Geçtiğimiz günlerde TÜİK 2018 yılı tarım rakamlarını açıkladı. Açıklanan rakamlar konunu uzmanı kuruluş ve sendikalarca tarımda yaşanan çöküşün belgelenmesi olarak yorumlandı. Üretim miktarları, 2018 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5,8, sebzelerde yüzde 2,6 azalırken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise sadece yüzde 0,8 oranında artış gösterdi. Üretim miktarları 2018 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68.4 milyon tondan 64,4 milyon tona geriledi. Sebzelerde 30 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerindeyse 22,3 milyon ton olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tahıl ürünleri üretim miktarları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,8 oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon ton olarak gerçekleşti.

Ülke genelinde yaşanan bu tablo Ankara için misliyle geçerli durumda. Ankara ili bitkisel üretim potansiyeli bakımından ülkemizin önde gelen illerinden birisidir. Hayvansal üretim bakımından ise Ankara özellikle kümes hayvanları başta olmak üzere koyun yetiştiriciliği ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde yıllar bolunca önemli bir yer tutmuştur.

Geçmiş yıllarda Konya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük tahıl ambarı olarak nitelenen Ankara ne yazık ki tahıl başta tüm tarımsal üretim alanlarında geçtiğimiz 20 yıl içinde ciddi bir çöküş yaşadı.

Ankara üzerinden durumu somutlayalım: Ankara Kalkınma Ajansı’nın 2016 tarihli verilerine göre Ankara ilinde yaşayan kırsal nüfus oranı son 2007-2011 arasındaki 4 yıl içinde yaklaşık % 60.48 oranında bir düşüş göstererek 2011 yılında 128.777 kişi olmuştur. Bunun kent kırsalından kent merkezine çok büyük bir göç yaşanması ve kent kırsalının insansızlaşması anlamına geldiği açıktır. Kırsal alanlarda yaşayan nüfusun hızlı düşüşünün sonucu olarak işlenen tarımsal alanlar azalmış. Nitekim son 19 yıl içerisinde toplam işlenen tarım alanı % 9.3’lük bir düşüş görülmekte. Tarım sektörünün dış ticaret payı ise 2002 yılında %3,95 iken bu oran 2014 yılında %1,71’e düşmüş. Tarımın ithalattaki payı ise aynı yıllar arasında %2,25’ten %5,97’ye çıkmıştır.

Bunun ciddi bir gerile olduğu açıktır.

Kent Tarımı uygulamaları…

Kent Tarımı, özellikle son yıllarda gündemden düşmeyen hızlı ve plansız kentleşmenin beraberinde getirdiği ekonomik ve sosyal sorunlara karşı geliştirilen (ya da yenilenen ve etkinleştirilen) güncel bir kavramdır.

Kent Tarımı kavramı, kentlerde ve kentlerin yakın çevresinde yaşayan ailelerin, kendi beslenme ihtiyaçlarını sağlamak ve/veya ek gelir elde etmek gibi ekonomik yaklaşımlarla çevrelerinde yer alan sınırlı miktardaki kaynakları (toprak, su vb.), ekolojik sistemle uyumlu biçimde kullanmak suretiyle tarımsal aktivitelerde bulunmalarını açıklamaktadır.
Uzak Doğu ülkelerinden, Latin Amerika’daki pek çok ülkeye kadar yaygın biçimde uygulanan Kent Tarımı, her şeyden önce içinde bulunduğu koşullara başarılı biçimde uyum sağlamakta ve bu şekilde etkinliğini artırabilmektedir.
Kent Tarımı’nın; kentlerde işsizlikle aktif mücadele, beslenme ve gıda güvencesi ve çevre kirliliği ve ekolojik yapı gibi ana başlıklar altında tanımlanabilecek sorunlara karşı geliştirdiği çok katmanlı bir çözüm önerisidir.

Her şeyden önce Kent Tarımı’nın çoğunlukla sosyo-ekonomik sorunlar çerçevesinde anılması, onu sıradan bir tarım metodu olmaktan uzaklaştırmakta kentlerimizde değerlendirilmesi gereken önemli bir yaklaşım haline getirmektedir.

