15 Temmuz darbe girişimi öncesinde MİT’e giderek ihbarda bulunan Binbaşı O.K’nin 11 Ağustos 2016 tarihinde savcılığa ifade verdiği ortaya çıktı.

Bugüne kadar hazırlanan 30’a yakın darbe girişimi iddianamesine konulmayan ve sır gibi saklanan ifadede Binbaşı O.K, 14.20’de MİT’e gittiğini belirterek “14.30’da gelen 2 kişiye ‘Bir helikopter Hakan Fidan’ı alacak, diğer helikopterin ne yapacağını bilmiyorum’ dedim. Bana ne olabileceğini sordular. Ben de büyük bir faaliyet olabileceğini hatta darbe faaliyeti olabileceğini söyledim” dedi. Bu ifadeyle MİT’in sanıldığının aksine sadece “Hakan Fidan’ın alınacağını” değil, doğrudan “darbe girişimi olabileceği” bilgisini 14.30’da bildiği ortaya çıktı.

Ancak Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ve dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in ifadelerinde, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Karargâh’a geldiğinde “darbe olabileceği” bilgisini aktardığına ilişkin herhangi bir söz yer almadı. Bu ifadenin ardından; MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, 14.30’da öğrendiği “darbe olabileceği” istihbaratını Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’a neden bildirmediği sorusu yanıtını bekliyor. Buna karşılık Fidan’ın savcılığa ve TBMM Darbe Komisyonu’na tanık olarak ifade vermekten kaçınması dikkat çekiyor.

Yenişafak gazetesi, dün Binbaşı O.K’nin ifadesini yayımladı. Ortaokulda, lisede ve askeri okulda okurken cemaatle bağlantılı olduğunu ifade eden binbaşı, 15 Temmuz gününü şöyle anlattı:

DARBE İHBARINI MİT’E 14.30’DA YAPMIŞ

11 Temmuz’dan itibaren ailemle tatil yapıyorduk. 13 Temmuz günü beni Tabur Komutanı Binbaşı Deniz Aldemir aradı ve cuma günü görevde olmam gerektiğini söyledi. Cuma sabahı mesaideydim. 10.30’da Binbaşı Deniz Aldemir’in arabasıyla alay komutanına gitmek üzere bindik. “Telefonunu kapat” dedi ve radyoyu açtı, radyonun sesini yükseltti. “Ben senin hizmetten olduğunu biliyorum ama uzatmayacağım, bu gece faaliyetimiz olacak. Mesela ben Cooger helikopteriyle Hakan Fidan’ı alacağım, sen de Murat Bolat’la uçacaksın. Çok kan akacak” dedi. Ben kilitlendim, bir şey söyleyemedim. “Senin hizmetten olduğunu biliyorum” deyince vatan aleyhine bir şey yapılacağını anladım. Taburdaki herkes normal günmüş gibi davranıyordu. Murat Bolat akşam 19.00 gibi buluşacağımızı söyledi.

Kimlerin bu işin içinde olduğunu bilmediğim için sıralı amirlerime de bu durumu söyleyemedim. Saat 13.55 gibi izinsiz mesaiyi terk ettim. Deniz Binbaşı’ya “ben uçamam” şeklinde mesaj attım. Bindiğim taksi beni saat 14.20 gibi MİT’in kapısına bıraktı. Kapıdaki görevliye kimliğimi göstererek “TSK içindeki paralelcilerle ilgili bilgi vermek için geldim” dedim. 14.30’u biraz geçe beni içeri aldılar, güvenlik kapılarından geçtik ve toplantı odasına vardık. Gelen 2 kişiye “Bir helikopter Hakan Fidan’ı alacak, diğer helikopterin ne yapacağını bilmiyorum” dedim. Bana ne olabileceğini sordular. Büyük bir faaliyet olabileceğini hatta darbe faaliyeti olabileceğini söyledim. Bu kişi bana ‘Hakan Fidan’ı almaktan kasıt ne?’ diye sordu. Ben de “çok kan akacak” dediklerine göre bu faaliyetin iyi niyetli bir faaliyet olmadığını söyledim. Hatta kendilerine YAŞ kararlarında FETÖ’cülere karşı büyük bir temizlik olabileceği sürekli yazılıyor, bu nedenle YAŞ öncesinde bir darbe faaliyeti olabileceğini söyledim.

