Duyarlılıklar ve iyi niyetler bu durumun herkeste oluşması için çaba sarf eden aktivistler, dernekler, vakıflar yaşamda ait oldukları etnik köken veya cinsiyetlerinden veya mesleklerinden ya da yaşlarından dolayı mağdur edilenlerin yanında yer almanın onurunu yaşayanların çabasının sınırları var.

Kapitalist ülkeler insanları dini, ulusu ve cinsiyetlerinden dolayı birbirine kırdırıp büyük katliamlar acılar yaşattı. Sonrada sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını çalışma yürüttükleri alanda desteklediler. Bugün en büyük destek fonu Avrupa Birliğine ait.
AB farklı kapitalist ülkelerin bir araya gelerek kurulduğu bir yapı. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu 1951 yılında AB’ nin temelini atmıştır.1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adını alan birlik, 1992 yılında günümüzdeki ismini alarak ekonomik ve siyasi bir örgüt hâline gelmiştir. AB ülkeleri aynı zaman da 1945 yılında kurulan BM üyesidir.

Birlik, Sovyetler birliği çözüldükten sonrada sol başta olmak üzere insan hakları savunucularını sistem içinde mücadeleye ikna etmeyi başarmışlardır. Orta doğuyu kan gölüne çevirmiş yaşamak için ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerle ilgili kurulan dernekleri desteklemişlerdir. İnsan hakları savunucuları savaşın bir tarafı olan AB’nin fonlarıyla savaşa hayır diyen dernekler haline getirilmiştir.

Kadın cinayetlerinin önlenmesi üzerinden de birliğin tavsiyeleri ve duyarlılığı vardır. Ancak kendi birliğine üye ülkelerinin kadın cinayetlerindeki durumu hiç de iç açıcı değil.

Evet, kadınların yaşama hakkı, işkenceye maruz kalanların hakları, gazetecilerin mesleğini yaparken karşılaştıkları sorunlar, bunlar ve birçok sorunumuz var. Çocuk işçiliği de bu duyarlılık kapsamında ele alınabilir. Dünya çalışma örgütünün açıkladığı rakamlara göre Avrupa’da her 25 çocuktan 1 tanesi işçi, toplamda da 156 milyon çocuk işçinin olduğunu görüyoruz. BM’de bu başlıklar da duyarlılık gösteriyor.

Türkiye’de 2 milyona yakın çocuk işçi var. Birleşmiş Milletler 2025 yılında çocuk işçiliğini bitirmeyi hedefliyormuş.

Bu hedef başarıya ulaşabilir. İşsizlik yasaklanıp bütün yetişkinler üretimin parçası haline getirilip emeğinin karşılığı verilerek, eğitim ulaşılabilir ve ücretsiz hale getirilerek. Toplumun bütünün her alanda örgütlülüğü sağlanarak.

BM ve AB bunu sağlayacak kuruluşlar değildir. Aslen bu sorunların ortaya çıkmasının nedenleridir.

Yazımı bir alıntıyla bitireceğim. Geçenlerde TMMOB düzenlediği kamucu politikalar sempozyumunda konuşma yapan emekli Anayasa operatörü Ali Rıza Aydın konuşmasını şu şekilde bitirmişti. ”Derneklerde, vakıflarda, sendikalar da örgütlenilebilir ancak sorunların bütününün çözümü için devrimci bir partide örgütlenilmesi gerekir”