Geçen senenin Mart ayında bu başlıkta bir yazı yazmamı düşündüren olay, yaşadığım olumsuz bir iş görüşmesiydi. Patronunun önerdiği teklif baya canımı sıkmıştı. Parça başı çalışmamı aynı zamanda da 15 gün içerisinde işten ayrılırsam da her hangi bir ücret alamayacağımı söylemişti.

Bu taleplerde bulunmak bu düzende onun hakkı da, bu taleplere sırtını dönmek işsiz birisi için o kadar da kolay değil. Sırtını döndüysen görüşmeden sonra ben böyle giderse iş bulamayacağım deyip istediğin bunalıma girip kendine istediğini yapma özgürlüğün var. Yapıyorsun da, benzin döküp yakıyorsun da, çatıya çıkıp aşağıya kendini bırakıda veriyorsun, 20 yaşında üniversite öğrencisiyken açlığa işsizliğe tahammül edemeyip bedenini suya teslim de ediyorsun.

Bedenin aramızdan ayrılınca arkandan konuşulanları işitmezsin senin için hayat sona erer. Ama yoksulluk, işsizlik bu patron düzeni sürdüğü sürece devam eder. Ak troller senin geçmişini araştırıp, hükümeti aklamaya aynı zamanda bu düzeni paklamaya çalışırlar da beceremezler, kurdukları cümle bu vahim olayları siyaset malzemesi yapmayın demenin ötesine geçmez. Siyasetin sınırlarını da kendileri çizmek isterler, evet patron devletlerinde yönetilenlerin sınırları belli olsun ki kendi ayaklarına taş değecek gelişmeler yaşanmasın. Seçimler ve meclis siyaset yapmanın tek aracıymışçasına buraya sıkıştırıp meclis kürsüsünden yükselen muhalefetin radikal söylemlerine gülüp geçip düzenleri iktidarları baki kalsın isterler.

Muhalefette yaşananlara duyarlı bu duyarlılığını meclisi aktif kullanıp, iktidara yönelik sert eleştirilerini yöneltip, meclis tutanaklarına geçirmek için ayrıca çaba sarf eder.

İşsizlik, yanına yoksulluğu da almış artarken tutanaklara sığmayan hayatlara taziye ziyaretleri ve belediyelerin ücretsiz çorba dağıtımı, bu durumdan sorumlu olanın elinin yüzünün makyajlanmasının ötesine geçmiyor. Kapitalizmin makyaj tutacak yüzü kalmadı gerçi ama değişmeyeceğine inananlar, aynı zamanda bu düzenden çıkarları olanlar makyajı zorluyor.

Evet, işsizlik, yoksulluk bunlar hep var. Ak troller her şeyi devletten beklemeyin diyorlar bir de, eğitim, sağlık, ulaşım bunların hiç birisini sağlamayan devletten işsizlerin, öğrencilerin, işçilerin beklentisi olmasın, ama patronlar beklesin vergi affı, kamu kurumlarının özelleştirilmesi, teşvik… Bu beklentileri fazlasıyla karşılık bulsun.

Bugün patronların devleti yaşama hakkımızı elimizden alıyor. Bize bir şey vermediği gibi almaya devam ediyor. İşçileri işyerinde alınmayan önlemler nedeniyle öldürüyor. İşsizleri yalnızlaştırıp, bunalıma sokup öldürüyor. Çocukları tarlalarda günde 12 saat çalıştırıp eğitim hakkının elinden alıp geleceğini öldürüyor.

Ben olarak ölüyoruz. Biz olursak yaşarız, hem de her şeyi devletten bekleyerek. Çünkü o devlet bizim devletimiz olur.