be gün azalacağı durumu yıllardır bildiğimiz sonuçken yoksulluğun artacağı da kesinlik kazanıyor. İşsizlikte yedek iş gücü olarak hali hazırdaki işçiler için tehdit oluşturmakta patronların işine yaradığından işsizlikte son bulmayacak. Bu durumda çocuklarda iş gücünün bir parçası olmayı sürdürecek.

Milli Eğitim Bakanı geçenlerde tarım işçilerinin çocuklarıyla gerçekleştirdiği sohbette ”Eğitimde fırsat adaletinden” bahsetti. Mevsimsel işçilerin çocukları yaz aylarını çalışarak geçirmek zorundalar. Çocuklar temel hakları olan eğitime ulaşmak için ailelerinin yazın kazanacağı paranın miktarına bakmak zorundalar. Yazın ailelerine yardım eden fedakâr çocuklar görüntüsü çizmekte bütün kapitalist iktidarların durumu övülesi hale getirme arayışlarından kaynaklanıyor.

Çocuk işçiliği tercih mi? Böyle anlaşılsın istiyorlar.