Pazar, Aralık 4, 2022

Önemli olan işlevi değildir

Yalın Alpay
Yalın Alpay
Virgül, Akşam Kitap, Radikal Kitap gibi yayınlarda kitap eleştirileri yazdı. Tarih, siyaset, sanat ve ekonomi konularında çeşitli akademik dergilerde ve kitaplarda pek çok makalesi vardır. Varlık ve Rh Sanat dergilerinde sanat, Ot dergisinde popüler kültür, Andante dergisinde klasik müzik üzerine yazıyor. Sanat, ekonomi ve siyaset konularında yayınlanmış on kitabı ve üç ulusal ödülü vardır. Çeşitli kanallarda, televizyon programları yapmaktadır.

Hiçbir şey, yalnızca kendisine ve işlevine özdeş bir varlık olarak yeryüzüne katılmıyor. Her varlık, kendisine zimmetlenen görevlerin/ödevlerin yanı sıra sayısız yan anlamla birlikte dünyaya dahil oluyor.

Artık var olmayan bir içecek markasının, plastik gündelik yaşamımızın bu denli içerisinde değilken ayağını ve mekanizmasını metalden ürettirdiği güneşliğin metal uzantıları yer yer paslanmış, gölge üretme ödevindeki kalın kumaşa çeşitli uzunluklarda şerit izler bırakmış. Yağmurla mücadelesinde pas yaraları almış kumaş, güneşle çarpışmalarından da yer yer incelerek çıkmış, minicik kareler şeklinde birbirinin içerisinden geçen ipler bu incelen yerlerde yıpranmışlığın dokusunu afişe etmiş. Güneşliğin üzerindeki bu yara bereler, başından geçmiş yılların sayısına işaret ediyor. Fakat yaşlı güneşlik, antika bir mobilya, klasik bir otomobil ya da eski bir köşk gibi bir saygı görmüyor; onun yıllanmışlığında karizmatiklik veya arzu nesneliği bulunmuyor. Yalnızca eski olarak algılanıyor: değersiz ve yoksul.

Havalı olma vasfını yitirmiş bu güneşlik, nereye yerleştirilirse, oranın da genel atmosferine batırılmış bir enjektör gibi değersizlik ve yoksulluk aşılıyor. İşlevini hala son derece yeterli bir şekilde yerine getiren güneşlik, işlevi dışındaki yan anlamları yüzünden suçlanıyor: eski olmasıyla. Onun güneşini kestiği mekan, artık mekanın diğer özellikleriyle değil, eski püskü bir şemsiyeyle kurduğu işbirliği üzerinden tanımlanıyor. Mekanın sahip olduğu güçlü pek çok niteliği belli bir süreliğine askıya alınıyor, tüm yorumlar, konuşmalar, ayıplamalar onun yıpranmış şemsiyeyle olan birlikteliğine yöneltiliyor.

İşlevi güneşin yakıcı ışınlarını belli bir gölge oluşturarak, kendisine sığınanları yanmanın sancısından kurtarmak olan şemsiye, işleviyle değil, havalılığıyla değerlendiriliyor. Kimse bu eski püskü şemsiyenin altına uzanmak istemiyor. Çünkü herkes, şemsiyenin mekanla kurduğu ilişkide, mekana verdiği zararı, onun altına uzanan kişiye de vereceğini düşünüyor. Şemsiyeye ilişkin tüm olumsuz görüşler, onu her kim kullanırsa, anında o kişiyi de hedefine yerleştiriyor.  Eskiliğiyle yargılanan bu şemsiye, her neye değerse, onu da değersiz bir varlığa dönüştürüyor.

Toplumsal mutabakatta değerli bulunan eşyalarla, kurumlarla, kişilerle, mekanlarla anılmak isterken, toplumsal mutabakatın o kadar da önemsemediği ya da küçümsediği aktörlerle temas kurmak istemiyor.

Hiçbir şey, yalnızca kendisine ve işlevine özdeş bir varlık olarak yeryüzüne katılmıyor. Her varlık, kendisine zimmetlenen görevlerin/ödevlerin yanı sıra sayısız yan anlamla birlikte dünyaya dahil oluyor. Yan etkiler diyebileceğimiz bu yan anlamlar, tıpkı ilaçlarda olduğu gibi, bazen mide ağrısını kesmek için alınan bir hapın yan etki olarak baş ağrısı üretebildiği gibi, placebolarda olduğu üzere hiçbir gerçek yararı olmadığı halde, kişinin kendisini iyi hissettiren yan etkiler yaratabiliyorlar.

Bir işlevi yerine getiren bir aparatın yalnızca fiziksel yararlılığı değil, ruhsal yararlılığı da gözetiliyor. Genel kitle tarafından, kullanılan aparatın kişiyi, fiziksel olmaktan çok ruhsal bağlamda yükseltmesi sağlaması bekleniyor. Materyallerle kişiler arasında kurulan ilişkide, o materyallerin kişiye sağladıkları fiziksel yararlarından çok – ya da en az o kadar – ruhsal bir değerlilik, varsıllık sağlaması gözetiliyor. Kişi bedensel gereksinimlerinden çok, bedenine başkaları tarafından duyulacak saygıyı önemsiyor.

Toplumsal mutabakatta değerli bulunan eşyalarla, kurumlarla, kişilerle, mekanlarla anılmak isterken, toplumsal mutabakatın o kadar da önemsemediği ya da küçümsediği aktörlerle temas kurmak istemiyor. İkisi de dakik bir şekilde zamanı gösteren, yani işlevsel açıdan birbirine bütünüyle denk olan iki saat arasından birisinin birkaç yüz bin lira iken diğerinin yüz liranın altında olması ve neredeyse zorunlu kalmadıkça hiç kimsenin ucuz versiyonu seçmemesi, kola takılan saatin gerçek işleviyle değil, ürettiği yan anlamlarla açıklanabilir.

Önemli olan hiçbir zaman yalnızca işlev değildir…

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Yalın Alpay
Yalın Alpay
Virgül, Akşam Kitap, Radikal Kitap gibi yayınlarda kitap eleştirileri yazdı. Tarih, siyaset, sanat ve ekonomi konularında çeşitli akademik dergilerde ve kitaplarda pek çok makalesi vardır. Varlık ve Rh Sanat dergilerinde sanat, Ot dergisinde popüler kültür, Andante dergisinde klasik müzik üzerine yazıyor. Sanat, ekonomi ve siyaset konularında yayınlanmış on kitabı ve üç ulusal ödülü vardır. Çeşitli kanallarda, televizyon programları yapmaktadır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
52,128TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

%d blogcu bunu beğendi: