Serkan Üstün

Benjamin Ladraa 25 yaşında İsveçli bir insan hakları aktivisti. İsveç’ten Filistin’e yürüyor. Filistin’deki işgale ve İsrail’in insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için İsveç’ten Filistin’e yürüyen ve bugüne kadar için 11 ülke geçen Ladraa ile Ankara’da buluştuk. 

Ladraa, yürüyüş güzergahında bulunan Ankara’daki son gecesinde PolitikYol’a konuştu. 9 ayda 11 ülke geçen ve yol boyunca pek çok zorluk yaşayan Ladraa, Türkiye’deki yolculuğunu tamamlamasının ardından Lübnan üzerinden Filistin’e ulaşmayı planlıyor. Ladraa ayrıca, sosyal medya platformu Instagram’daki Walktopalestine (Filistin’e Yürüyüş) hesabıyla yolculuğunu tüm dünya ile ile paylaşıyor.

“İSRAİL ASKERLERİNİN İFADELERİNİ OKUYUN”

Ladraa, kendisini böyle büyük ve zorlu bir eyleme geçmeye iten sebepleri sorduğumuzda şu yanıtı veriyor:

“Beni Filistin için harekete geçmeye iten şey, Filistin’de yıllardır ve her gün devam eden işgal ve adaletsizlikler. Geçen yıl Filistin’de El Halil şehrine gittim. Orada insan hakları ihlallerini, şiddeti gördüm. Bunları gördükten sonra bir şey yapmak çok zor. Filistin’de bulunan çocukların, gazetecilerin İsrailli keskin nişancılar tarafından patlayıcı mermilerle ateş edilip öldürülmelerini videolarda izlediğinizde insanın aklında çok fazla soru kalmıyor. Bugün Gazze’de gördüğünüz tüm vahşet, 70 yıldır süre gelen işgalin bir devamı niteliğinde. Orada çok korkunç şeyler oluyor. Ne yazık ki, kısa süreli bir hafızamız var. Dolayısıyla yıllardır Gazze’de ve Filistin’de olan vahşeti insan çabuk unutabiliyor.

Beni etkileyen şeylerden biri de “Breaking the Silence” (Sessizliği Bozalım) organizasyonu tarafından toplanan askerlerin ifadelerini okumaktı. Onların da bir vicdanı var. Tabi ki cezalandırılmıyorlar ama gelip o organizasyonda ifade veriyorlar. İsrail Ordusu hakkında onların etik olduğuna inanan insanlar varsa, bu ifadeleri okumalılar.”

“POLİSLERLE BAŞI BELADA”

Ladraa, bir yıl boyunca bu yolculuk için para biriktirmiş. Kalacak yer ve maddi zorluklar gibi konularda yolda tanıştığı insanların da kendisine yardımcı olduğunu söyleyen Ladraa,  yaşadığı zorlukları anlatırken geçtiği ülkelerin idari otorileri ve güvenlik görevlileri ile başının sıkça belaya girdiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Çoğu destek yolda çalışan insanlardan geliyor. Çünkü onlar bana yardımcı olmak istiyor. Diğer bir zorluk ise dağlarda ya da yağmurda yürümek. Rahat olmayan şartlarda uyumak, yağmurun altında uyumak gibi zorluklar yaşadım. Günlük olarak polisle hatta bazen silahlarla karşı geldim. Bu 9 ay boyunca maalesef polis bana karşı pek saygılı olmadı. Tabi ki pek çok zorluk var. Sürekli yalnız olmak da zor. Yine de hepsi ile bir şekilde başa çıkılıyor.”

“ONLAR İÇİN FAZLA BARIŞÇILIM”

Ladraa, Filistin yolculuğundaki risklerin de farkında. Özellikle işgal bölgesinde başına her şeyin gelebileceği belirten Ladraa, kendisinin dindar fanatiklere ve İsrail otoritelerine oranla fazla barışçıl olduğunu dile getiriyor:

“Filistin’de çoğu yer işgal altında. Oradaki yerleşimciler çok şiddetli olabiliyor. Silah da taşıyorlar. Ayrıca yaptıkları herhangi bir saldırının da sonucuna katlanmak, kimseye hesap vermek zorunda değiller. Dindar fanatikler, ellerinde silahlarla nerede olurlarsa olsunlar çok tehlikelidir. İsrail hükümetinden gelen kurumsal şiddet de çok tehlikeli. İnsan hakları için bir protestoda yer alırsanız örneğin vurulup öldürülebilirsiniz. Filistin’e giderken ve Filistin’de insan hakları ve barıştan bahsederken çok risk var. Sanırım ben onlar için fazla barışçılım.”

Ladraa, pek çok yerde “Yahudi İsveçli” diye haber yapan Türk medyasının bu yanlış bilgisiyle de karşılaşmak zorunda kalmış. Ladraa, Yahudi olmadığını ama kendisi için bu tür konuların  önemli olmadığını belirtiyor.

“HEPİMİZİ İLGİLENDİREN BİR MESELE”

“Filistin meselesi bir insan hakları meselesidir. Dinimiz, milliyetimiz ne olursa olsun bu hepimizi ilgilendiren bir mesele. Hepimiz bunun için mücadele etmeliyiz.” diyen Ladraa, söyleşimizi Afrikalı lider Nelson Mandela’nın sözleriyle tamamlıyor:

“Filistin özgür olmadıkça bizim özgürlüğümüz tamamlanmış olmayacaktır”