Kapitalizmin ekonomik kriz çıkarmaktaki hüneri ile bu krizi kendi lehine fırsata dönüştürmek konusundaki tereddüt işçi sınıfının örgütlü olup olmamasıyla birlikte değerlendirilmelidir. Diğer yazılarımda da belirttiğim 48 yıllık bir patron örgütü olan TÜSİAD, patronların ortak çıkarları ile iktidar partilerinin ekonomideki izleyecekleri modeli sunar ve kabul ettirir. Patronlar örgütlüdür. Şu anki durumda iktidarların belirleyicisi konumundadır. Kriz koşullarında karşılarında örgütlü bir işçi sınıfı yoksa siyasetin belirleyicisi talepçisi olmayı sürdürürler. Bugün Türkiye’de de derinleşerek devam eden bir krizin içerisindeyiz. Sermaye sınıfı işgücü maliyetini asgariye indirmek için, bu koşulu fırsata çevirmek istiyorlar.

Berat Albayrak’ın açıkladığı ekonomik reform paketinde sermaye sınıfına sundukları ve sunacakları açısından yeni olan bir şey yok. Yaptıkları ve yapacakları hizmetleri hatırlatıyorlar sadece. (https://www.politikyol.com/bakan-albayrak-ekonomi-reform-paketini-acikliyor/) Kamu bankalarına devlet tarafından 28 milyarlık bütçe ayrılması, özel bankaların bu bütçeyi istediği şekilde kullanmasının da önünü açacak.

Kıdem tazminatındaki yapılacak reform ne anlama geliyor?

Sermaye sınıfının bir düşüdür, kıdem tazminatının tamamen ortadan kalkması, yıllardır ortaya atılır ancak oluşan tepkiler üzerine iktidarlar tarafından geri çekilir. Kıdem tazminatı fonu ile işçi sınıfının en önemli iş güvencesi olan bu hakkı sürece yayılarak ortadan kaldırmak istiyorlar. AKP tarafından ortaya atılan öneri ise kıdem tazminatının kapsamlı bir değişiklikle anlamsızlaştırılmasıdır. Yılda 1 maaş ücreti ödemekle hükümlü olan patronun 20 yılda 6 ay maaş ödemesi ve bununda kıdem tazminatı fonu olarak değiştirilmesi de seçenekler arasında duruyor.

İşçi sınıfının sendikalarda örgütlülüğü %1 civarındadır. Bu örgütsüzlük durumunda yıllardır devam eden hak gasplarına karşı bir direnç oluşturup yeni talepler doğrultusunda mücadeleyi geliştiremeyen işçi sınıfımız, bu krizi kayıpsız geçiştiremez. Bugünün gerçekçi analizi budur. Bu durumdan sendikaların sorumluluğu yokmuş gibi bir şey de çıkmamalıdır. Bu kadar emeğe saldırılan bir durum karşısında, işçi sınıfının örgütlülüğünün artırmak için, güven veren sendikaların işyeri örgütlenmesini merkeze koyarak, bu saldırılara ikirciksiz bir karşı duruş ve ilkesel hareket içerisinde çalışma yürütmesi gereklidir.