Cuma, Nisan 12, 2024

Millet ittifakı ve dış politika

OPMM çok taraflı diplomasinin önemini dikkate alan bir yaklaşımla kaleme alınmıştır. Uluslararası örgütler, mevcut olanlarla koşullara ve ihtiyaca göre yeni oluşturulması düşünülecek olan bölgesel örgütler bu yaklaşımın odağındadır.

Millet İttifakı tarafından hazırlanan “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” (OPMM) 30 Ocak tarihinde Ankara’da ittifakı oluşturan altı siyasi partinin temsilcileri tarafından kamuoyuna sunuldu. İlgili siyasi partilerin liderlerinin de katıldığı toplantıda, dokuz bölümden oluşan belge ayrıntılı şekilde tanıtıldı. Belgeyi sunan parti yetkilileri, bu dokuz bölümü ayrı ayrı hazırlayan uzman kadrolardan aldıkları katkıları bir araya getiren koordinatörlerdi. Uzman kadrolar ise, daha önce kendi alanlarındaki katkıyı hazırlamak maksadıyla ayrı ayrı çalışma grupları halinde toplanmışlardı. Örneğin, dış politika ile ilgili bölümü altı partinin dış ilişkilerden sorumlu yetkilileri bir araya gelerek hazırlamışlar ve koordinatörlere iletmişlerdi. Sunumu yapan koordinatörlerin yaptıkları iş bölümüne göre, dış politika ile ilgili kısmı Saadet Partisi koordinatörü tanıttı.

BİR HÜKÜMET PROGRAMI MI?

OPMM bir bakıma seçimlerden sonra Millet İttifakı tarafından kurulacak hükümetin programının ana omurgası olarak kabul edilebilir. Elbette, böyle bir belgenin bir hükümetin her alanda izleyeceği politikaları tüm ayrıntılarıyla sıralaması beklenmemelidir. Bazı konularda somut öneri, yöntem ve mekanizmalar belirtilse de bazı alanlarda genel ilkeler ve prensipler üzerinde durulmuş olması doğal görülmelidir.

DIŞ POLİTİKA BÖLÜMÜ VE OPMM’NİN BÜTÜNSELLİĞİ

Dış politika kısmı da bu genel ilke ve prensipleri sıralayan bir anlayışla kaleme alınmıştır. Uygulamaya geçildiğinde, elbette ayrıntılar hem hükümetin stratejisine ve vizyonuna göre uyumlaştırılacak, hem uluslararası ortamın içinde bulunduğu ve hızla değişme özelliği gösteren konjonktüre göre şekillenecektir. Esasen, tam da bu nedenle, dokuz bölümün herhangi birinde eksik olarak görülen bir unsur olduğu düşünülüyorsa, bu düşünce ormana bakmak yerine tek tek ağaçları incelemek gibi bir yanılgının sonucu olabilir. OPMM’yi kendi içindeki bütünlüğü bağlamında ele almak yerinde olur.

Bu açıdan değerlendirildiğinde dış politika, belgenin ilk bölümündeki “kuvvetler ayrımı”, “temel hak ve hürriyetler” gibi alanlarda atılacak adımlar ile ikinci bölümündeki “liyakate dayalı kamu personel yönetimi” ile ilgili öneri ve önlemlerden bağımsız düşünülmemelidir.

Zira Türkiye’nin AKP iktidarı dönemindeki dış politika uygulamasının yarattığı zafiyet ve güven eksikliği, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi alanlarda görülen gerileme ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla, kuvvetler ayrımına dayalı, yargının bağımsızlığının sağlandığı, yasamanın yürütme üzerinde etkin bir denetim mekanizması olarak işlevsellik kazandığı bir sistem değişikliği olmadıkça, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak uluslararası siyaset sahnesinde etkin şekilde yer alması güçtür.

DIŞ POLİTİKA VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

İşte bu nedenle, bu belgenin dış politika bölümü, bu bütüncül kurgu ile uyumlu olarak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında yeniden “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesiyle uyumlu biçimde, stratejik bir planlama ile, “uyuşmazlıkların barışçı yollarla diplomasi ve diyalog ile çözümü” anlayışına dayandırılarak başlamaktadır. Bu anlayış, Türkiye’ye bölgesinde ve dünyada hak ettiği saygınlığı yeniden kazandıracak, ülkemizi güvenilir, güçlü ve etkin bir uluslararası aktör konumuna yeniden getirecektir.

Böyle bir vizyonun en önemli unsuru Dışişleri Bakanlığı’dır. Son yirmi yılda erozyona uğratılan tüm Cumhuriyet kurumları gibi, Dışişleri Bakanlığı da yirmi birinci yüzyılın ihtiyaç ve gerçeklerine uygun şekilde yeniden yapılandırılmaya muhtaçtır. Bu yapılandırma Dışişleri Bakanlığı’na dış politika yapım, karar ve uygulamalarındaki rol ve görevini yeniden kazandıracaktır.

Bakanlığa girişteki sınav sisteminden itibaren ehliyet ve liyakat önceliklendirilecek, yurt dışındaki temsilciliklerimiz buna göre donatılacak, atanacak misyon şefleri de kariyer ve liyakati esas alan bir anlayışla görevlendirileceklerdir. Yani, “Liyakat” bir parti aidiyeti ya da iktidar çevrelerine yakınlık üzerinden mükafatlandırılan “sadakat”in sonucu olan siyasi atamaların önünü kapatacaktır.

DIŞ POLİTİKA YAPIMINDA YARDIMCI MEKANİZMALAR

Şeffaflık demokratik bir toplum yapısının en önemli özelliğidir. Sivil toplum kuruluşlarının böyle bir toplum yapısında önemli işlevleri vardır. Reformcu bir anlayışla çalışacak olan Dışişleri Bakanlığı, dış politika oluşumunda bu demokratik yapının unsurları olan akademik çevrelerin olduğu kadar, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oluşturdukları düşünce kuruluşları ile de etkileşim içinde olacak, yumuşak gücümüzü kamu diplomasisinin etkin bir aracı hâline getirecektir.

Türkiye’nin AKP iktidarı dönemindeki dış politika uygulamasının yarattığı zafiyet ve güven eksikliği, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi alanlarda görülen gerileme ile doğru orantılıdır.

Millet İttifakı olarak kurulmasını hedeflediğimiz “Dışişleri Akademisi” de sadece Dışişleri Bakanlığı personelinin eğitimi için düzenlenen kısa bir kurs olmak yerine, gerçek bir lisans üstü programı içinde eğitim imkânı sunmayı amaçlamaktadır. Bu konuda Avusturya ve Fransa başta olmak üzere diğer ülkelerde görülen örnekler incelenerek Türkiye’ye uygun bir modelin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, mevcut “Dışişleri Akademisi” nitelikli bir dönüşüme kavuşacak, hatta Dışişleri personeli dışında diğer kamu personeline de bu nitelikli eğitimi sunabilecek bir kurum hâline getirilebilecektir.

AVRUPA KURUMLARI VE ULUSLARARASI ÖRGÜTLER İLE BÜTÜNLEŞME

Avrupa Birliği’ne üyelik müzakereleri süreci Türkiye’nin ikinci yüzyılında demokratik değerleri içselleştirmesi ve insanlarımızın layık oldukları evrensel değerlere dayalı bir toplum modeline kavuşmaları için önemlidir. Vize serbestisi, gümrük birliğinin modernizasyonu, geçici koruma altındaki sığınmacılar sorununa AB ile külfet paylaşımı üstlenerek yaklaşmak gibi unsurlar bu sürecin sürdürülmesini sağlayacaktır. Aynı şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa Konseyi’nin diğer hukuki belgelerine uyum sağlanması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması konusundaki taahhütler bu bütünleşmeyi güçlendirecektir.

Uluslararası ilişkilerde çok taraflı diplomasi son yıllarda giderek etkisini yitirmiştir. OPMM çok taraflı diplomasinin önemini dikkate alan bir yaklaşımla kaleme alınmıştır. Uluslararası örgütler, mevcut olanlarla koşullara ve ihtiyaca göre yeni oluşturulması düşünülecek olan bölgesel örgütler bu yaklaşımın odağındadır. Bu çok taraflı diplomasi anlayışının diğer boyutu da Türkiye’nin giderek sorunların çözümünü kolaylaştıran bir aktör konumuna gelmesi için gösterilecek özendir. Aynı anlayış Türkiye’nin uluslararası kuruluşların sekretaryalarında yüksek düzey görevler edinmesini de amaçlamaktadır.

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASINDA ÖNCELİKLİ DOSYALAR

Türkiye, dış politikada içinde bulunduğumuz coğrafyanın da dayatması nedeniyle, çok boyutlu ve birbirleriyle bağlantılı, girift sorunlar yumağı ile uğraşmak durumundadır. OPMM’de bunların ayrıntılarına girilmesi elbette zor olurdu. Zira, bütün bu sorunlar uluslararası konjonktürün dinamikleriyle doğru orantılı biçimde her gün yeni ve değişik bir seyir izleyebilmektedir. Millet İttifakı bileşenlerinin bu sorunların her biri ile ilgili politika önerileri elbette mevcuttur. Bu politika önerilerinde uyumlu bir mutabakat olduğu bilinmelidir. Ancak, önemli olan, bu sorunların çözümüne yönelik arayışlarda genel ilkeler üzerinde anlaşabilmek ve çözümleri o ilkelere dayalı biçimde arama iradesinde birleşebilmektir. OPMM’ye bu anlayışın yansıdığı dikkatli bir okuma ile rahatça kavranabilecektir.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

spot_img
PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
60,616TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI