Kapitalist sistemin işleyiş formatında daraltılarak ve ilişkileri iyice maddi düzleme çekerek var olan günümüz tabiriyle çekirdek aileler anne baba çocuk ya da çocukların birbirleriyle ilişkileri gelecek tahayyülleri tamda sistemin kendisine uygun düşen bir yapıdadır. Bu aile emekçi kökenli ise gelecek kaygıları ile beraber mülk edinme dertleri ortaktır. İlk önce baba ekonominin, aynı zamanda ailenin temeli olup çalışmak zorundadır. Evin geçimini sağlayıp sonra çocukların geleceği doğrultusunda eğitim aldırıp sonrasında güvenilir bir işe girmesini sağlayıp çocuğunun da bir aile olması için çaba sarf eder.

Annenin yani kadının ailedeki yeri üretim ilişkilerindeki gibi ikincil plandadır. Ev işleri birincil işleridir. Çocukların (başkanın durmadan üç çocuk vurgusu çoklu yazmaya zorluyor ) bedensel gelişimi dâhil birçok konuda sorumludurlar. Ailenin ekonomisine katkı koymak gerekirse yani çalışacaksa eğer çalışma yaşamında ki sorunlara kendi cinsine özgü ekstralarında eklendiği ortamlarda çalışmak zorundadırlar. Aldığı ücrette erkeklerinkinden daha düşüktür.

Ailedeki çocuklara düşen görev ise yoksulluğun çok fazla hissedildiği durumda erken yaşlarda çalışma hayatındaki yerini alıp evin ekonomisine katkı koymak oluyor. Çocuğun gelişiminde ebeveynler bu durumlarda dışarıda kalıyor. Tercihler değil zorunluluklar belirleyici oluyor. Yoksullukta kapitalizmde eşit derece yayılım göstermiyor.

Çalışması gerekmeyen yoksul ailelerdeki çocuklar, belli yaştan sonra eğitim alıp gelecek yaşamına katkı koymak için çaba sarf eder. Ebeveyn burada yönlendirici olur. Parasının miktarıyla ilgilidir yine bu yönlendirme kısmı da. Çocuğunu göndereceği okul, sınavlara hazırlık kurslarındaki tercihi yine paranın miktarıyla ilgili ne kadar para o kadar köfte yani.

Yazının bundan sonrasına genel bir kurgu üzerinden değil de tekil bir ailenin yaşadıklarıyla devam etmek istiyorum. Anadolu’nun küçük bir ilçesinde üç çocuklu bir ailenin şimdiki ücretlere göre babanın çalışması sonucu 5000 bin civarındaki maaşıyla geçimini sağlayan bu aile inişli çıkışlı ekonomik süreçleri nedeniyle Ankara’ya göç etmek zorunda kalırlar. Annenin ve evin en büyük erkek çocuğunun da çalışma yaşamına katıldığı babanın bu süreçte işsiz olduğu bu aile 36 yıllık bir zaman diliminde 3 ev edinmeyi başarmıştır. Baba bu zaman zarfında emekliliği hak etmiştir. Aynı zamanda bu aile üç çocuğunun aile olması için gerekenleri yapmıştır. Ortanca çocuk öğretmen olmuş diğer iki çocuk özel sektörde çalışmaya devam ediyor.

Bu ailede örnek alınması gereken kişi kamuda öğretmen olup geleceğini kurtaran ortanca çocuktur. Çünkü bireyin tek başına başarabileceğini gösteren bir örnektir. Yüzbinlerce mezun arasında sınava hazırlanıp puanını alıp ve sonuçta başarmıştır. Diğer mezunların özel eğitim kurumlarında sözleşmeli çalışma zorunda kalışları, maaşlarının geç yatması, işsiz kalmaları bu ailenin sorunu değildir. Devletin ücretsiz nitelikli eğitim için değil de eğitimi piyasaya açmak için gösterdiği çaba ve özel okul patronlarına teşviki de ilgilendirmeyen diğer yanını oluşturuyor.

Örnek verdiğim ailemizdeki kıyas falanca ailenin çocuğunun üçü de devlet memuru olmuş. Onların çocukları akıllı çıktı deyip kendilerini sıyırıveriyorlar.

Sanki yıllardır Devlet yani patronların devleti yıllarca eğitimden, sağlığa, barınmaya kadar elini eteğini çekmemiş gibi. Kamunun elindeki işletmelerin içerisini boşaltıp sonrasında özelleştirmemiş gibi. Sanki bu aile özelleşmeleri akşam haberlerinde izlemekle yetinmemiş gibi. KPSS’den 90 alıp atananı akıllı 80 puan alıp atanamayanı geri zekâlı ilan eden bu ebeveynler biraz haksızlık etmiyorlar mı? Ha birde atanma konusundaki torpiller aynı zamanda dönen rüşvetlerde bilinmeyen bir konu değil. Atandıktan sonrada 4 kişilik bir ailede alınan ücretin yoksulluk sınırının altında oluşu iş güvencesi açısından da önümüzdeki zamanda eğer bu patron devleti devam ederse performansa dayalı sistemle devlet memurlarının da iş güvencesini zayıflatacaklar.

Kişisel kurtuluşun olmadığı gibi ailecek kurtuluş ve daha yaşanılası kapitalizmde yok.