İçinden geçtiğimiz dönemi doğru tanımlamadan AKP’ye özgü faşizm tahlili yapmak, yanlış bir tahlilin sonucudur. AKP otoriter rejimi sermaye sınıfından bağımsız bir şekilde hayata geçirmedi. Sermaye sınıfının ihtiyacını yerine getirdi. Özelleştirmelerdeki tarihi artış, çalışma yaşamındaki radikal dönüşümler sermaye sınıfının talebi, iktidar partisi ise bu talebin hayata geçirici bir öznesidir.

Bugün talepçileri göz ardı eden AKP karşıtlarında, daha da inceltirsek, Erdoğan’dan kurtulalım biraz nefes alalım diyenlerde, Erdoğan=Faşizm, o giderse rahatlayacağız, her şey güzel olacak umudu da işçi sınıfının hayatındaki geçim sıkıntısını, güvencesiz çalışmayı, işsizliği etkileyecek güzel değişimlerin önünü açmayacak.

Yine talepçilerin isteği ile toplumun gericileştirilmesi için atılan adımlar, eğitim sistemindeki değişiklikler, vakıfların, cemaatlerin güçlendirilmesi hayatımızda olumsuz izler bıraktı. Kadın cinayetlerindeki artış, vakıflarda yaşanan çocuk tacizleri, cemaatlerin toplum yaşamında belirleyici hale gelmesi laikliğin tamamen ortadan kaldırılmasıyla ilişkili olumsuz bir tablonun ortaya çıkmasına neden oldu.

Sermaye sınıfı siyasal islamı bu dönemde değişim unsuru olarak iktidara taşımış ve güçlendirmiştir. Diğer iktidarlardan farklı olarak, kamuculuk ve laikliğin tasfiyesinde daha cesur davranması için AKP’yi teşvik etmiştir.

Bu tasfiye kolay olmadı. Devlet kurumlarındaki bürokratlardan başlayarak, kadrolaşma daha da ileri gidecek partilileri oralarda istihdam ettiler. İktidar bloğundaki çatlaklar, toplumdaki direnç ümit verici gelişmelere neden oldu.

Tasfiye ye engel olunamasa da, siyasal islamın derinleşemeyeceği görüldü. Haziran direnişi bunun en bariz örneğini oluşturdu. Toplumun en az yarısı bu tasfiyenin karşısında tutum takındı. AKP tasfiyenin uygulayıcısıdır. Tasfiyeyi isteyenler ise sermaye sınıfının kendisidir.
AKP (sermaye sınıfı, emperyalistler) siyaseti ülkeyi bir yörüngeye soktu. Gönderildiğinde bu yörüngeden çıkılmayacağına dair söz veren siyasi aktör iktidar olacak. Özelleştirme yani kalan kamu bankaları, çalışma yaşamındaki patronların kurtulmak isteği kıdem tazminatı, vakıfların desteklenmesi, eğitimdeki müfredatın daha da gericileştirerek uygulanması, cemaatlerin toplumun yaşamını belirleme noktasındaki yerinin güçlendirilmesi vb.. bunları reddeden bir siyasi parti seçimlerle iktidara gelemez. “AKP”’den mi? yoksa ülkeyi soktuğu bu yörüngeden mi? kurtulmak istiyoruz.

Krizin içerisindeyiz, işsizlik canımıza tak etmiş durumda işsizlikten kurtulmak istiyoruz.
Taşeron firma kaç aydır maaşları yatırmıyor, kredi kartlarına takla attırıyoruz. Bunaldık, hak ettiğimiz ücreti almak istiyoruz.

Aylardır iş bulamıyoruz, bunalıma girip intihar ediyoruz. Yaşamak istiyoruz.

Akşam haberleri izlerken bir kadın cinayeti yâda tecavüzü haberi izliyoruz. Bundan bıktık. Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.

Bilmem hangi vakıfta çocuklara taciz edildi haberleri önümüze düşüyor. İğreniyoruz. Tek ayrıcalıklı sınıf çocuklar olsun istiyoruz.

Evet, gayet açık, günü birlik yaptığımız temizlikler yetmez. Büyük bir tadilattan geçirilmiş evi baştan aşağı temizlemek şart.