İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin raporuna göre Ocak ayında en az 141 işçi hayatını kaybetti.

İSİG’in raporuna göre, hayatını kaybeden 141 emekçinin,

•120’si ücretli (işçi ve memur), 21’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.
• Ölenlerin 2’si kadın işçi, 139’u erkek işçi.
• 2’si 14 yaş ve altında olmak üzere 5 çocuk çalışırken can verdi.
• Savaş nedeniyle yurtlarından gelen 10 mülteci/göçmen işçi yaşamını yitirdi. Mülteci/göçmen işçilerin 5’i Suriyeli, 2’si Afgan, 2’si Pakistanlı ve 1’i Tacik.
• Ölümler en çok inşaat, tarım, metal, taşımacılık ve belediye/genel işler işkollarında gerçekleşti.
• En fazla ölüm nedeni yüksekten düşme, trafik/servis kazası ve ezilme/göçük.
• En çok iş cinayeti İstanbul, Bursa, Antalya, Kocaeli, Konya, Adana, Aydın ve İzmir’de yaşandı.
• Ölenlerin 11’i (yüzde 8) sendikalı işçi, 130 işçi ise (yüzde 92) sendikasız. Sendikalı işçiler gıda, madencilik, metal, enerji, taşımacılık ve belediye işkollarında çalışıyorlardı.

İSİG’in raporunda intihar eden işçilere de değiniliyor:

İşçiler neden intihar ediyor?

“Dünya işçi hareketi içinde intiharlar işe bağlı nedenler kapsamında ele alındı. 1980’li yılların sonunda Japonya’da ‘karojisatsu’ kavramı ile tanımlandı. Bir işçi intiharının işe bağlı olduğunun kanıtlanması için şu özelliklere bakıldı:

1- Günde 10-16 saat arasında çalışmış olmak,
2- 4 hafta üst üste ortalama 65 saat ve üzerinde çalışmış olmak,
3- 8 hafta üst üste 60 saat ve üzerinde çalışmış olmak.

Özellikle neoliberal saldırı politikalarının hayata geçirilmesi ile birlikte güvencesiz çalışma koşulları işçilerin yaşamını ciddi olarak tehdit etmeye başladı ve iş kazaları da hızla arttı. Halbuki iş kazaları gerekli önlemler alındığında ortadan kaldırılabilir. Yani işe bağlı intiharlar da önlenebilir bir sağlık sorunudur. Ancak önlenebilmesi için öncelikle iş kazası olarak kabul edilmesi gereklidir. İşe bağlı intiharların iş kazası olarak kabul edilebilmesi için ise çalışma ile ilişkili olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Bu durumun zorluğu sorunun tanılanmasını ve boyutunu görünür kılmayı engellemektedir.

İşe bağlı intihar girişiminde bulunmadan önce işçilerde depresyon, tükenmişlik sendromu, kronik yorgunluk ve muhakeme yeteneğini yitirme gibi zihinsel belirtiler görülmektedir. Bu belirtilerin beraberinde çalışanlarda baş ağrısı, mide ağrısı, ishal, kabızlık, hafif ateş gibi fiziksel belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.

İşe bağlı intiharlar sadece Japonya’ya özgü değildir. Fransa’da Renault ile Peugeot araba fabrikalarında ve France Telecom’da, Avustralya’da telekomünikasyon işçilerinde, Çin’de bulunan iPod, iPhone ve iPad üreten Foxconn fabrikasında ülkemiz basınına da yansıyan işe bağlı intiharlar yaşandı. Öyle ki Apple firması ‘İntihar etmeyeceğim kendime iyi bakacağım’ diye yazılı taahhüt almaya başladı.

Sonuç olarak işçilerin büyük mücadeleler sonucunda elde ettikleri; ‘8 saat, sendikalı, insana yaraşır şekilde çalışma hakkı’ ellerinden alınmakta ve her geçen gün güvencesiz çalışma koşullarıyla daha da kötüye gitmektedir. İşe bağlı intiharlar da güvencesiz çalışmanın işçilerin sağlığına olan bir yansımasıdır.

Ocak ayında intihar eden 6 emekçi arkadaşımız var…

Türkiye’de yasalarımıza göre işyeri içinde gerçekleşen her intihar, nedeni ne olursa olsun ‘iş cinayeti’ kapsamındadır. İSİG Meclisi olarak bizler ise hem yasal mevzuata uyarak işyeri içinde (işe bağlı olan-olmayan) gerçekleşen hem de işyeri dışında salt işe bağlı intiharları da raporlarımıza alıyoruz. Ancak evde, işyeri dışında her yıl yüzlerce işçi intihar ediyor. Çok az bir kısmının iş ile bağlantılı olduğunu saptayabildik ama bu durumda bütün işçi intiharlarının nedeninin araştırılması aciliyetinin de altını çizmek zorundayız…”

İSİG’in raporunun tamamına ulaşmak için tıklayınız.