Perşembe, Ağustos 11, 2022

Maksimum kazandıran seçim ittifakı: Politik pragmatizm mi, ideoloji/sadakat mı?

Tanju Tosun
Tanju Tosun
1965 yılında Bursa’da doğdu. Bursa Anadolu Lisesi’nden 1984’te mezun oldu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde tamamlayarak, 1988 yılında S.B.F Kamu Yönetimi Bölümü’nden 2.likle mezun oldu. Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden aldı. 1989-1998 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi İ.İ.B.F Kamu Yönetimi Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmıştır. 1998 yılında Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümüne Yardımcı Doçent olarak atanmış, Doçentliğini Siyasal Hayat ve Kurumları alanında almıştır. Türkiye siyasal hayatı, karşılaştırmalı siyaset, oy verme davranışı, seçimlerle ilgili yayınlanmış kitapları, çeşitli kitap bölümleri vardır. Ayrıca, ulusal ve uluslararası çeşitli akademik konferans, sempozyuma katılmıştır. Akademik ilgi ve çalışma alanları; Türkiye Siyasal Hayatı, Oy Verme Davranışı, Karşılaştırmalı Siyaset, Seçim Analizleridir. Milliyet Gazetesi Türkiye’nin Sorunları Dalı, Örsan Öymen Ödülleri, Türkiye Kalite Derneği-TÜSİAD-Yeni Yüzyıl Makale Yarışmalarında ortak çalışma ile 1.lik ödülleri vardır. YÖK bursuyla kısa bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de Middle East Institute isimli düşünce kuruluşunda Turkish Studies Center’da kıdemli araştırmacı olarak bulunmuştur. Dr. Tosun 1998-2020 yılları arasında Ege İ.İ.B.F Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyeliği yapmış, Şubat 2020’de ayında ayrılmıştır. Türk Siyasi İlimler Derneği, Mülkiyeliler Birliği ve TÜSES üyesidir.

İttifaklar içinde yer alma/almama, farklı ittifaklar oluşturmanın motivasyon nedenleri olarak iki değişken öne çıkmaktadır: Bunlar, siyasal pragmatizm ve ideoloji ile sadakattir

Siyaset bilimi literatüründe ittifaklarla ilgi çalışmalar daha ziyade seçim ittifaklarına odaklanmış olup, bu konuda yapılan çalışmaların çoğu siyasi ve kurumsal ortamın seçim öncesi ittifakların oluşumunu nasıl etkiledikleri üzerinde durur. V.Fransız Cumhuriyeti ve 1987 sonrası Güney Kore’deki seçim ittifaklarını inceleyen kimi siyaset bilimciler ittifak oluşumlarını tarihsel arka planları da dikkate alarak değerlendirir. Farklı ülkelerde yapılan seçim ittifaklarının tipi ne olursa olsun, hedef öncelikle seçim kazanma, yasamada çoğunluğu elde etmedir. İttifaklar içinde yer alma/almama, farklı ittifaklar oluşturmanın motivasyon nedenleri olarak iki değişken öne çıkmaktadır: Bunlar, siyasal pragmatizm ve ideoloji ile sadakattir[1].

İTTİFAK KURGULARINDA SİYASAL PRAGMATİZM Mİ? İDEOLOJİ/SADAKAT MI?

Siyasal pragmatizm partilerin ittifak yapacağı partilerin ideolojik kimliklerini, aralarındaki ideolojik mesafeleri  çok fazla dikkate almadan, oyların maksimum sandalyeye dönüşmesine yarayan birliktelikler içinde yer almasına dayalı iken, ideolojiyle parti sadakati, oyların maksimum sandalyeye dönüşmesini amaçlamak yerine, partilerin ideolojik mesafeleri birbirine uzak partilerle ittifak yapmalarını tercih etmez. Parti sadakati, ideolojik mesafenin yakın, hatta ideolojik türdeşliği olan partilerle ittifak yapmayı yeğleyen tavırdır.

Bu tavır, ittifak tercihlerinde ideoloji/sadakati referans alan partilerin hiçbir koşulda sandalye maksimizasyonu için politik pragmatizme dayanan ittifaklar içinde yer almaması şeklinde çok katı işlemeyebilir. Bu tavrın bizim dışımızda uygulamaları olduğu gibi, bizde de en son 24 Haziran seçiminde Saadet Partisi’nin bazı adaylarının Millet İttifakı bileşeni partilerin listelerinde yer alması şeklinde işleyen en  güncel örneği de vardır.

Burada özellikle ideolojik partiler için belirleyici olan; ittifakla elde edilecek sandalye maksimizasyonunun gerek parti teşkilatları gerekse seçmenleri nezdinde partiye ilişkin ideolojik mesafe uzaklığı nedeniyle oluşabilecek algı ve bunun partilere maliyetleridir. İdeolojik partiler politik pragmatizm temelli ittifakı teşkilat ve seçmen tabanlarında yaratacağı tepkiyi bir risk olarak görmüyorlarsa ve kendileri için politik pragmatizm temelli ittifak içinde yer almak ‘kazan-kazan’a dönüşebiliyorsa, o takdirde teşkilat ve seçmenlerine ittifak gerekçelerini anlatmak suretiyle ideoloji/sadakat yerine politik pragmatizm temelli ittifaklar tercih edilmektedir.

İdeolojik partileri bu tip bir ittifak içinde yer almaya teşvik eden başka motivasyon kaynakları da olabilir. Nitekim, seçim ittifakı öncesi sistem değişikliği, uzlaşılan politikaları hayata geçirme ya da iktidarı değiştirme gibi partiler arasındaki görüşme ve diyaloglar, uzlaşılır ideolojik mesafeleri uzak olsa da partileri seçim öncesi işbirliği yaptıkları seçim ittifakında buluşturabilir.

 

Üçüncü İttifak baştan ölü doğan bir ittifak olmazsa da en fazla kazandıran olması nedeniyle bir yandan bu partilerin sandalye dağılımını maksimize edemeyebilir, diğer yandan vazgeçilen ittifakın sandalye kaybına yol açabilir.

 

Türkiye örneğinde konuyla ilgili son tartışma Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu’nun ‘dördüncü ittifak olabilir’ şeklindeki açıklaması olup, Karamollaoğlu daha sonra bu açıklamasını ittifak içinde ittifakların olabileceği şeklinde ayrıntılandırma ihtiyacı hissetmiştir.

SP lideri ‘ittifak içi ittifak’ değerlendirmesini muhtemelen tabanının muhafazakar seçmenlerinin CHP ile kurumsal bir ittifaka mesafeli durması, bunu bir risk olarak görmesinden yapmış olabilir. Bu risk 24 Haziran seçimlerinde de vardı, bugünde var.

Bir parti liderinin bu riski dikkate alarak ittifak hesapları yapması tabii ki doğaldır. Benzer tabana seslenen, AKP’den ayrılanların kurduğu DEVA ve Gelecek Partilerinin de doğrudan bu riski olmasa da, oy gücü fazla olan partilerin kurumsal kimliği içinde, kurumsal kimliğinin oluşma aşamasında olan bu partilerin adaylarla temsil edilmelerinin  farklı bir risk türü olduğu açıktır.  Diğer yandan, SP gibi DEVA ve Gelecek Partilerinin de seçmen profilinin, toplumsal tabanlarının CHP ve İYİ Parti’yle farklılaştığını, bu iki partinin de siyasi kimliklerini ‘muhafazakâr’ olarak tanımlayan seçmenlerden bir miktar destek aldıkları kamuoyu araştırma bulgularından izleniyor. Bu anlamda aynı risk daha düşük düzeyde olsa da bu partiler için de mevcut.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAK İTTİFAK BİLEŞENLERİ İÇİN EN FAZLA KAZANDIRAN OLABİLİR Mİ?

