Okullar açılırken çocuk işçilerin durumu üzerine

Özgür Hüseyin Akış
Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Endüstriyel İlişkiler mezunuyum. Yazı hayatıma 2012 yılında Emek Dünyasında başlayıp sonrasında Politik Yol haber sitesinde haftalık köşe yazılarıyla devam ediyorum. Çalışma yaşamındaki sorunlar ve çocuk işçiliği üzerinde kimi hakemli dergilerde araştırma makalelerim yayınlandı. Mülteci çocuk işçilerin Türkiye’deki yaşam ve çalışma koşullarına dair araştırmalarım sürüyor. Bir dernekte basın iletişim bölümünde çalışıyorum. Ankara İSİG Meclisi ve Birlik Sendikası üyesiyim.

Bir buçuk yıla yakın yüz yüze eğitimin başlatılamadığı pandemi sürecinde Milli Eğitim bakanlığı hep iddialı açıklamalar ile yetindi. Televizyon başında eğitimden tutunda, internet üzerinden canlı derse kadar denenen bu süreçte eğitime ulaşım da araç gereçlere (Tablet, Bilgisayar, Telefon) ulaşımda yaşanan sorunlar nedeniyle birçok çocuk çalışmak zorunda kaldı.

Köy okulların kapatılmasıyla birlikte taşımalı eğitim sistemine geçilmesiyle öğrenciler ve veliler eğitime ulaşmakta zaten büyük güçlükler çekiyordu. Kentlerde ise ikamet adresine yakın okullara çocuğunu gönderemeyen veliler servislere mecbur bırakılıyor. Okulların okul aile birliği adı altında resmi olmayan zorunlu bağış talepleri bilinen bu gerçeğin görmezden gelinerek kayıt parası olarak velilerden tahsil ediliyor. Çocukların kıyafetleri ve kırtasiye masrafları aynı zamanda servis ücretlerinin asgari ücretten yüksek olması pandemiyle derinlik kazanan ekonomik kriz koşullarında çocuklar yüzünü okullara dönemeyecek.

Yine Disk Ar’ın geniş tanımlı işsizlik raporunda 9 milyondan fazla işsizin olduğu Türkiye’de, aile üyelerinin her birisinin maddi gelir getirmesiyle asgari geçimini sağlayabileceği bir durum söz konusudur.

Çocukları çalışmaya iten meslek edinme ve gelecek kaygısı bugün kendisini günü kurtarmaya ailesine ekonomik katkı koymak zorunluluğuna doğru yönlendiriyor. Pandemide eğitime ulaşma araçlarına sahip olmayan milyonlarca öğrenci yüz yüze eğitime geçildiğinde de yine eğitim öğretim araçlarına ulaşamayacak.

6 Eylülde okullar bu koşullarda açılıyor. Okulların eğitim ve öğretime hazırlanması için dezenfektanları yapılmalı, temizlik malzemeleri temin edilmeli, öğretmenlerin aşılanması yapılmalı, bunlar yaşamsal koşullar için gerekli.

Bunların dışında köy okulları yeniden açılmalıdır. Eğitimin temel bir hak olduğu unutulmadan ilköğretimden başlayıp yüksek öğretime kadar her evresi devletin sorumluluğunda ve ücretsiz olarak insanlara sunulması gerekmektedir. Bu bir hayal değil yada bu talepler slogansı söylemler değildir. Çocuk işçiliği ile mücadele yoksullukla mücadeleyle birlikte ele alınmadıkça, devlet emekçilerin yaşamında kendi varlığını ağırlıklı bir şekilde hissettirmediği sürece çocuk işçiliği ile mücadele temennilerde kalır. Temenni bakanlıkları yerine gerçekten Eğitim ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulup insanların hayatına dokunmalıdır.

 

Özgür Hüseyin Akış
Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Endüstriyel İlişkiler mezunuyum. Yazı hayatıma 2012 yılında Emek Dünyasında başlayıp sonrasında Politik Yol haber sitesinde haftalık köşe yazılarıyla devam ediyorum. Çalışma yaşamındaki sorunlar ve çocuk işçiliği üzerinde kimi hakemli dergilerde araştırma makalelerim yayınlandı. Mülteci çocuk işçilerin Türkiye’deki yaşam ve çalışma koşullarına dair araştırmalarım sürüyor. Bir dernekte basın iletişim bölümünde çalışıyorum. Ankara İSİG Meclisi ve Birlik Sendikası üyesiyim.
spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
37,866TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

PolitiYol Telegram'da