AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş; “Tabii ki sayın Soyer babasının yaptıklarından sorumlu değildir. Herkesin sorumluluğu tek başınadır. Ama sonuçta seçmenle ilişki kuracağınız bir zemine giriyorsunuz. Bunun en azından 12 Eylül açısından gözden geçirilmesi gerekirdi. İnsanların aklına ister istemez Nurettin Soyer’e gidiyor.” dedi.

Habertürk canlı yayınına katılan Kurtulmuş’un açıklamaları şöyle:

Oyunu almadığımız insanlara da sadakat göstermek durumundayız. Bu manifesto ile birlikte bundan sonraki süreçlerde hem şehirlerine nasıl hizmet edeceklerini ayrıca davranışlarına ilişkin olarak, politik ahlak bakımından önemli gördüğümüz hususlar adalet, emanet ve sadakat meselesi çok net bir şekilde vurgulanmıştır. Belediye başkanlarımızın kendi dönemleri içerisinde, o şehir, ilçe neyse, geleceğe ilişkin hedefleri, projeleri neyse bunların ortaya konulması ve bunların Cumhurbaşkanlığı’ndaki bir birim tarafından takip edilmesi. Her belediye başkanımızla ilgili bir karnenin ortaya çıkması bakımından izleme değerlendirmek gerekir.

“CUMHURBAŞKANLIĞI BİRİMİ YOL GÖSTERİCİLİK YAPACAKTIR”

Belediyeleri köşeye sıkıştıralım, buradan hesaba çekelim, kontrol altına tutalım değil; tam tersine belediye proje yaptı ne kadarını gerçekleştirebildi, ne kadarını gerçekleştiremedi. Tabiri caizse merkezi bir konumda sayın Cumhurbaşkanlığı marifetiyle bunları uyarmak. Zaten herhangi bir yasaya gerek yok. Yanlış yapan için hem İçişleri Bakanlığı’nın denetleme yolu zaten açık. Cumhurbaşkanımızın bugün anlattığı, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki bir BİMER vasıtasıyla kontrol edilmesi, şehirlerin vizyon projeleri olacak. Yaptı mı, yapmadı mı? Bunları kontrol edip tabiri caizse yol göstericilik yapmak.

“CUMHUR İTTİFAKI 15 TEMMUZ GECESİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR”

Siyasal sistemin yapısının değişmesinden kaynaklanan bir durum var. Türkiye siyasetin gidişatı belki iki kutuplu bir sisteme gidiyor. Şimdiden açık olan bir şey var. İki aksta, iki çizgide devam eden siyaset tarzı olacak. Bir taraftan AK Parti’nin diğer taraftan CHP’nin başını çektiği iki aks ortaya çıkmıştır. Cumhur İttifakı açısından konuşursak, bu masa başı bir ittifakı değil. Bu ittifak 15 Temmuz gecesi kuruldu. Halka açılan ateşler, tanklar karşısında millet göğsünü siper ederek ‘Ya Allah’ diyerek ortaya çıktı. Milletimizin önemli bir çoğunluğu devletine, istiklaline, istikbaline sahip çıktı. Orada oluşan bir ittifak söz konusu. Tabii ki başka partilerden de bu ittifakta olanlar vardır.

“CUMHUR İTTİFAKI SİYASETLE KISITLI BİR İTTİFAK DEĞİL”

Hem parlamentoda, hem anayasa değişikliğinde bir çok kez müşterek noktalarda hareket ediyor. Bu şu anlama gelmiyor, AK Parti ile MHP tek parti oldu, hayır. Öncelikleri, siyasal stratejileri farklı olmakla birlikte sayın Cumhurbaşkanımızın kastettiği milli meselelerde işbirliği vardır. Seçimden sonra da devam edecek. Türkiye’ye tehditler sürdüğü sürece ortak hedeflere doğru yürünecek, bu ittifak da bu şekilde her iki taraftaki arkadaşlarımız bakacaktır. Siyasetle kısıtlı bir alan değildir.

