Kapitalizm durağan dönemlerinde, hele kriz dönemlerinde almasını başaramayan işçi sınıfına zerre bir şey vermez. Yıllardır örgütsüz çalışmaya alıştırılmış, az ile yetinmeyi buyurmuş olan bu sistemde sendikalı işçi sayısı, çalışan çocuk işçi sayısı kadar.

Veriler milyonlarca işçinin sendikasız, aynı zamanda toplu sözleşmeden mahrum bir şekilde çalıştığını söylüyor.  Çocuk işçilikte de durum çok farklı değil, 2 milyona yaklaşan çocuk işçilik, TÜİK 2013 yılından bu zamana resmi çocuk işçisi sayısını açıklamıyor. Çocuk işçiler de örgütsüz şekilde çalışmaya devam ediyor. Bunun durumun birçok nedeni var. Yıllardır bilinçli şekilde yapılan örgütsüzlük propagandası, işsiz kalma korkusu, iktidarlar tarafından yapılan fiili baskı süreçleri vb..

İşçi sınıfı, şu anda derinleşerek devam eden ekonomik kriz karşısında, yukarıda bahsettiğim örgütsüzlük haliyle ekonomik ve sosyal haklarını nasıl koruyacak ve yenilerini nasıl kazanacak?

Ücretlerin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebi, bir sendikanın varlık nedenlerinden bir tanesidir. Bu taleplerin karşılığı bulabilmesi için sendikanın arkasında örgütlü bir işçi toplamın olması şart. Bu durumu isteyip mücadele edecek sendika sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Her daim iktidarlara yakınlığıyla bilinen sendikaları dışarda bırakırsak ortada birkaç tane sendika kalacaktır.

Sendikaların içinde bulunduğu durumu karşısına konulan %1’lik baraj (işkolunda toplu sözleşme imzalayabilmek için ulaşması gereken üye sayısı) ve birçok engelle açıklayamayacak durumdayız.  Değneği içeri doğru bükmeyip, hep engelleri konuşursak, konuşmaya devam ederiz. Sendikalardaki bürokrasinin ortadan kaldırılması, işyeri örgütlenmesi, üyelerde oluşturulacak sendikayla direk bağ ve güven ile aidiyet duygusunun oluşturulması gerekiyor. “Az üye ile de sendikacılık yaparım, veriler açıklar tepkimi ortaya koyarım” tavrının yetersizliği ortadadır.

Örgütlü mücadelenin önemli uğraklarından 1 Mayısa doğru giderken ve 23 Nisanı da geride bırakırken iki bayramında mücadele tarihi ile yapılması gerekenler birlikte değerlendirilmeli. 23 Nisanda çocuk işçilik vurgusu çok yapıldı. Çocuk işçiliğin asıl nedeni yoksulluk, bu durum ortadan kaldırılmadan, çocuk işçilik yasaklansın kampanyaları iyi niyetli sivil toplumculuğun ötesine geçemez.

İşçi sınıfı örgütlenmeyi bekliyor.