Ekonomik krizin içerisinden geçtiğimiz bu dönemde hayat pahalılığı, işçi sınıfının işsiz kalma tehlikesi ve hali hazırdaki işsizlerin çözüm arayışları ve bu durumda suçlu arayışları birbirini izliyor. Suriye’de bir iç savaş yaşanıyor. Bu savaşın sorumlusu mülteciler olamaz. Mülteciler ağırlıklı olarak Türkiye’de ucuz iş gücü oldular. Türkiye’de yaşayan işsizler içinde bulundukları sürecin sorumlusunun bu insanlar olduğunu düşünüp ırkçı söylemler geliştirip düşman arayacaksa iktidarın Ortadoğu’nun lider ülkesi olacağız hedefiyle izlediği yanlış uluslararası siyaseti karşılarına almalıdır.

İçinden geçtiğimiz bu sürecin muhakkak bir sorumlusu var. Enflasyon oranlarının yüksekliği, paranın değer kaybı, ekonomideki daralma, işsizlikteki artış bunlar kaçınılmaz, serbest piyasa ekonomisinin Dünya’da hüküm sürdüğü 30 yıllık bu dönem, bizim çözümümüz 15 milyonluk Küba’nın uyguladığı planlı ekonomidir. Merkezi ekonomik model ve özel sektörün tamamen ortadan kaldırıldığı devletin ekonomideki rolünün başat aktör olduğu yeni bir sistemdir.

Güvenceli bir iş herkesin hakkıdır. Eğitimini aldığın, yeteneğin doğrultusunda belirlenecek bir işte çalışmak. Bugün bu mümkün değil, özel sektörde çalışmak için bile torpil olmazsa olmazdır. Güvenlik soruşturması yapılır senin hakkında, iktidara yakınlığın araştırılır aslında. Tedbirdir çalışıyorsan da, işsiz isen de, iktidarı ve patronları zora sokacak örgütlenmelerden uzak duracaksın.

Bu tedbirler uzun zamandır karşılığını buluyor. İşçi sınıfı ve hali hazırda çalışmayı bekleyen işsiz milyonlar örgütsüzlüğü seçip yâda bir araya geleceği ekonomik ve sosyal haklarını savunacağı verili durumdaki sendikalarda ve partilerde kendisine yer edinemiyor.
Birde bunu destekleyici karalama cümlesi vardır. Dünyayı sen mi değiştireceksin böyle gelmiş böyle gider. Bunu yapan iktidarı elinde tutan patronlar ve bu zihniyetin siyasi mensuplarıdır. Yani örgütlenmek İşsizler için iş bulamama nedeni, çalışanlar için ise işsiz kalma nedeni. Bu doğru mu? Kriz dönemlerinde patronların özellikle maliyetten kısmak için ilk önce işçiler aklına gelir ve işten çıkartmalar artar. Normal dönemlerde ve kriz dönemlerinde de işsizlik hiç sona ermez. Çalışan işçiler üzerinde tehdit unsuru olarak hali hazırda tutulurlar.

Zordur çalışmak, geçinememek, işsiz olmak. İnsanlarda psikolojik hastalıklara yol açar. Zordur yalnız çözüm aramak yâda arayamamak.

Son zamanlarda bireysel ve örgütsüz eylem çeşidi haline gelen kendini yakma ve intihar etmek hepsi bireysel çıkışsızlığın dışavurum halidir. Sosyal bilgiler öğretmeni mezun olduktan sonra atanamadığı için hayatına son veriyor. Ankara’da 34 yaşındaki birisi iş bulamadığı için intihar ediyor. İş kazası nedeniyle beş yıldır çalışamayan bir kişi meclisin önündeki kendisini yakıyor. Bu veriler uzatılabilir.

Suçluyu doğru tespit etmeden çözüm bulmakta zordur. Örgütsüzsen kendini yakarsın, örgütsüzsen Suriyeli aynı kaderi paylaştığın sınıf kardeşini yakarsın, örgütlüysen düşman netleşir. Serbest piyasa ekonomisinden kurtulmadan bize, işçi sınıfına kurtuluş yok.