Çarşamba, Ağustos 10, 2022

Muhalefetin içsel kavgasının farkında mısınız?

A. Erdi Öztürk
A. Erdi Öztürk
Doç. Dr. Ahmet Erdi Öztürk Londra Metropolitan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doçent olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Avrupa Komisyonu tarafından fonlanan Marie Sklodowska-Curie projesinin bas yürütücüsüdür ve bu kapsamda da İngiltere Coventry Üniversitesi ve Alman düşünce kurulusu GIGA’da da araştırmacı görev yapmaktadır. Dr. Öztürk dünyanın en iyi 50 düşünce kuruluşu arasında gösterilen Yunan ELIAMEP’in Türkiye programında uzman olarak görev yapmakta ve raporlar hazırlamaktadır. Doktora derecesini 2018’in Kasım ayında Strasburg Üniversitesinden alan Dr. Öztürk iki dönem İsveç Enstitüsü bursunu kazanarak Linkoping Üniversite’sinde doktora ve doktora sonrası araştırmacısı olarak görev yapmış, 2019 yılında ise Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Notre Dame Üniversitesinde doktora sonrası araştırmacı olarak bulunmuştur. Edinburgh Üniversitesi yayınları, Middle East Critique ve International Journal of Religion dergilerinin editörlüğü görevini üstlenen Dr. Öztürk, Türkiye’nin dış politikası, Türkiye’de demokrasi ve otoriterleşme, din ve uluslararası ilişkiler alanında 4 tane derleme kitabi ve 5 özel sayiyi yayına hazırlamıştır. Dr. Öztürk’ün doktora tezi Religion, Identity and Power: Turkey and the Balkans in the Twenty-First Century adıyla 2021 yılında Edinburgh Üniversitesi Yayınlarında kitap haline getirilmiştir. 25’in üzerinde hakemli dergilerde yayınlanmış akademik makalesi bulunan Dr. Öztürk aynı zamanda Open Democracy, The Conversation, Huffington Post and France 24, Berkley Centre, BalkanInstight, BBC gibi mecralarda Türkiye üzerine yorum yazıları yayınlamakta ve röportajlar vermektedir. Çeşitli düşünce kuruluşlarına ve uluslararası kurumlara Türkiye ve de Balkanlar hakkında danışmanlıklar yapan Dr. Öztürk 2020 yılında Londra Metropolitan Üniversitesi tarafından verilen Yükselen Genç Yıldız Araştırmacı Ödülü’nü de kazanmıştır. 2022 yılında ise dünyanın en saygın sosyal bilimler derneği olarak kabul edilen International Studies Association (ISA)’in saygın yükselen akademisyen ödülünü almıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi zekasını her söyleminde ortaya koyan Meral Akşener, başarılı ve görünür olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ve de hedef kitlesinin de üzerinde bir ektiye sahip Selahattin Demirtaş cidden Türkiye’nin gündemini ve de geleceğini belirleyecek durumdalar.

Adet olduğu üzere yıl sonunda eli kalem tutan ya da çağın gerektirdiği gibi ekrana çıkmaya yüz bulan birçok yorumcu 2021 yılının muhasebesini yapıp 2022 yılında olması muhtemel beklentilerini sıraladılar. Bu beklentilerin içerisinde en fazla yeri kuşkusuz seçimin olup olamayacağı konusu alırken, başka bir nokta benim dikkatimi çekti. Dikkatimi çekti derken, ben 2022 yılında AKP iktidarının seçim yapmaya yüreğinin yeteceğini sanmadığım için bek muhtemelen algıda seçicilik yaptım. Neydi benim dikkatimi çeken ve çoğu da bu sayfada yazan kişilerin, tanıdıkların ve dostların söyledikleri; ‘2022 yılın için AKP iktidarının bir şey yapacak gücü kalmamıştır ve asıl geleceği belirleyecek muhalefettir’. Aslında bir yanı ile ekonomide çökmüş, kadroları zayıf olarak bile nitelendirilemeyecek şekilde kötü ve toplumla arasındaki uçurum haddinden fazla açılmış olduğu için AKP’nin cidden bir şey yapacak hali yok. Buna karşın çok iyi hamleler yapan Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi zekasını her söyleminde ortaya koyan Meral Akşener, başarılı ve görünür olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ve de hedef kitlesinin de üzerinde bir ektiye sahip Selahattin Demirtaş cidden Türkiye’nin gündemini ve de geleceğini belirleyecek durumdalar. Ancak bunların tamamı bir şekilde Türkiye’nin devlet ve de parti yapısını tek düze düşündüğümüz zaman varabileceğimiz görece kestirme sonuçlar.

Bu bağlamda, kanımca işin aslı daha karmaşık ve çözmemiz gereken iki konu var ki bunlardan ikincisi çözülmeden birincisine çare bulamayız. Nedir bunlar; 1) karşımızda iktidarını kaybetmemek için her şeyi yapmaya hazır bir blok olduğu, 2) muhalefetin aslında çok görünür olan ama görünmediğini sandığı aday kavgası. Sanıyorum ilkinden hepimiz haberdarız ama ikinci şımarık ve çok tehlikeli kavganın çok da farkında değiliz. İşte farkında olmadığımız bu kavga hem ilk sorunun günden güne büyümesine ve de belki tarihi bir fırsatın kaçmasına neden olacak.

Her şeyi yapmaya gerçekten hazır olabilir?

Yabancı uzmanlar ya da diplomatlar arada kimi kamuya açık toplantılarda soruyorlar, Türkiye’de gerçekten seçim ile iktidar değişimi olabilir mi diye. Elbette olabilir diyorum sık sık ama ekliyorum da seçim olana kadar ya da seçim sonuçları tam anlamı ile resmileşene kadar her şeyi olması mümkün, ki bu sadece Erdoğan, Soylu, Albayrak ya da Kalın gibi önemli iktidar odaklarının başka bir siyasi geleceğinin kalmaması ile ilgili değil. En küçük toplum biriminden başlayarak hala mevcut iktidar ile beraber olanların kendileri için açılabilecek her türlü çıkış kapısını kapamalarından kaynaklı. Kısacası iktidarı kaybetmemek için direnecek olan sadece Saray, İçişleri Bakanlığı ya da kimi yarı devlet-yarı siyasi organizasyonlar değil. Aksine onlara hala güç veren mahalledeki Erdoğalar ve de onların yanındaki Soylular. Kısacası elbette AKP dönemi bitti ama bu bireylerin kendi iktidar alanları hala duruyor ve bunlar bileşke olarak hesaplandığı zaman ciddi bir alana tekabül ediyorlar. Hal böyle olunca devri sabık yaratmayacağız ya da Erdoğan ve çevresine bir şey olmadan iktidarı devralacağız söylemi Bizans’ın çok zayıf olmasına karşın uzun yıllar ayakta kaldığı topraklarda çok geçerli olmayabilir.

Düşününki her ay sermaye bir şekilde el değiştirmeye devam ediyor, kadrolaşmada yer ve sınır yok, iktidara yakın değilseniz imkanlara ulaşmak hiç olmadığı kadar zor. Böyle bir ortamda hem elinizdeki araçlar çok sınırlı olacaktır hem de karşınızdaki eğer o iktidarı bırakmak istemiyorsa Orta Doğu gibi bir coğrafyada çok farklı ve de birbiri ile iç içe geçmiş araçları kullanacaktır. Bu noktada ‘şimdiden avukatlar ile sandık güvenliğini sağlıyoruz’ ya da ‘biz İstanbul’u ve Ankara’yı aldık söylemleri’ çok işe yaramayabilir. Düşünü bölge müsabakasında iyi bir derece yapan ama hem tecrübesizlikten hem de farklı becerisizliklerden dolayı büyük şampiyonada iyi derece yapamayan kaç sporcu vardır dünyada. Kısacası her şeyi yapmaya her anlamda hazır ve de muhtaç bir iktidar karşısında cidden ne kadar hazır bir muhalefetimiz var?

Bu kadarı artık biraz fazla olmuyor mu?