Üçüncü İttifak baştan ölü doğan bir ittifak olmazsa da en fazla kazandıran olması, bileşenlerinin potansiyel oy gücü nedeniyle bir yandan bu partilerin sandalye dağılımını maksimize edemeyebilir, diğer yandan vazgeçilen ittifakın sandalye kaybına yol açabilir. Nitekim oluşturduğumuz senaryolara göre bu tür bir ittifakın d’Hondt yöntemi nedeniyle küçük seçim çevrelerinde 1. ya da 2.parti, büyük seçim çevrelerinde ise en fazla 3.parti olması durumunda milletvekili çıkarabilmesi, toplam milletvekili sayısının ise maksimum 14-17 düzeyinde olabileceği görülüyor.

TEAM Araştırma’nın senaryolarına göre de üçüncü ittifakın Millet ittifakına etkisi bağlamında dikkat çeken; Cumhur İttifakı yüzde 44 oy alıp, tüm seçim çevrelerinde tek listeyle seçime girerse, üç ayrı listeyle (CHP, İYİ-DP, DEVA-Gelecek, Saadet Partisi) seçime giren Millet İttifakı’na karşı Cumhur İttifakı 312 sandalye ile parlamentoda çoğunluğu elde edebiliyor. Dolayısıyla, muhalefetin ittifak davranışına bağlı olarak, Cumhur İttifakının yüzde 44 ile çoğunluğunu alma, muhalefetin bölünmemiş biçimde tek blok halinde seçime girmesi halinde ise 262’ye kadar gerilemesi de olası[2].

Gazeteci Günel Cantak’ın sosyal medyadan paylaştığı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun Altılı masaya sunacağı iddia edilen tek adaylı ve sekiz alternatifli ittifak senaryoları taslağı da bu bağlamda dikkate değerdir. Bu senaryolar;

Millet ittifakı ve tüm muhalefet bileşenleri için en kötü senaryo ise, AKP, MHP, BBP’nin ayrı Parti, CHP, İYİP Aynı İttifak, DP, DEVA, Gelecek, SP ayrı ittifakla ve illerde farklı listelerle seçime katılacağı senaryodur.

  1. “6 parti, Millet İttifakı yapısına dahil olacak ve tüm illerde seçime CHP ya da İYİ Parti listeleriyle girilecek. Bu formülde, partilerin illerdeki durumlarına bakılarak liste çıkarma önceliği, o ildeki avantajlı partiye verilecek. DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partilerinin adayları, CHP ve İYİ Parti’nin çıkaracağı listelere eklenecek.
  2. Millet İttifakı çatısı korunarak 4+2 seçeneği uygulanacak. CHP ve İYİP bir blok; DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partileri ikinci blok olacak, iki ayrı liste ile seçime girilecek.
  3. Millet İttifakı yapısı altında 3+3 sistemi uygulanacak. CHP, İYİ Parti ve DP bir bloku oluştururken ikinci blokta ise DEVA, Gelecek ve Saadet partileri yer alacak. İttifaklar, seçim için iki ayrı liste oluşturacak.
  4. Millet İttifakı, CHP ve İYİ Parti’den oluşan yapısını koruyacak. Buna alternatif olarak farklı isim taşıyan yeni bir ittifak oluşturulacak. Yeni ittifakta ise DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partileri yer alacak. İki ittifak illerde farklı listeler çıkaracak.
  5. Muhalefet blokundaki tüm partilerin illerdeki oy potansiyellerine bakılarak “karşılıklı çekilme sistemi” uygulanacak. Örneğin CHP ya da İYİ Parti’nin milletvekili çıkaramayacağı düşünülen bir ilde daha fazla vekil çıkarması olası parti ya da blok üzerinden liste oluşturacak.
  6. Seçim Yasası’nda yapılan değişiklikler gerekçesiyle düşük ihtimalli bir seçenek olmakla birlikte 6’lı masadaki tüm partiler kendilerine ait listelerle seçime girecek.
  7. Cumhur İttifakı’nda yer alan AKP, MHP ve BBP’nin ayrı listelerle seçime gitmesi durumunda ilk altı formül üzerinden en yüksek faydanın sağlanacağı seçenek değerlendirilecek.
  8. AKP, MHP ve BBP, Cumhur İttifakı çatısı altında tek listeyle seçime girerse yine ilk altı formül”[3]. Mart 2022’e ait 10 araştırma şirketinin parti oy ortalamalarından yola çıkarak, bu senaryolara dayalı bir değerlendirme yaptığımızda, karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

