Cumartesi, Şubat 4, 2023

Meteoroloji uyarıyor…

Feyza Yılmaz — Almanya
Feyza Yılmaz — Almanya
Feyza Yılmaz, 2014 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Hemen ardından Galatasaray Üniversitesi’nde Kamu Hukuku Yüksek Lisans programına başladı. Burada görevlendirmeyle iki sene araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1961 Anayasası’nın TBMM’deki müzakere sürecini ele aldığı tezini yazdıktan sonra Almanya merkezli bir firmada sözleşme danışmanı olarak çalışmaya başladı. Kısa süre içinde Almanca öğrenerek Nürnberger Menschenrechtszentrum’da Türkiye’deki insan hakları ihlalleri üzerine projeler düzenledi ve gönüllülük faaliyetlerinde bulundu. Halen aktif olarak bu derneğin üyelisidir. Son yıllarda ilgilendiği kişisel gelişim kitapları ve aldığı koçluk eğitimlerinden sonra sözleşme danışmalığının yanısıra profesyonel öğrenci ve kariyer koçluğu da yapmaktadır. Akademik hayata ilgisi devam eden Feyza Yılmaz, adalet teorileri, toplumsal cinsiyet ve doğu toplumlarındaki çarpık modernleşme kültürü üzerine veri toplayarak halihazırda kabul aldığı doktora programına hazırlanmaktadır. Ayrıca bir süredir http://anchor.fm’de kendine ait “Metatoskop” adlı kanalda insan hakları ve hukuksuzluk üzerine kavramsal sorgulamalar içeren podcast’ler yapmakta; çeşitli edebi dergilerde ve kendi blogunda düzenli olarak şiir, hikaye ve denemeler yayınlamaktadır.

Kış aylarında beklenen güneş görme süresinin uzun zamandır %5’in üzerine çıkabildiğini sanmıyorum. Doğma büyüme Almanyalı olan komşumuz soğuk havanın normal olduğunu söylerken, “güneşsiz” günlerin normal sınırları aştığını itiraf ediyor.

“Değerli okurlar! Hava durumu ile ilgili güncel haberler için en doğru yerdesiniz. Geçtiğimiz 365 günün ve gelecek 30 günün sıcak-soğuk hava akışı dikkate alındığında önümüzdeki aylarda şiddetli depresyon yağışı tehlikesi bulunmaktadır. Uzmanlar, melankoliye meyilli vatandaşların gün ışığında mümkün olduğunca dışarı çıkarak ruh hallerini taze havayla hiç değilse desteklemeleri gerektiği konusunda uyarıyor.

Hayat Sağlık Evi uzman tıp doktoru Doç. Dr. Güneşi Gördüm, öğle saatlerinde bulutların arasından gözünü bile kırpmayan güneşin vücut için gerekli D vitaminini karşılamada yetersiz kalabileceğini ifade ederek herkesin bir an önce başının çaresine bakması gerektiğini söyledi.”

Eğer son günlerde Almanya’da hava durumuna baktıysanız, ki bakmaktan şiddetle kaçınmanızı tavsiye ederim, bilgi akışı arasında günleri ayırt edemeyeceğinizi öngörmelisiniz. Günler, haftalar, hatta aylardır kışın geldiğini sonbaharın gittiğini karıştırdığınız kapalı bir hava hâkim buralara. Ben Bavyera eyaletindeki bir şehirde ikamet ediyorum ve Avusturya’nın karlı dağlarına 3 saat mesafede yaşamamla bu soğuk hava arasında görünüşte doğal bir ilişki kurabiliriz.

Ancak ilginç olan Almanya’nın neredeyse tüm eyaletlerinde benzer nemli ve puslu havanın ara vermeden gözleniyor olması. Hava durumunun önümüze koyduğu saatlik plana inat dünyamızı aydınlatan o kısacık anları saymazsak pek çok eyalette sıra dışı kapalı, bulutlu günler yaşıyoruz. (Tabii ki bunun sıra dışı olduğuna inanmak istiyorum!)

Abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak deneyimsel veriler bu seneki olağandışı durumu açıkça destekliyor. Kış aylarında beklenen 8 saatlik güneş görme süresinin uzun zamandır %5’in üzerine çıkabildiğini sanmıyorum. Yağmur ihtimalinin en az olduğu ekim, kasım aylarında dahi güneşi göremedik. Doğma büyüme Almanyalı olan bahçe komşumuz ve daha birçok kişi soğuk havanın normal olduğunu söylerken, söz konusu“güneşsiz” günlerin normal sınırları aştığını itiraf ediyor.

KAPALI HAVALAR DEPRESYON RİSKİNİ ARTTIRIYOR…

Son yıllarda büyük ilgi gören pozitif psikoloji, psikoloji biliminin alanını genişleterek patolojik yönlerin yanında psikolojik sağlık kaynaklarını da incelemeye aldı. Böylecebilimsel çalışmalarda “ruh sağlığı” dediğimiz gerçeklik, hissi bir algıdan ziyade holistik bir yaklaşımla ele alınmaya başlandı.[1]Diğer yandan holistik yaklaşım temel alınarak geliştirilen kişisel gelişim teorileri, başta iş dünyası olmak üzere hayatın farklı alanlarında kendine geniş yer buldu.

Bu fikirlerin temelinde insanın genel iyilik halinin (#wellbeing) -minimum- ruh, beden ve zihin üçgeninde bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiği yatıyor. Dolayısıyla bedenin maruz kaldığı ortam koşulları hormonların düzenlemesinde doğrudan etkiye sahip.

Bu da demek oluyor ki, güneşsiz havalar basit bir meteorolojik gelişmeden çok daha ciddi sonuçlara neden olabilir. Zira insan psikolojisi ile kapalı hava arasındasıkı bir ilişki var. Uzun süren kapalı ve güneşsiz havalar vücudu normal biyolojik ritminin dışına çıkararak bedendeki kimyasal dengeyi değiştiriyor.[2] Bunun en basit örneği melatonin hormonu. Dinlenmeyi sağlayan ve normalde geceleri karanlıkla salgılanan bu hormon, karanlık ve kapalı havalarda gündüz de salgılanıyor. Bu da yorgunluk, isteksizlik olarak hissettiğimiz ve psikolojide mevsimsel duygu bozukluğu (seasonal affective disorder, #SAD)olarak tanımlanan sorunlara yol açıyor.

MEVSİM VE POLİTİKA MI?

Bu yazıda Almanya’daki politik kültürü İbn-i Sina’nın iklim teorisiyle bağdaştırarak soğuk ve kapalı iklimlere maruz kalan insanların sosyopolitik hayatta nasıl davranışlar sergileyeceği (!) araştırmasını yapabilmeyi dilerdim. Gerçi elimde olsa bunu bile yapacak kadar güneşi özlesem de deneyimsel bilgim bunun insana iyi gelmediğini kanıtlamaya fazlasıyla yetiyor.

Ancak yine de bazı çıkarımlar yapabileceğimizi sanıyorum. Örneğin; soğuk havalar insanları disiplinli çalışma kültürüne teşvik ettiği kadar, kriz anlarında soğukkanlı olmayı da sağlıyor olmalı. Öyle ki, pandeminin üçüncü kışını yaşadığımız şu aylarda her 100.000 kişiden 1.500’ünün Covid-19’a yakalanmasına rağmen ülkece hiçbir şey olmamış gibi devam ediyoruz.

Hiçbir şey olmamış gibi derken kuralsızlığı asla kastetmiyorum. Zaten hayatın “normal devam etmesi” -yeni normal olsa bile- beklenen ve istenen bir şey. Ama burada uyduğumuz kurallar ve güncellemeler insana bir sertifika verecek kadar sıkı ve ayrıntılı. Bir o kadar da değişken! Bazı yerlerde negatif test sunmak olmak yeterliyken (örneğin toplu taşıma araçları, #3G) bazı yerlerde aşılı ya da hastalığı geçirmiş olmak (örneğin yüzme havuzu, fitness salonları) gerekiyor. Mesela bir doktora gittiğinizde kimse size aşılı olup olmadığınızı sormazken başka bir doktor booster yaptırıp yaptırmadığınızın derdine düşebiliyor. Tabİi bu da insanları evrak içinde evrak, kural içinde kural aramaya sürüklerken toplumdaki gerginliğin ve mesafenin yukarı tırmanması elde değil.

AVRUPA’NIN GÜNEYİYLE KUZEYİ NE KADAR FARK EDER?

Her ne kadar bu konuyu gündeme getirmemin sebebi güneşsiz günlerde yaşadığım bu sorgulamalar olsa da bu yazıyı yazdıran asıl şey hafta sonu yaptığımız İspanya gezisi. Güneşi görme ihtiyacımızın tavan yaptığı dönemde sırf bunun için kalktık ve gerçekten Barcelona’ya gittik. Hava sıcaklığı 15-16 derece olmasına rağmen paltolarını giyen İspanyol halkına şaşırıp ceketsiz dolaştık tüm gün. Ama fark ettiğimiz başka bir şey daha oldu.

Kültürün etkisini yok saymamakla birlikte hava sıcaklığının ve güneşin insanları nasıl daha rahat davranmaya ittiğini gözlerimizle gördük. Bu arada rahatlık derken sinirlenmemeyi ve soğukkanlılığı değil, kuralları çiğneyebilme cesaretini demek istiyorum. Mesela kırmızı ışıkta sağdan ve soldan 50 metre ötede araba yoksa karşıdan karşıya geçebilmek, otele girer girmez Covid aşısını sorgulamak yerine iki çift laf edebilmek, bir başka çocuğa “aa, ne kadar tatlı..” deme cesaretini gösterebilmek gibi Türkiye için küçük ama Avrupa için çok büyük ihlaller!

Şimdi ben, Barcelona gezisinden taze taze dönmüş şu ruh halimle kapalı havanın arkasındaki güneşi hayal ederek soruyorum: Eğer yüzünü daha fazla gösterirsen Almanya’daki kuralları da esnetebilir misin bir gün?

[1]Örnek için bkz. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2405844020326852

[2]Doğu Amerika’nın değişik bölgelerinde güneşli ve kapalı-bulutlu günlerde yapılan araştırmalardaki kimyasal verilerin sonuçları için bkz. https://acp.copernicus.org/articles/20/11607/2020/acp-20-11607-2020.pdf

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Feyza Yılmaz — Almanya
Feyza Yılmaz — Almanya
Feyza Yılmaz, 2014 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Hemen ardından Galatasaray Üniversitesi’nde Kamu Hukuku Yüksek Lisans programına başladı. Burada görevlendirmeyle iki sene araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1961 Anayasası’nın TBMM’deki müzakere sürecini ele aldığı tezini yazdıktan sonra Almanya merkezli bir firmada sözleşme danışmanı olarak çalışmaya başladı. Kısa süre içinde Almanca öğrenerek Nürnberger Menschenrechtszentrum’da Türkiye’deki insan hakları ihlalleri üzerine projeler düzenledi ve gönüllülük faaliyetlerinde bulundu. Halen aktif olarak bu derneğin üyelisidir. Son yıllarda ilgilendiği kişisel gelişim kitapları ve aldığı koçluk eğitimlerinden sonra sözleşme danışmalığının yanısıra profesyonel öğrenci ve kariyer koçluğu da yapmaktadır. Akademik hayata ilgisi devam eden Feyza Yılmaz, adalet teorileri, toplumsal cinsiyet ve doğu toplumlarındaki çarpık modernleşme kültürü üzerine veri toplayarak halihazırda kabul aldığı doktora programına hazırlanmaktadır. Ayrıca bir süredir http://anchor.fm’de kendine ait “Metatoskop” adlı kanalda insan hakları ve hukuksuzluk üzerine kavramsal sorgulamalar içeren podcast’ler yapmakta; çeşitli edebi dergilerde ve kendi blogunda düzenli olarak şiir, hikaye ve denemeler yayınlamaktadır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
53,999TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI