Amelenin veya işçinin TDK ‘ya göre tanımı ”Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse.” Bu tanımın aynısını Marks da üretim aracına sahip olmama şartını da ekleyerek yapıyor. Ücretli emeğin daha sade olduğu beden gücünün ağırlıkla kullanıldığı sanayinin ekonomideki yerinin önemli olduğu yüz yıllar geride kaldı. Üretilen ürünün pazarlanma noktasında değişik sektörlere alan açıldı. Reklam, yazılım, satış danışmanlığı gibi benzeri işler ortaya çıktığında çalışırken gömleklerimizin yakalarının beyazlığı önemli olmaya başladı.

Çok uluslu şirketlerin çalışanları olduk. Görev tariflerimiz oldu. Mesela yönetici danışmanları genel olarak güzel giyimli kadınlardan oluşurken iş yerleri yüksek binaların içerisindeki ofislerin odaları oldu. Gelen müşteriyi güler yüzle karşılayıp daha sonrasında çözüm üretecek birime yönlendirmek en önemli işimiz haline geldi. Aldığın asgari ücretin, verdiğin yol parasının sonucunda ayın sonunu getirmekteki çektiğin zorluğun şık kıyafetinin aynı zamanda çalıştığın ofisin ihtişamıyla alakası olmasa da önemli bir gerçek olmayı sürdürüyor.

Yüzlerce şubesi olan bu şirketin birinde satış danışmanlığı göreviyle çalışırkenki iş tanımında birçok şey var. Satışını yaptığın ürünün standının temizliğini yapıp sonrasında ürünlerin müşterinin ilgisini çekecek şekilde dizilimini yapman gerekiyor. Ürün hakkındaki ince detayları bilip güler yüzünle müşteriyi ürünü almasında ikna edici cümleler kurup satışı yapman gerekir. Satışın başlangıç ve bitiş süreci boyunca müşteri memnuniyeti birincil önemdedir. Bazen iş yoğunluğunda yemek ve çay molanı da mesaine eklemen istenir. Sürekli ayakta durduğun için topuk dikeni rahatsızlığı ile karşılaşma riskin yüksektir. Başka bir hastalığından dolayı rapor alırsan patron sana herhangi bir ödemede bulunmaz. Sigorta primlerinde ödenmez.

Satış danışmanlarının da çalışırkenki kıyafetleri düzgün ve temizdir. Bu yazıyı yazmamdaki neden beyaz yakalı çalışanların uzunca zamandır tartışmaya neden olan mavi yaka çalışanlarla arasında ki ilişkiyi irdelemek değil. Ancak çalıştığım mağaza da bir satış danışmanı arkadaşımın çalışırken üstünün kirlenmesi üzerine verdiği tepkinin ”abi amelemiyik neyik anlamadım” bunu birçok beyaz yakalıdan öncesinde de duymuş olmam dolayısıyla onlara göre amele tanımın da kentlerde kurulan amele pazarlarında iş bekleyenlerden oluşan günlük yevmiyeciler derlerse şaşırmam.

Anlamayacak bir şey yok ki arkadaşım bizim ameleliğimizi ne okuduğumuz okul ne çalışırken giydiğimiz kıyafet nede farklı işler yapıyor oluşumuz belirlemez. Hepimiz emeğimizi satarak para kazanıyoruz. Emeğimizin asgarisini bize ücret olarak veriyorlar. Azamisine ise patronlar el koyuyor.

Bizim yoksulluğumuzun nedeni onlar, onların zenginliğinin nedeni biziz. Onlar çok uluslu azınlık biz ise çok uluslu milyarlarca ameleyiz. Bu devran böyle gitmez.