“BU OLAYLARIN HEPSİNDE HÜKÜMETİ ALAŞAĞI ETMEK VARDIR”

Türkiye’nin terörle burun buruna mücadele ettiği bir terör meselesi var. DEAŞ, PKK, PYD var. Bu mücadelede Millet İttifakı’nın içinde yer alan partilere ‘Siz Türkiye’nin bekasına karşı mücadele ediyorsunuz’ demiyoruz. Uluslararası alanda bazı kuruluşların Türkiye’yi köşeye sıkıştırma meselesi Türkiye’nin temel meselesidir. Keşke muhalefet temel meselelerde duruş sergileseydi. Zaman zaman hakikaten anlamakta güçlük çektiğimiz bir noktaya geliyorlar. 27 Nisan 2017 muhtırası aynen 12 Mart gibi bir muhtıradır. 7 Şubat MİT operasyonu, 17-25 Aralık, Gezi Parkı eylemleri. 15 Temmuz çok görünür olduğu için ortaya çıktı. Hepsi aynıdır. Bunların hepsinde hükümeti alaşağı etmek vardır.

“TERÖRLE HAREKET EDEN BİR PARTİYLE ÖRTÜYÜ KALDIRIRSANIZ”

Koskoca ana muhalefet ve muhalefet partileri milli meselelerde ortak duruş sergilemiyorsa burada bir problem var demektir. Cumhur İttifakı’nı oluşturan ortak bir duruş vardır. Keşke muhalefet beceriyi ortaya koysaydı da, keşke Türkiye beka meselesini başka bir zeminde konuşsun. Terörle hareket eden bir siyasi partiyle örtüyü ortadan kaldırırsanız…

“HEDEF ORTAYA KONULAN ÇITADAN DAHA FAZLA OY ALMAKTIR”

AK Parti bütün teşkilatlarına teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın, bizlerin anlattığı konulara sahip çıkarak verilen kararlara uydular, gerçekten olgun bir süreç geçirdik. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın oluşmasında çok şükür problemsiz bir şekilde buraya gelindi. Şimdi esas bundan sonraki meselesidir. Çıta toplamdan daha fazla oy alabilmektir. Esas mesele, ittifakın temel gayelerinden birisi de her ilçede, her ilde karşı taraftaki ittifakın adayını yenmektir. Bunun için de AK Parti ve MHP teşkilatları hassasiyetle bu süreci yöneteceklerini düşünüyorum.

“TUNÇ SOYER BABASININ YAPTIKLARINDAN SORUMLU DEĞİL AMA…”

Tunç Soyer meselesi hele hele bizim neslimiz gibi 13 Eylül’ün bütün kirini, pasını görmüş nesiller için bir kere çok kolay anlatılabilir, kabul edilebilir bir şey değil. Tabii ki sayın Soyer babasının yaptıklarından sorumlu değildir. Herkesin sorumluluğu tek başınadır. Ama sonuçta seçmenle ilişki kuracağınız bir zemine giriyorsunuz. Bunun en azından 12 Eylül açısından gözden geçirilmesi gerekirdi. İnsanların aklına ister istemez Nurettin Soyer’e gidiyor. Sadece rahmetli Türkeş ve Ülkücü kuruluşlar davası değil, devrimciler, İslamcılar olmak üzere geniş kitlelerin acıları. Hele hele okyanus ötesi olduğu zaman insanlar 12 Eylül-15 Temmuz bağlantısını kuruyor. O karanlık dönemler akıllara geliyor.

“BÜTÜN BUNLARIN ÜSTÜNE SOYER SOYADI GELİNCE”

AK Parti darbecilere selam bile vermemiş, onların yanından bile geçmemiştir. CHP’nin 28 Şubat’taki, 27 Nisan’daki tavırlarını hatırlıyoruz. Bütün bunların üstüne Soyer soyadı gelince insanlar haklı olarak ‘ne oluyor’ dediler ve o günleri hatırladılar.

Tunç Soyer’in adaylığına Cumhur İttifakı’ndan ilk yorum: Zeybekci ile aynı sıklette değil