Eğitim sisteminde 2012 yılında 4+4+4 adında bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklik ile zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarttıkları söyleseler de bunun böyle olmadığı kısa zamanda görüldü.
AKP her alanı özelleştirirken, eğitimi patronlar için daha fazla karlı hala getirdi. Sermaye sınıfına bu sistemdeki değişiklikte hizmeti, müfredatta din eğitim sayısını artırması, fizik, biyoloji, felsefe gibi ders sayılarını azaltıp, imam hatiplerin sayısını artırması oldu.

AKP’nin laiklik ile kavgası patronlara bugün ile yarının teminatı sorgulamayan bir toplumsal yapı hediye etmek istemesiydi. Her alanda yaptığı değişikliklerde bu durumu gözeterek hareket etti.

Bu eğitim sistemi ayrıca çıraklık ve zorunlu staj ile çocuk işçiliğini meşrulaştırmış, çocukları okullardan alıp üretim sürecinin bir parçası haline getirmiştir. Gerçek rakamlar 2 milyon çocuk işçinin olduğunu gösteriyor.
Yoksulluk eğitimin ücretli olması ve aileler tarafından karşılanamaması çocukları iş yaşamına itiyor.

Kız çocuklarını da evliliğe doğru itiyor. TÜİK çocuk gelin sayısında son 10 yılın gerisine düşmekle övünüyor. Çocuklar eğitim dışın da fiziksel, psikolojik durumları düşünülmeden kendi tercihleri dışında bir yaşamın parçası oluyor.

Ailelerin zorunlu olarak çocuklarını iş yerine göndermesi, isteyerek evlendirmesin de sorumlu kim? Emekçi aileler kendi yaşamını belirleyen değil hem ekonomik hem sosyal olarak başka bir sınıf tarafından belirlenen konumundadır.

Laiklik o yüzden sınıfsaldır. Bugün sermaye sınıfı için gereksizdir. İşçi sınıfının hayatının her alanın da olmazsa olmazdır. Bu olmazlık durumu bugün çocuk işçiliğin de çocuk gelin ve istismarın da kendisini gösteriyor.