DİNLEME CİHAZI TAKMAK İSTEDİLER

Daha sonra tek bir şahıs geldi, ona da aynısını anlattım. En son hepsinden daha kıdemli olduğunu düşündüğüm uzun boylu 4 kişi geldi. Gelen son kişi önce beni sonra benim üzerimden Deniz Aldemir’i sorguladı. Yani bizim mental olarak aklımızın başımızda olup olmadığını, halüsinasyon görüp görmediğimi test etmeye çalıştı. 3. şahıs Deniz Aldemir ve Murat Bolat’ın telefon numaralarını aldı. 4. gelen şahıs Deniz Aldemir’i ‘bir arayalım olayı netleştirmeye çalışalım’ dedi. Ben de kendi telefonumdan onlar yanımdayken aradım. Aldemir, ‘Kuvvet Komutanı gelecek, ona arz edeceğim sen de komutan olarak burada bulun’ dedi. Uzun olan adam bana dinleme cihazı takılmasını kabul edip etmeyeceğimi sordu. Ben önce tereddüt ettim ama sonra kabul ettim.

19.00 gibi nizamiyeye döndüm. Aldemir yanımdayken Murat Bolat’ın çağırdığını söyledi. Yarım saat sonra tekrar geldi. “Uçuşumuz var hemen gidiyoruz” dedi. Kendisinden bilgi almak amacıyla “Şu telefonlarımızı kapatalım, tam olarak ne yapacağız bilgi verir misin” dedim. O da “Komutan ne görev verirse onu yapacağız” karşılığını verdi.

‘PASTACI’YI ARADIM, GELİP BENİ ALDI

Karanlıktan fırsat bulup dışarı çıktım ve kendini “Pastacı” olarak tanıtan MİT’çiyi arayarak olanları aktardım, “Akıncı’ya geçecekler” dedim. “Tamam derhal kışlayı terk et ve kesinlikle uçuşa katılma. Seni bıraktığımız yere gel, seni oradan aldıracağız” dedi. Karanlıktan istifade sağdan soldan nizamiyeye ulaştım. MİT’in beni bıraktığı yere gittim. 15- 20 dakika sonra MİT’ten gelip beni aldılar. 2 saate yakın Ankara içerisinde dolaştık.

Ankara içerisinde dolaşırken saat 23.30 sıralarında beni dolaştıran MİT görevlisi “O şahısları bir ara sor bakalım faaliyetlerini öğrenmeye çalış” dedi. Aldemir’i aradım, gözlük bulamadığım için uçuşa çıkamadığımı söyledim. “Tamam dostum boşver” dedi. En son Murat Bolat’ı aradım ona da aynısını söyledim. O da “Bana niye gelmedin, ben sana gözlük ayarlardım” dedi. Biraz duraksadı peşinden de “S. git şerefsiz” diyerek hakaret etti ve telefonu kapattı. Bu sırada saat 00.30 idi. Beni daha sonra evime bıraktılar. Beni kendilerinden olanları sakladıkları için göreve çağırmadıklarını düşünüyorum. Eğer planlandığı gibi gitseydi, saat 03.00 gibi başlasalardı başarılı olabilirlerdi diye düşünüyorum.

221 SANIKLI ÇATI DAVA BAŞLIYOR

Darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahı’nda yaşananları içeren ve arasında Yurt Sulh Konseyi üyelerinin de bulunduğu 221 sanığın yargılanmasına yarın başlanacak. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bakacağı davanın ilk duruşması, Sincan Cezaevi’nde yapılan yeni duruşma salonunda görülecek. Sanıkları arasında AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi Mehmet Dişli ile Akın Öztürk ve Mehmet Partigöç’ün bulunduğu davanın duruşmasının görüleceği Sincan Cezaevi Kampüsü’nde geniş güvenlik önlemleri alındı. Çatı dava olarak nitelendirilen davanın müştekileri arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da yer aldı.