Pazar, Kasım 27, 2022

Mehmet Öz’ün ABD Senato adaylığı ve Türk-Amerikan toplumunun siyasette yeri

Mehmet Yeğin
Mehmet Yeğin
Mehmet Yeğin, lisans ve doktorasını İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi'nde sırasıyla Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümlerinde tamamladı. Yüksek lisans çalışmalarını ise ABD'nin Ohio Eyaletindeki Cincinnati Üniversitesi'nde Amerikan siyaseti üzerine yaptı. Yeğin, 2008 ile 2016 yılları arasında Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan, USAK'ta çalıştı. Bu sürenin son dört yılında kurumun Amerika Araştırmaları Merkezi direktörü olarak görev aldı. 2018-2022 yılları arasında Berlin'deki Stiftung Wissenschaft und Politik'in (SWP) Amerika Araştırma Grubu'nda misafir akademisyen olarak çalışan Yegin, hali hazırda Hollanda merkezli Stichting FeniksPolitik'in direktörüdür. İlgi alanları ABD Siyaseti ile Türkiye-ABD ve NATO ilişkileridir.

ABD’de Türk-Amerikan etnisitesinin siyasetteki etkisi Yunan ve Ermeni lobileri kadar çok değil. Buna karşılık Mehmet Öz’ün senatoya aday olması büyük bir adım. Mehmet Yeğin, Öz’ün karşısına çıkabilecek zorlukları ve rakiplerini yorumladı.

Türk-Amerikan toplumunun ABD siyasetine etkisine yönelik beklentiler, Türkiye’nin Kongre ile yaşadığı hemen her anlaşmazlıkta dile getirilir. Ancak bu beklentiler, öncelikle Türk asıllı Amerikalıların sınırlı nüfusu gerçeğine takılır; sonrasında ise birlikte hareket edebilmeleri ve siyasete dahil olma istekliliklerine. Hakikaten rakip olarak görülen Rum ve Ermeni asıllıların nüfuslarının Türk asıllı Amerikalıları -net rakamlar bulunmuyor ama tahmini aralıkları göz önüne alırsak- ikiye, üçe ve belki daha fazlasına katlayacak kadar fazla olması hem de belirli bir bölgelerde yoğunlaşabilmeleri siyasete etkilerini farklı bir düzleme taşımaktadır. Öyle ki bazı seçim bölgelerinde bu etnik lobilerin taleplerini yerine getirmeden seçilmek neredeyse mümkün değil. Buna her iki gurubun siyasete etki konusunda istekli olmalarına karşı Türk-Amerikalıların en başından beri Ankara’nın teşviki ile siyasete dahil olmaları ve kendi aralarında birlik oluşturmada ciddi zorluklar yaşamalarını da eklemek lazım.

Etnik lobiciliğin bir adım ötesine geçip, bizzat seçilerek siyasete tesir etme konusunda ise ne yazık ki Türk-Amerikalıların esamesi bile okunmaz. Kongre, Beyaz Saray ve Yüksek Mahkeme’de yer alan bir Türk asıllı Amerikalı hiç olmadı. Buna karşın, Türk asıllı Amerikalıların rakibi olarak görülen, örneğin Yunan asıllı Amerikalıların seçildikleri üst düzey makamlar dudak uçuklatır cinsten. Richard Nixon’ın ile yarışan Yunan asıllı Spiro Agnew, Amerika Birleşik Devletleri’nin 39. Başkan Yardımcısı olarak seçilirken, Beyaz Saray’ın kapılarını başkanlık seviyesinde bile zorlayabildiler. 1988 yılında bir başka Yunan asıllı Amerikalı Michael Dukakis Demokrat Parti’nin başkan adayı oldu ama yarışı Cumhuriyetçi rakibi Baba Bush’a kaybetti. Kayıtlara geçmesi açısından, şu anda Grek kökenli altı Kongre üyesi bulunuyor.

Sadece seçilmişler olarak değil, üst düzey bürokratik pozisyonlarda da Türk Amerikalıları görmek pek mümkün değil. Yine Yunan kökenli Amerikalılardan örnek verecek olursak, George Tenet CIA Başkanlığı, John Negroponte ise istihbarat kurumları direktörlüğü (DNI) ve Amiral James Stavridis ise EUCOM Komutanlığı görevlerinde bulundu. Bu sevilerde bürokratik pozisyonlarda yer bulamayan Türklerden, bilinen üst düzey bir general de çıkmamıştır.

