Bu düzenin siyaset yapıcıları, büyük nutuklar atarak yaptıklarına kutsilik, dava gibi değerler atfederler. Hizmet ettikleri sınıfla birlikte zenginleşmek amacında olduklarını gizlemek için üst perdeden konuşup sermaye sınıfına sorarlar nasıl siyaset yapmaları gerektiğini.

Sermaye sınıfı cumhuriyetin değerleriyle hesabını gördürmek için yeni bir siyasi aktöre ihtiyaç duyarken keskin çıkışlarından arınmış, içinde liberalinden, laikine, Kürt kimlikçisinden, alevisine varana kadar kucaklayıcı bir parti ve liderini yarattı. Bu siyaset anlayışı arkasında siyasetin ana aktörü merkez medyayı bıraktı. Yine laikliğin yılmaz savunucusu ordu pozisyonunu değiştirerek AKP’nin milli beka sorunun çözümünde destekleyicisi ve dava arkadaşı rolünü üstlendi. Devletçilik ilkesi de tarih sayfasındaki yerini aldı.

Özelleştirme idaresi başkanlığı bu dönemin en revaçta kurumu dersek abartmış olmayız. Dünya sermaye sınıfının isteğinin dışında bir şey istemiyordu, Türkiye’nin sermaye sınıfı, kamunun ekonomideki payı asgariye özelin ekonomideki karı azamiye çekilecek ekonomik modeli istiyordu. İstek karşılıksız kalmamış, iktidar rekoru özelleştirmelerde kırmış oldu.

Rekorcu AKP’de siyaset yapan geçmiş ve bugün bütün üst kadrolar akan musluğun altından suyu içtiler. Musluğun başını Erdoğan tek başına tutunca farklı sesler duyulmaya başlansa da, sabırlı davranıldı. Sabırla musluğun önünün açılmasını beklerken harekete geçme kararı aldıklarında ise Erdoğan eski dava arkadaşını dolandırıcılıkla itham etmiş oldu. Bu kutsal davada başbakanlık yapan Davutoğlu kendine olan güveniyle meclis araştırma komisyon kurulup Erdoğan başta olmak üzere tüm siyasilerin mal varlığının araştırılmasını önermiş.

Ana muhalefet bu öneriyi desteklemiş. Bugünkü meclisin taşıdığı önem ve değer bir tarafa, halkın meclisi kurulup dolandırıcılık(hırsızlık) mallarını araştırmaya başlasa, sermaye sınıfının o sermayeyi nereden bulduğundan, kimler üzerinden edindiğine kadar gidecek süreçte, patronların hepsinin mallarına el konulması zorunlu olacak.

Davutoğlu’nun şüphesi eski dava arkadaşını iyi tanıması kendisinin de bu yollardan geçtiğinin göstergesi aslında. Siyasetteki dengeleri değiştirecek adımı atıp, muhalefetin yüzünü güldürecek, stratejik düşünmeye yönlendirecek Davutoğlu partisini kuruyor. Buradan çıkacak sonuç asgari ücretliyi, işsizi, öğrenciyi çokta ilgilendirmeyecek.

Sermaye sınıfının siyasi temsilcilerinin ortaklaşacağı nokta ait hissettikleri sınıfın çıkarları ise yukarıda saydığım kesimin işçi sınıfının siyasetteki temsiliyetinin eksikliği hızlıca giderilmelidir. Bu tepişmeler de, biri gider biri gelir, bize düşen yine açlık, işsizlik, ölüm olur.