Senaryo 1/A. AKP,MHP,BBP seçime ayrı olarak giriyor, 4 Parti CHP ortak listelerinden giriyor/AKP, MHP, BBP ayrı, 4 parti İYİP ortak listesinden giriyor.

Senaryo 1/B AKP,MHP,BBP tek parti ortak liste olarak giriyor, 4 Parti CHP ortak listelerinden giriyor/AKP, MHP, BBP ayrı, 4 parti İYİP ortak listesinden giriyor.

SENARYO 2A: AKP, MHP, BBP seçime ayrı giriyor, CHP ve İYİP 1 Blok, DEVA, Gelecek, DP, SP Ayrı Blok.

SENARYO 2B: AKP,MHP,BBP AKP Tek Parti, Ortak Liste, CHP ve İYİP 1 Blok, DEVA,Gelecek, DP,SP Ayrı Blok

SENARYO 3A: AKP,MHP,BBP’nin Ayrı Parti,  CHP, İYİP, DP  1 Blok, DEVA, Gelecek, SP Ayrı Blok

SENARYO 3B: AKP,MHP,BBP’nin Tek Parti, Ortak Liste,  CHP, İYİP, DP  1 Blok, DEVA, Gelecek, SP Ayrı Blok

SENARYO 4A : AKP,MHP,BBP’nin Ayrı Parti,  CHP, İYİP Aynı İttifak,  DP  DEVA,  Gelecek, SP Ayrı İttifak

SENARYO 4B: AKP,MHP,BBP’nin Aynı Parti, Ortak Liste, CHP, İYİP Aynı İttifak,  DP  DEVA,  Gelecek, SP Ayrı İttifak

SENARYO.5A AKP, MHP ve BBP’nin ayrı parti, muhalefet blokundaki tüm partilerin illerdeki oy potansiyellerine göre “karşılıklı çekilme sistemi” ne göre liste belirlemeye dayalı ortak hareket. (Seçim çevresinde en güçlü partinin seçime girmesi). (CHP adlandırması seçim çevresindeki en güçlü parti olarak verilmektedir ve muhalefet toplamını ifade etmektedir)

SENARYO.5B AKP, MHP ve BBP’nin tek parti, ortak liste, Millet İttifakı muhalefet blokundaki tüm partilerin illerdeki oy potansiyellerine göre “karşılıklı çekilme sistemi” ne göre liste belirlemeye dayalı ortak hareket (Seçim çevresinde en güçlü partinin seçime girmesi). ((CHP adlandırması seçim çevresindeki en güçlü parti olarak verilmektedir ve muhalefet toplamını ifade etmektedir)

Senaryo 6A. AKP, MHP ve BBP’nin ayrı parti, 6’lı masadaki tüm partilerin kendi listeleriyle seçime girmesi,

Senaryo 6B. AKP, MHP ve BBP’nin tek parti ortak liste, 6’lı masadaki tüm partilerin kendilerine ait listelerle seçime girmesi.