Dr. Mehmet Öz, şu anda Türk kökenli bir Amerikalı olarak ABD’deki en yüksek siyasi makam için kampanya yürütmektedir: Pennsylvania Senatörlüğü. Daha öncesinde siyaset kulvarını deneyen Türk asıllı adaylardan sadece biri gerçek anlamda yarışa katılabilirken, çoğu önseçimlerde elendi. Joseph D. Youssouf Kongre için yarışan ve seçilemeyen en yakın adaydı. Youssouf 1994 yılında New Jersey 12. bölgeden Demokratların Kongre üyesi adayı olarak kampanya yürütmüş ancak Cumhuriyetçi rakibi Dick Zimmer’e karşı kaybetmişti. Osman “Oz” Bengür, Cenk Uygur ve Tayfun Selen, Kongre için yarışa girdiler ancak ön seçimleri aşıp aday olamadılar. Bengür, 2002 ve 2006 yıllarında Maryland’in 2. ve 3. bölgeleri için Demokrat Parti ön seçimlerine girdi ancak aday gösterilmedi. Uygur, Kaliforniya’nın 25. bölgesinde aynı partinin aday adayı oldu ancak seçilmedi. Selen ise bu yıl yapılacak 2022’deki seçimler için Cumhuriyetçi Parti’den New Jersey 11. Bölge için aday adayı olsa da Paul Degroot’a karşı yüzde dört farkla kaybetti.

Türk asıllı adayların önseçimlerde elenmesi neredeyse kural gibi, ancak değişen bir şey var: Türk asıllı Amerikalıların parti tercihleri. On yıldan daha kısa bir süre öncesine kadar bir Türk-Amerikalının Demokrat Parti dışında aday olmasını hayal etmek bile zordu. Türk asıllı Amerikalılar, tıpkı en büyük iki siyasi rakipler olan Yunan ve Ermeni asıllı Amerikalılar gibi kendilerini çoğunlukla Demokrat olarak tanımlıyordu. Açıkçası bu durum parti içerisinde daha etkili olan diğer etnik grupların yanında Türk asıllıların geride kalmalarına da neden oluyordu.  Ancak Mehmet Öz ve Tayfun Selen örneklerinde görüldüğü üzere, zaman içinde giderek daha fazla sayıda Türk Amerikalı kendilerini Cumhuriyetçi olarak tanımlamaya başladı. Yine de Dr. Öz’ün Trump’ın himayesindeki bir Cumhuriyetçi olarak Senato’ya adaylığını koyması ilginç bir hamle olarak görülüyor. Üstelik pek çok kişi O’nun liberal olduğunu düşünürken, birden aşırı muhafazakâr politika savunuları ile aday olması çoklarını şaşkına çevirdi.

SEÇİM SÜRECİ VE OLASI SONUÇLAR

Türkiye’de, ünlü bir cerrah olan Mustafa Öz’ün oğlu olarak tanınan Mehmet Öz sadece ABD Senatosu’na adaylığını koyan ilk değil, aynı zamanda ABD’de ulusal tanınırlığa sahip sınırlı sayıda Türk-Amerikalılardan biri. Afro-Amerikalı televizyon yıldızı, Oprah Winfrey ile birlikte Amerikan halkı O’nu tanımaya başladı. Daha sonra kendi programı ile bir televizyon ünlüsü olma yolunda ilerlemeye devam etti. Olası siyasi geleceği Türk-Amerikan toplumunda zaten tartışma konusuydu, ancak Trump ile yakınlığı sayesinde bunları gerçekleştirmesi için somut bir yol açıldı. Trump’ın desteği adaylığı garantilemesine yardımcı oldu ama sola eğilimli destekçilerini de üzdü. Bugün izleyicileri Winfrey’i, Trump çizgisinde Cumhuriyetçi bir politikacıya dönüşen Öz’e ulusal ün kazandırdığı için suçluyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde isim tanınırlığı siyasette önemli bir başlangıç ancak seçim kazanmak için yeterli değil. Mehmet Öz’ün ne siyasi deneyimi ne de öncesinde bilinen muhafazakâr bir kimliği vardı. Üstelik Dr. Öz eşinin ailesinin Pennsylvania’daki adresini ikamet olarak gösterdi ama öncesinde bir New Jersey sakiniydi. Üstelik Dr. Öz, son dönemde tıbbi etkileri şüpheli ilaçlar ve takviyeler ile “mucizevi” diyetlerin ekran yüzü olduğu için eleştiriliyordu. Bir doktor olarak bunu yapması nedeni ile Senato’daki bir oturumda sorulara da maruz kaldı. Öz’ün birdenbire Cumhuriyetçi olması ve elinde silahlarla poz vererek, bireysel silahlanma savunucusu olması da tam zihinlere oturmuyor. Bu profil ile Öz, şimdiye kadar Pennsylvania seçmenlerini kendisine neden oy vermeleri gerektiği konusunda ikna edemedi.

Etnik lobiciliğin bir adım ötesine geçip, bizzat seçilerek siyasete tesir etme konusunda ise ne yazık ki Türk-Amerikalıların esamesi bile okunmaz. Kongre, Beyaz Saray ve Yüksek Mahkeme’de yer alan bir Türk asıllı Amerikalı hiç olmadı.

Demokrat rakibi Pennsylvania Eyalet Vali Yardımcısı John Fetterman’ın, seçim kampanyasını tam da rakibine bu noktada saldırmak üzerine kurduğu görülüyor. Sosyal medyayı ustalıkla kullanan Fetterman, Öz’ün New Jersey’de ikamet etmesini eleştirerek onu başka bir eyaletten gelen bir fırsatçı olarak göstermeye çalışıyor.