Uzak bölgelere ve taşımacılığa, dolayısıyla petrole bağımlılığı sebebiyle daha çok pahalılaşan fiyatlarla Büyükşehirlerin beslenmesi ciddi sıkıntılar taşıyor. Dolayısıyla kentlerin taşımacılığa ve uzak yerlere bağımlı beslenme zorunluluğunu azaltacak, yakın çevreden beslenmeyi esas alacak ve yakın çevrenin tarımsal aktivitesi ile de kent merkezindeki nüfus yoğunlaşmasını dengeleyecek bir programı hayata geçirmeleri bir mecburiyet halini almıştır. Kentler ancak böylece işsizlikle ve yoksulluk ile ilgili sıkıntılarını azaltabilirler. Savaş, kriz, doğal afet vb. gibi felaket durumlarında kentin beslenmesi asgari ölçüler içinde de olsa garanti altına alınabilir.

Ankara’da tarımsal yatırım için uygun sektörler ve alanlar…

Lisanslı Depoculuk: Konya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük tahıl (buğday) ambarıdır. Bu nedenle lisanslı depoculuk hali hazırda ihtiyaç durumundadır. İlde kuru soğan, domates ve havuç gibi ürünlerin uygun koşullarda saklanmasının sağlanması ile ürünlerin değerinde pazarlanması sağlanacaktır.

Organik Tarım ve İyi Tarım: İlde son yıllarda organik tarım ve iyi tarım uygulamalarında artış gözlenmekte ve bu tür tarıma ilgi giderek artmaktadır. Özellikle bitkisel üretimde organik sebzecilik önem kazanmakta olup; domates, biber, yeşil sebzeler örtü altı ve organik olarak yetiştirilmektedir.

Örtü Altı Çiçek Yetiştiriciliği: İlin Başkent ve Büyükşehir oluşu tören ve protokollerin fazlalığı, yoğun çiçek talebi de pazar konusunda avantaj sağlamaktadır. Ayrıca İlin küçük sanayisinde sera imalatı gibi yeni bir sanayi alanı oluşması sağlanacaktır.

Kalecik Karası Üzüm yetiştiriciliği: Kalecik Karası üzümü topoğrafik koşullar, iklim ve toprak yapısı itibarıyla Kalecik ilçesinde yoğunlukla yetiştirilmekte ve şarap fabrikalarına gönderilmektedir. İl için aranılan bir ürün olduğundan geliştirilerek bu sektöre yapılacak yatırımlar karlı yatırımlardan biri haline gelecektir.

Ürün İşleme-Paketleme: İlin bazı ilçelerinde kuru soğan, çerezlik ayçiçeği, çerezlik kabak, ve salçalık domates ürünü yoğun olarak yetiştirilmektedir. Sözkonusu ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve değişik formlarda satılabilmesi amacıyla tesisler kurulabilir.

Tavukçuluk: İlin büyük yerleşim yeri olması, iklim ve coğrafi yapının uygun olması nedeniyle bu sektörde gerek et gerekse yumurta üretimine yönelik yatırımlarea çok müsaittir.

Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği: İl genelinde bir milyon civarında adet küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. İlde büyük meraların bulunması küçükbaş hayvan varlığını artırılmaya müsaittir.

Et Sığırcılığı: Uygun mera ve yem bitkisi üretim alanlarının mevcut olması, hayvancılık için uygun büyüklükte arazi varlığının olması ve işleme ve pazarlama sıkıntısının olmaması büyük bir avantajdır.

Gıda İşletmeleri: İlde nüfusun fazla olması, tüm bölgelere ulaşımın kolay olması ve yoğun olarak tarımsal ürün yetiştiriciliğinin yapılmasına uygun koşullara sahip olması bu alanda önemli bir imkan sağlamaktadır.

Et ve Süt Ürünleri İşleme Tesisi: Et, süt gibi hayvansal ürünlerin üretimi ve dağıtımı/pazarlanması konusunda önemli adımları kısa sürede atmak olanaklıdır. .

Sebze Üretimi: İl özellikle balkabağı, marul, taze ve kuru soğan ve kimyon üretiminde Türkiye de ilk sırada, havuç ve ıspanak üretiminde ise ikinci sırada yer almaktadırlar.