CHP ABD Temsilcisi Özcan: Atilla davası, Erdoğan’ı devirmeye yönelik değil

Pelin Teymur

CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, Reza Zarrab’ın tanık, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın sanık olduğu davayı PolitikYol’a değerlendirdi.

ABD’de 11 Nisan’da sonuçlanması beklenen Hakan Atilla davası hakkında değerlendirmelerde bulanan CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, bu davanın göz göre göre geldiğini belirterek, “‘Erdogan’ı devirmeye yönelik bir dava’ diyenlere ise benim şöyle bir itirazım var. Eğer ABD, Erdoğan’ı devirmek isteseydi, hükümeti ve Halkbank’ı uyarır mıydı? Adamlar bu olay ortaya çıkmadan defalarca hükümeti ve Halkbank’ı uyarmış. İnsan devirmek istediği birini defalarca uyarır mı? Bu dava Türkiye için siyasi bir dava değil, göz göre göre gelen bir davadır” dedi.

Davayı yerinden takip eden Özcan, Zarrab ve çevresindekilerin Türkiye’yi iki türlü zarara uğrattığını söyleyerek, “”Türkiye’ye kimse ‘İran’la iş yapmayın’ dememiş. ABD ‘siz ticareti yapın, doğalgaz ve petrol karşılığında, sadece Türkiye’de üretilen medikal cihaz, gıda, ilaç yollayın İran’a denilmiş. Türkiye olarak İran’la 25- 30 milyar dolarlık ticaret yapabilirdik. Bu işi legal olarak yapmamışlar. Şimdi, Türk halkı Halkbank’a gelecek parayı vergileriyle ödemiş olacak ve bu ikinci fatura. Türkiye halkı olarak birinci faturayı da İran’a yapabileceğimiz ihracatı kaçırarak ödemişiz. Yerli çiftçi, ilaç ve medikal sanayi ihracat fırsatını kaçırmış” diye konuştu.

“TÜRKİYE’YE CEZA ÇIKMASI DURUMUNDA PAZARLIK YAPILACAK”

CHP’li Özcan, dava süreci ve dosyasıyla ilgili şu bilgileri hatırlattı: “Zarrab davası olarak başladı ve kendisi tanık olunca dava Hakan Atilla’ya kaldı. İddianamede 9 kişinin adı geçiyor. ABD’de firarilere gıyabında yargılama yok. O yüzden tamamen Hakan Atilla’ya yönelik süreç işledi. Ancak Zarrab tanık olmasına rağmen ceza alacaktır. 11 Nisan’da alacakları ceza belli olacak. İddianameye göre bu süreçte Halkbank önemli bir rol oynamış. Halkbank ve başka Türk bankalarına yönelik olası yaptırım, Hakan Atilla davasından bağımsız işliyor. Bankalarla ilgili karar ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı ve 11 Nisan’dan önce de bir karar çıkabilir. Genelde Hazine Bakanlığı ceza keseceği bankalarla pazarlık yapıyor. Fransız BNP Paribas Bankası ile öyle olmuş. İlk kestiği ceza 16 milyar dolarmış, pazarlıkla 9 milyar’a düşmüş. Türkiye’ye ceza çıkması durumunda, pazarlık yapılacak. Zarrab mahkemede, kendi kazandığı parayı 100- 150 milyon dolar olarak açıkladı ve bunun verilen rüşvetlerden sonra elinde kalan para olduğunu söyledi. Zarrab net kazancının da binde 4, binde 5 olduğunu aktardı. Zarrab’ın açıklamalarından yola çıkarsak İran yaptırımlarını delmenin toplam boyutu, 30 milyar dolar ediyor. Bu sadece Zarrab’ın yaptığı operasyon. Zarrab dışında da bu operasyonu yapanlar var. ”

Zarrab ve Hakan Atilla davasını ortaya çıkaran FBI ajanının dosyadaki görevine devam ettiğine dikkat çeken Özcan, “Soruşturma genişleyebilir. Bizim mahkemede anladığımız Zarrab halen konuşuyor. Savcılıkla yaptığı anlaşmaya göre bildiği her şeyi anlatmak zorunda” diye vurguladı.

Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan’ın da soruşturmada ismimin geçtiğini hatırlatan Özcan, “Çağlayan ve diğer sanıklar firari statüde ama ilerde İNTERPOL aracılığıyla istenebilirler. Avrupa Birliği eski Bakanı Egemen Bağış kendini korumak için KKTC vatandaşlığına geçti çünkü ABD, KKTC tanımıyor ve İNTERPOL Bağış’ı isteyemez. Bağış’ın aldığı bu önlemin ben çok da işe yarayacağını sanmıyorum ” dedi.

“SAVAŞ SUÇU KANITLANIRSA, LAHEY YOLU GÖZÜKEBİLİR”

ABD’nin İran’a yaptırımlarının delinmesi nedeniyle İran tarafına geçen 30 milyar doların nerelerde kullanıldığının ilerleyen günlerde sorgulanacağını kaydeden Özcan, “Mahkeme sırasında anladığımız, İran’ın bu paraları teröre finansman sağlamak için kullandığı. Suriye, Lübnan, Irak’ta İran paramiliter güçlerinin fonlandığına yönelik iddialar var. Ne yazık ki önümüzdeki süreçte Türkiye’nin adı bu tür olaylarla anılmaya devam edecek” diye konuştu. Türkiye’den bazı kişilerin savaş suçu nedeniyle yargılanabileceni ifade eden Özcan, “Savaş suçu konusunda kanaat getirilip ispatlanırsa, sürecin o noktaya kadar gitme ihtimali var. Bu ihtimal gerçekleşirse Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde süreç taşınacak” diye uyarıda bulundu.

“TÜRKİYE İHRACATTAN OLDU”

“Türkiye’ye kimse ‘İran’la iş yapmayın’ dememiş. ABD ‘siz ticareti yapın, doğalgaz ve petrol karşılığında, sadece Türkiye’de üretilen medikal cihaz, gıda, ilaç yollayın İran’a denilmiş” diye bilgi veren Özcan, Türkiye’nin bürokratlar ve bazı kişiler tarafından iki türlü zarara uğratıldığını söyleyerek, “Türkiye olarak İran’la 25- 30 milyar dolarlık ticaret yapabilirdik. Bu işi legal olarak yapmamışlar. Legal yapmamalarının sebebi ise rüşvet çarkı olmayacak olmasıydı. Bu çevresindekilerin ceplerini doldurma iç güdüsüyle verdikleri bir karar. Şimdi, Türk halkı Halkbank’a gelecek cezayı vergileriyle ödemiş olacak ve bu ikinci fatura. Türkiye halkı birinci faturayı da İran’a yapabileceğimiz ihracatı kaçırarak ödemişiz. Yerli çiftçi, ilaç ve medikal sanayi ihracat fırsatını kaçırmış” diye altını çizdi.

Zarrab’ın babası Hossein Zarrab’ın da ABD’nin İran yaptırımlarını delmekten suçlu bulunduğunu hatırlatan Özcan, Zarrab’ın babasının ABD tarafında kesilen cezayı pazarlık sonucu 9 milyon dolardan, 2 milyon dolara düşürdüğünü belirterek, “Bu olay 2013 yılında olmuş. Zarrab da babasının başına gelen olaydan haberdar. Kendilerini ABD’in takip ettiğinin ve yasaları çiğnediklerinin farkındalar” dedi.