Deneyimsiz bir politikacı olan Dr. Öz’ün yaptığı gafların ise kendisine yardım etmediği ortada. Fetterman’ın kampanyası, Öz’ün sebze alışverişi ve sadece iki evi olduğu iddiasına yüklenerek, O’nun halktan kopuk biri olarak gösterme çabası içerisinde. Daha kötüsü Mehmet Öz’ün seçim kampanyası için gerekli finansmanı sağlayacak bağışları toplama konusunda da sorunları olduğuna dair haberler var. Öyle ki Fetterman, Öz’den 8,7 milyon daha fazla bağış topladı. Pennsylvania senatörlük yarışı önceden başa baş sonuçlanacağı tahmin edilirken, Sabato’s Crystal Ball ve FiveThirtyEight gibi seçim tahmincileri artık Demokratları biraz daha önde görüyor.

Bu tahminlere rağmen Mehmet Öz’ün hâlâ Kasım ayında rakamları lehine çevirme şansı var. Öncelikle, tüm bu olumsuz koşullara rağmen, bazı kamuoyu anketleri oldukça yakın seyrediyor. Ağustos sonunda, Emerson College tarafından yapılan bir ankete göre Fetterman 48’e 44 ile Öz’ün sadece 4 puan önündeyken, 2020 Başkanlık Seçimlerini en doğru tahmin eden ikinci adres olan Trafalgar Group’a göre yüzde 48’e 46 ile Öz sadece 2 puan geride.

Bir diğer lehte konu, Mehmet Öz’ün rakibinin de ciddi zayıf yönlerinin bulunması. Fetterman’ın ciddi sağlık sorunları var. Mayıs ayında inme geçirdikten sonra Demokrat aday geleneksel bir kampanya yerine daha çok online bir kampanya yürütüyor.

Üstelik Cumhuriyetçilerin arayı kapatma konusunda bir hareket alanı bulunuyor. Susquehanna Polling and Research, Dr. Öz’ün kendi tabanı olan Cumhuriyetçilerin yüzde 9’unu hala ikna edemediğini söylüyor. Bunda ön seçimde Cumhuriyetçilerin ikiye bölünmesinin bir payı var. Trump’ın eyalette mitingler yaparak, partilileri harekete geçirme çabaları ile Öz’ün ön seçimlerdeki azılı rakibi David McCormick’in Kasım ayı yaklaşırken baltaları gömerek, parti içi bütünlüğü destekleyen açıklamalar yapması seçimin gidişatını değiştirebilir.

Bir diğer lehte konu, Mehmet Öz’ün rakibinin de ciddi zayıf yönlerinin bulunması. Fetterman’ın ciddi sağlık sorunları var. Mayıs ayında inme geçirdikten sonra Demokrat aday geleneksel bir kampanya yerine daha çok online bir kampanya yürütüyor. Buna ek olarak, Fetterman ebeveynlerinden mali destek alıyor ve bu da Dr. Öz’ün servetini bir başarı hikayesi olarak yeniden çerçevelemesine olanak tanıyor. Ayrıca daha önemli etkenler olarak, Amerikan ekonomisinin kötü gidişatı ve petrol fiyatlarındaki artış yönetimdeki Demokratlara karşı seçmenleri ikna etmek için fırsatlar sunuyor.

Sonuç olarak, Mehmet Öz Türk asıllı Amerikalıların ilk Senatör adayı. Seçilirse sonrasında izleyeceği politikaların, ABD’deki Türk toplumu veya Türkiye’nin beklentileri çerçevesinde şekilleneceğini beklemek gerçekçi olmaz. Ancak Senato, anayasaya göre ABD dış politikasını başkan ile birlikte şekillendirme yetkisini elinde bulunduruyor. Bu çerçevede Türk asıllı bir senatörün varlığı otomatik olarak Dr. Öz’ü Türk-Amerikan ilişkilerinin merkezindeki figürlerden biri haline getirecektir. Ayrıca her iki tarafı anlayan bir aktörün, kendi politik hayatını tehlikeye atmadan, ikili ilişkilere ciddi katkılar sağlayabileceği de bir gerçek. Bakalım, Kasım ayında yapılacak seçimler hangi sonuçları beraberinde getirecek?

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Mehmet Yeğin
Mehmet Yeğin
Mehmet Yeğin, lisans ve doktorasını İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi'nde sırasıyla Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümlerinde tamamladı. Yüksek lisans çalışmalarını ise ABD'nin Ohio Eyaletindeki Cincinnati Üniversitesi'nde Amerikan siyaseti üzerine yaptı. Yeğin, 2008 ile 2016 yılları arasında Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan, USAK'ta çalıştı. Bu sürenin son dört yılında kurumun Amerika Araştırmaları Merkezi direktörü olarak görev aldı. 2018-2022 yılları arasında Berlin'deki Stiftung Wissenschaft und Politik'in (SWP) Amerika Araştırma Grubu'nda misafir akademisyen olarak çalışan Yegin, hali hazırda Hollanda merkezli Stichting FeniksPolitik'in direktörüdür. İlgi alanları ABD Siyaseti ile Türkiye-ABD ve NATO ilişkileridir.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
52,022TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI