Sermaye sınıfı AKP’yi uluslararası siyasette fetih konusunda cesaretlendirirken, içerde kıdem tazminatına yeniden göz dikmiş durumda. Yıllardır hayallerinde olan bu konunun salgın sürecindeki karışıklıkta ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Erdoğan’ın geçen gün yaptığı açıklamada “sosyal taraflar bu konuda anlaşamayacak ve fatura bana kalacak” açıklaması kendine yaptığı bir haksızlıktır. Bu faturanın bedeli çok yüksek tek kişinin ödeyeceği bir meblağ değil.

AKP ve Erdoğan, iktidarları sürecinde sermaye sınıfının tüm isteklerini yerine getirme adına çabalayan siyasi bir aktördür. 18 yıllık filmin yarattığı etki yapımcısı, senaristi, figüranlarıyla hepsinin sorumluluğundadır. Bu filmin uzun sürmesi ve geçmişteki aktörlerden ve filmlerden farklı olması senaristin kurgusundaki farklığından kaynaklanıyor. Senaristin dönemin ihtiyacına ve alıcısına göre senaryolar yazma kabiliyeti var. Siyasi aktörleri ve yan karakterleri bazen değişse de kurgu aynı kalıyor. Sosyal demokratların başrolde olduğu dönemlerde yapımcısı kar ediyor. Muhafazakar, liberal siyasi aktörlerin başrolde olduğu filmde yapımcısına kazandırıyor.

24 Ocak 1980 ile birlikte işçi sınıfı ve sendikalar bu filmlere seyirci kalıp beğenmedikleri yönlere eleştiri getirmeyle yetindi. 24 Ocak’ın özeti kamuculukla hesaplaşmaktı. Bu hesaplaşma yıllarca sürerken, işçi sınıfının iş güvencesi hep saldırıya maruz kaldı. İşçi sınıfının elinden alınan birçok hak kırmızı çizgi olmayı hak ediyordu.

İşçi sınıfı adına sendikaların açıklamalarında kullandıkları çizginin rengi değil de oluşturacağı direnç çok kıymetli olacak. Sendikacıların “son kalemiz” açıklaması gerçeği yansıtıyor. Bundan önce özelleştirmeler önemli hak kayıplarına yol açarken, iş yasasındaki değişiklikler ile sendika barajlarıyla birlikte işçi sınıfının büyük bir kısmı toplu sözleşme hakkından mahrum bırakıldı. Bunlar olurken gösterilen tepkiler sert söylemlerin ötesine geçmedi ama işçi sınıfı aleyhine bu yasalar geçti.

Yine işçi sınıfı aleyhine bir yasa tamamlayıcı emeklilik sistemi adı altında geçirilmek isteniyor. Meclise gönderilen torba yasa 25 yaş altının ve 50 yaş üstünün kısmi süreli sözleşmelerle çalışmalarının önünü açacak, yasa meclisten çıkarsa bu yaş grubuna kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak. İş güvencesi az da olsa kıdem tazminatıyla sağlanabiliyorken birçok iktidarın gündeme getirdiği ancak sonuca ulaştıramadığı bu başlıkta AKP ile birlikte kapatılacak.

Evet, sıralı hak gasplarına karşı işçi sınıfının yeni bir filmi vizyona sokma zamanı geldi de geçiyor. Eski filmleri izledikçe uğradığımız kayıplara eleştirilerimiz de aynılaşıyor ve işe yaramıyor. Siyasi aktörümüz, senaristimiz yani işçi sınıfı, işsizler, küçük esnaf, öğrenciler bu film kendine özgün olacak ki iş güvencemiz olsun, yoksulluğumuz ortadan kalksın, salgınla mücadele de insan sağlığını başa yazan bir gücümüz olsun. E ne diyelim yeni filmimizin seyircisi bol olsun.