“17-25 ARALIK’IN SADECE RÜŞVET KISMINI GÖRDÜK”

Özcan, Zarrab’ın Türkiye’de kurduğu ilişkilerin benzerini başka ülkelerde de kurmaya çalıştığını söyleyerek, “17- 25 Aralık’ın yargılanması değil ABD’deki. Biz sadece 17- 25’in rüşvet kısmını görmüşüz ancak olay daha büyükmüş. Terör sponsorluğundan ABD’nin milli güvenliğini tehdit etmeye kadar varan bir şebeke suçu. Zarrab, sadece İran- Türkiye arasında değil, benzerini Çin ve Hindistan’da da kurmaya çalışmış. Çinliler bunu fark etmişler ve durdurmuşlar. Normal şartlarda Halkbank’ın da bunu durdurması lazımdı” diye konuştu.

“HAKAN ATİLLA’YI SATTILAR”

Hakan Atilla’nın avukatlık faturalarını Halkbank’ın ödediğini hatırlatan Özcan, “Karar çıktıktan sonra Halkbank ‘Bu davada biz yargılanmıyoruz, bizim çalışanımız yargılanıyor’ dedi. Peki o zaman en başından beri bu olaya neden müdahil oldunuz? Baktılar ki bu işten bir şey çıkmayacak ve Atilla cezayı alacak, sattılar Atilla’yı” dedi.

İran yaptırımlarını delmenin bir şebeke suçu olduğuna dikkat çeken Özcan, ABD’de şebeke suçlularının hepsini ceza aldığı bilgisini vererek, “Şebeke suçlarında kimsenin az ya da çok suçlu olduğuna bakılmıyor. ‘Suçlu mu, suçsuz mu?’ diye bakılıyor. ABD’nin elinde yıllardır süren teknik takipler, Zarrab’ın mail hesabı var. Eylül 2014’ten beri ABD onu takip ediyormuş. Sadece Türkiye’den giden polis Hüseyin Korkmaz’ın tanıklığıyla filan işleyen bir şey değil. Dava dosyası zaten 2010-2015’i kapsıyor. 17-25 Aralık olayı 2013’ün sonunda oldu. Adamların elinde 17- 25’in öncesi ve sonrası da var. Zaten Zarrab da ‘Ben ABD’de yakalanana kadar bu operasyonlara devam ettim’ dedi. 2016 Mart’ına kadar operasyona devam etmiş adam. 17- 25 Aralık’tan sonra, önce altın kaçakçılığı ve daha sonra hayali gıda ihracatı olarak yapmış” diye konuştu.

‘KARA LİSTEYE ALIN’ TALEBİ

Dava sürecinde ortaya çıkan bir detayı anlatan Özcan, şunları söyledi: “Atilla’nın avukatlarının söylediklerine göre 17-25 Aralık’tan sonra ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri Türkiye’ye düzenli olarak geliyor. Halkbank yetkilileriyle görüşüyor. Hakan Atilla’nın da olduğu bir görüşmede, Halkbank yetkilileri ‘Bu Zarrab’ı ABD olarak kara listeye alın’ diyor. Demek ki Halkbank bu adamın usulsüz işler yaptığını biliyormuş. Halkbank’ın en büyük müşterilerinden birini kara listeye alın derken, kendi paçalarını kurtarmak istiyorlar.”

“DAVA SİYASİ DEĞİL”

Davada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik iddialar geçtiğini belirten Özcan, söz konusu iddiaları şöyle aktardı: “Davadaki tanıkların ifadeleri ve ortaya çıkan teknik takibe göre Erdoğan’ın onayı ve bilgisi dahilinde olduğu söylendi. Zarrab bunu 4-5 kere söyledi. Mesela Zarrab teknik takibe takılmış ve o zamanın Başbakan’ı şimdiki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını adamına söylüyor. ‘Erdogan’ı devirmeye yönelik bir dava’ diyenlere ise benim şöyle bir itirazım var. Eğer ABD, Erdoğan’ı devirmek isteseydi, hükümeti ve Halkbank’ı uyarır mıydı? Adamlar bu olay ortaya çıkmadan defalarca hükümeti ve Halkbank’ı uyarmış. İnsan devirmek istediği birini defalarca uyarır mı? Bu dava Türkiye için siyasi bir dava değil, göz göre göre gelen bir davadır.”