Kriz dönemleri, devleti yöneten iktidarların yönetme kabiliyetinin zayıfladığı süreçlerdir. Suçu yıllarca yönettikleri halka krizin ortaya çıkarttığı sonucun hem sorumlusu hem katlanıcısı rolü yükleyerek kendilerine temiz kâğıdı almış sicili birçok suçla dolu yurttaş gibi davranırlar. AKP iktidarı temiz kağıdını nereye verirse versin son 18 yılın altını çizip karşılaşılacağı sorular hiç iç açıcı olmayacak.

Virüs kapitalizmin bozuk siciline ölen bir milyon insanın sorumluluğunu daha ekledi. Kuyruğu dik tutmaya çalışıyorlar. Sahte umut vaatleri, salgını ciddiye almaz tavırları, ekonomideki çöküşü küresel kriz bahaneleriyle örtbas etme girişimleri tutmuyor. TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamları AKP’lileri bile kızdırıyor. Bu kadar yüksek rakamların açıklanmasına ne gerek var diyorlar. Hâlbuki TÜİK iş aramaktan ümidini kesen veya her hangi bir nedenle iş aramayanları bu işsizlik rakamlarına dâhil etmiyor. Buna rağmen ortaya çıkan işsizlik rakamları 4 milyonun üzerinde olunca AKP’liler çıldırıyor. Hani TÜİK güvenilmez bir kurumdu diye çıkışıyorlar. Bir de diyorlar ki “işsizler iş beğenmiyor o yüzden bu işsizlik, yoksa şu ihracattaki artışa bak ekonomi uçuyor. Hem siz ekonomik krizlerin en büyüklerini görmediniz. ”Z” kuşağı siz 1929 Buhranı’nı sonra 1994 ekonomik krizini sonrada 2001 krizini görmediniz.”

Sağlık Bakanlığı da en sık veri açıklayan kurum haline dönüştü. Onların veri açıklama yöntemi de TÜİK ile benzerlik gösteriyor. Pozitif çıkan bir hasta virüs belirtisi göstermiyor ise hasta sayılmıyor. Önleyici tıp mı? Salgın sürecinde halkın sağlığı halkın inisiyatifine bırakıldı. Hijyen, maske, mesafe dikkat edin ey halkımız biz maske dağıtımını yapmadık ama siz satın alın, gerekmedikçe evden çıkmayın ama fabrikalar açık, AVM’leri açtık, özel okullar açık çalışanlar işe gitsin. Dikkatli olun aman biz bir gün önceden denetim yapılacağını duyurarak işyerlerinizin denetimini yapacağız.

Hastanelerimizin durumu da hiç öyle televizyon dizilerindeki gibi pırıl pırıl değil, hele sağlık emekçilerinin öyle hastalarına özel ilgi göstereceği ne zamanları nede imkanları var. Haksızlık etmeyelim şimdi eski SSK hastanelerini görmedik biz. Günlerce sıra beklediğimiz ameliyat önceleri bıçak parası istendiği ne kötü günlerdi o günler. Geçen hafta başıma gelen bir olayı anlatırsam bu günlerin kıymetini anlarız. El bileğimdeki acı nedeniyle Ankara hastanesi ortopedi bölümüne başvurdum. Randevusuz hasta bakmadıklarını söylediler. Aradım en yakın randevu tarihi 21 Ekim benim aradığım tarih 5 Ekim ardından acile gittim. 2 saat bekledikten sonra sıradakilerle kavga girişimleri ile muayene olabildim. ”Z” kuşağının iki kat yaşındayım ama aynı talihsizlik bizim yaş grubu içinde geçerli. Her şeyin alınır satılır bir mal olduğu karın merkezinde durduğu bir hayatı yaşıyoruz.

Virüsle baş edecek aşı girişimleri devam ediyor. Mucize doktorumuz Ali bu aşının bileşimlerini bulup ilaç tekellerinin üretimine sunarsa, sonrasında bu şirketlerin aşıları piyasaya sürmesiyle birlikte kapitalist devletler bu aşıları parası olana satar ve bu salgından kurtuluruz.

Hekimoğlu Sağlık bakanlığının kamu spotunda halkı ciddi bir şekilde uyarıyor. Çünkü kendisi özel birisi çalıştığı hastanenin özelliği gibi ulaşılması zor. Çalıştığı hastane izlerken insanın gidip bir hafta tatil yapsam denilen cinsten güzel, şimdi yapılan şehir hastaneleri de çok güzelmiş. İşsizsen ayda 81 tl Genel Sağlık Sigortası ödersen ”ücretsiz” yararlanabilirsin. Çalışıyorsan bedava yalnız ufak bir sorun var. Yerleri dağın başında ulaşımı biraz sıkıntılı. Dağı mecazi olarak kullanmadım. Sağlığın ulaşılabilirliği önemlidir ne dersiniz?

Kapitalizmde siyasi iktidarlar temiz kağıdının başlangıcını kendi iktidar oldukları zamanı baz alıyor. Bu önceki iktidarlara haksızlık oluyor. Burjuvazinin partileri iktidara geldikten itibaren her kuşak işsizlikle, yoksullukla, kızamıkla, sıtmayla, korana virüsle baş etmeye çalışıyor. AKP’liler onun için eski iktidarları ve zamanları örnek verip durmasınlar doktorları özel, hastaneleri özel, virüsleri özel olsa da içleri rahat olsun tek suçlu kendileri değil.