Elbette siyaset tamamen matematik değildir ama biraz da matematiktir değil mi? Demek istiyorum ki eğer siyaset tamamen matematik olsaydı Hillary Tump karşısında ezici bir çoğunluk sağla ya da Britanya hiç Brexit faciasını yaşamazdı. Ama aynı zamanda karşıdan görünen köy ve kılavuza gerek olup olmadığı meselesi de var değil mi? Bu noktada bence Erdoğan ile her ortamda mücadele edebilecek, ne yazık ki Türkiye’nin çok ayıp ve de acımasız gerçeklerinden dolayı zayıflatılamayacak, Türkiye’nin sadece siyasal olarak değil onun da ötesinden bütün bileşenlerini bir araya getirebilecek bir adaya ihtiyacımız var. Ki bu adaydan da elimizde var gibi duruyor. Ama anlaşılan o ki muhalefet CHP’si İYİ Parti’si ve diğer bileşenleri ile sanki seçimi almış gibi ‘o aday olmaz çünkü’ diye başlayan, ‘diğer aday da bu yüzden olmaz zira’ diye devam eden birçok cümle ile kendi aralarında çekişiyorlar. Hatta sadece kendi aralarında çekişseler iyi demeçleri, sosyal medya kullanışları ile bunu bize çok açık bir şekilde de gösteriyorlar. Neymiş yetki devri olmazmış, devleti bilmek esasmış vs vs vs. Efendilere birilerinin şunu söylemesi lazım, Başkanlık koltuğuna oturunca bütün yetkiyi alamama ihtimali mevcut, zira Yeni Türkiye’nin yeni devleti eskisinden bir hayli farklı, tehlikeli ve galiba da kindar.

Kısacası kimsenin başkalarının kıskançlıklarını iktidar oyunlarını çekecek durumu yok ya da bunlar üzerinden hayatlarının bir kere daha mahvolmasına izin verecek tahammülü yok.

Anlaşılan AKP 2022 içerisinde kendisi için seçimi yapacağı koşulları oluşturamayacak gibi. Bu da belki iyi, çünkü muhalefetin şımarıklığına son vermesi için daha zamanı var gibi. Ama uyarayım fazla naz aşık usandırıyorsa size sadece sempati duyanları cidden çok kötü sizden uzaklaştırabilir. Şartlar ne olursa olsun…

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

A. Erdi Öztürk
A. Erdi Öztürk
Doç. Dr. Ahmet Erdi Öztürk Londra Metropolitan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doçent olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Avrupa Komisyonu tarafından fonlanan Marie Sklodowska-Curie projesinin bas yürütücüsüdür ve bu kapsamda da İngiltere Coventry Üniversitesi ve Alman düşünce kurulusu GIGA’da da araştırmacı görev yapmaktadır. Dr. Öztürk dünyanın en iyi 50 düşünce kuruluşu arasında gösterilen Yunan ELIAMEP’in Türkiye programında uzman olarak görev yapmakta ve raporlar hazırlamaktadır. Doktora derecesini 2018’in Kasım ayında Strasburg Üniversitesinden alan Dr. Öztürk iki dönem İsveç Enstitüsü bursunu kazanarak Linkoping Üniversite’sinde doktora ve doktora sonrası araştırmacısı olarak görev yapmış, 2019 yılında ise Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Notre Dame Üniversitesinde doktora sonrası araştırmacı olarak bulunmuştur. Edinburgh Üniversitesi yayınları, Middle East Critique ve International Journal of Religion dergilerinin editörlüğü görevini üstlenen Dr. Öztürk, Türkiye’nin dış politikası, Türkiye’de demokrasi ve otoriterleşme, din ve uluslararası ilişkiler alanında 4 tane derleme kitabi ve 5 özel sayiyi yayına hazırlamıştır. Dr. Öztürk’ün doktora tezi Religion, Identity and Power: Turkey and the Balkans in the Twenty-First Century adıyla 2021 yılında Edinburgh Üniversitesi Yayınlarında kitap haline getirilmiştir. 25’in üzerinde hakemli dergilerde yayınlanmış akademik makalesi bulunan Dr. Öztürk aynı zamanda Open Democracy, The Conversation, Huffington Post and France 24, Berkley Centre, BalkanInstight, BBC gibi mecralarda Türkiye üzerine yorum yazıları yayınlamakta ve röportajlar vermektedir. Çeşitli düşünce kuruluşlarına ve uluslararası kurumlara Türkiye ve de Balkanlar hakkında danışmanlıklar yapan Dr. Öztürk 2020 yılında Londra Metropolitan Üniversitesi tarafından verilen Yükselen Genç Yıldız Araştırmacı Ödülü’nü de kazanmıştır. 2022 yılında ise dünyanın en saygın sosyal bilimler derneği olarak kabul edilen International Studies Association (ISA)’in saygın yükselen akademisyen ödülünü almıştır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
49,304TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI