11. Kalkınma planı meclise sunuldu. Ekonomide daha mütevazi hedeflerle 2023 hedefi koyan iktidar, Cumhuriyetin yüzüncü yılını görmek için, gerçekçi ama daha cesur adımlar atılması gerektiğinin farkında, 10. Kalkınma planındaki hedeflerin yarısını önüne koyarak şimdiden bu plâna kendisinin güveninin de az olduğunu gösteriyor.

Ekonominin üretim ayağı olan işçiler, bu plânların dışında kalkınmadaki yerleri ürettiklerinin içerde ve dışarda sermayeyi nasıl büyüttüğü ile ilgilenilir durumda. Ücretlerdeki artış enflasyona göre belirlenirken, ürettikleri değerin kendileriyle alakası yokmuş gibi davranılır.

Bir masa kurulup karşılıklı hak arayışları olmadığında, masanın diğer tarafı hep boş ve muhatapsız kalıyor. İşçiler masa başında temsiliyeti yitirdiğinde hiçliğe mâruz kalıyorlar.

İşçi sınıfı muhattap olmak için sermaye sınıfına ricacı değil, kendisinin gücünü üretimden geldiğini bunuda defalarca yaygın grevlerle gösterdi. Bugün patronlarla işçi temsilcilerinin biraraya gelerek ücret pazarlığı işçi sınıfının pazarlık masasında olmasını sağlıyor. Toplu sözleşme hakkı Anayasa ‘da mevcut bir hak. Uygulanabilirliği çıkarılan yasalarla zorlaştırıldı.

Bir de krizin etkisiyle ücretler enflasyonun altında açlık sınırının da gerisinde kaldı. Kalkınma planında işsizliğin yüzde 9,9 a düşürme hedefi var. Ücretlere itiraz edecek işçilere patronlar tarafından söylenen, “Senin çalıştığın ücretle çalışacak kaç tane işsiz var biliyor musun?”

Biliyor, ürettikleriyle, aldığı düşük ücretle, kalkınmaya maksimum katkı koyuyor. Bu planda gayri safi yurt içi hasıla 12,800 olursa kendisinin değil patronunun daha da gelirinin artacağını biliyor.

İktidarın kalkınma planlarındaki öncelik sermaye sınıfıysa siyasette ilgisi ve belirleme yetisidir. Buda sadece seçimler dönemleri değil, sermaye sınıfı için karın yeterliliği yoktur. Hep daha fazlasını ister. Siyasetle ilişkisini temsilcilerini iyi belirler.

İşçi sınıfına tavsiye edilen ise siyasetle seçimlerde ve sadece oy vererek müdahil olması. Çünkü işçi sınıfı siyaseti belirleyen güç olduğunu gösterdi.

Bugün asıl korkulan mesele budur. Kalkınma planını yazacak bir işçi sınıfı ve temsilcisi oluşursa kendilerine gerek kalmayacak.