 

Yukarıdaki senaryolar ışığında, 6 Partili olası seçim ittifakında hem Millet İttifakı hem de tüm muhalefete en fazla sandalye kazandıran senaryo AKP, MHP ve BBP’nin seçime ayrı parti olarak katılmaları durumunda senaryo 5A, Cumhur İttifakı bileşenleri seçime tek parti, ortak listeyle katılırsa 5 B’dir.

Millet ittifakı ve tüm muhalefet bileşenleri için en kötü senaryo ise, AKP, MHP, BBP’nin ayrı Parti, CHP, İYİP Aynı İttifak, DP, DEVA, Gelecek, SP ayrı ittifakla ve illerde farklı listelerle seçime katılacağı senaryodur.

POLİTİK KARİYER Mİ? DEMOKRASİ DAVASI MI?

Seçim kanunundaki değişikliğin ürettiği ittifak oylarının milletvekili dağılımı hesaplanmasını ortadan kaldıran hesaplama yöntemi karşısında, ittifak yapıp yüzde 7’ye ulaşan partiler barajı geçme imkânı yakalasa da oy gücü az, seçim çevrelerinde ilk sıralarda oy alamayan partiler, sadece şekilsel anlamda barajı geçecek, fakat fiili olarak çok sınırlı vekillik elde edecekler gibi görünüyor.

Oy gücü zayıf yeni partilerin kurumsal kimliklerini seçmene hissettirmeleri adına oy pusulasında amblemleri yer alıp, üçüncü bir ittifak yerine Millet İttifakı ortak listelerinden seçime girmeleri ya da belirli seçim çevrelerinde güçlü parti içinde karşılıklı geri çekilme dışında en fazla kazandıran bir ittifak stratejisinin başarılı olması mümkün görünmüyor.

Tabii ki asıl zorluk, partilerin teşkilatları ve seçmen tabanlarının ikna edilmesi. Varsayalım ki ikna edildi, ortak listelerde ittifak bileşenlerinin aday sıralamasında partiler uzlaşabilecekler mi? Bu sorulara yenileri eklenebilir. Üstelik şu aşamada yanıtı kolay olmayan sorular. Yanıtların Altılı Masada liderlerin özgüveniyle değil de birbirlerine karşılıklı güvenmeleriyle verileceğini umuyoruz. Bugüne kadar yaşanan liderlerin iyi niyeti ve uzlaşma kapasiteleri iyimserliği artırıyor.

İdeoloji/sadakatin Yarının Türkiyesi’ni inşa etmeyi engellememesi için, muhalefetin özellikle oy oranı az olan partilerinin ittifak stratejilerinde politik pragmatizmi tercih etmeleri yol ayrımında olan Türkiye siyaseti ve demokrasisi için olmazsa olmazdır. Muhalefet bunu 24 Haziran’da da 31 Mart’ta da başardı. Yine başarabilir.

Seçim kazanacak muhalefetin düşük oylu partileri seçim sonrasında kurumsal kimliğini özgüvenle daha süratli inşa edebilecekleri gibi, ittifakın büyük partilerinin liste pazarlıklarına girmeyecek ekip ve adayları ise Türkiye’ye demokrasiye geri dönme gibi en büyük armağanı verebilirler. Bunun onuru da onlara yeter.

[1] Marcelo de  C Griebeler, Roberta Carnelos Resende; “A model of electoral alliances in highly fragmented party systems”, Journal of Theoretical Politics, 2021, Vol:33 (1), p.8.

[2] TEAM Araştırma tweetleri, 16 Nisan 2002.

[3]

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Tanju Tosun
Tanju Tosun
1965 yılında Bursa’da doğdu. Bursa Anadolu Lisesi’nden 1984’te mezun oldu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde tamamlayarak, 1988 yılında S.B.F Kamu Yönetimi Bölümü’nden 2.likle mezun oldu. Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden aldı. 1989-1998 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi İ.İ.B.F Kamu Yönetimi Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmıştır. 1998 yılında Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümüne Yardımcı Doçent olarak atanmış, Doçentliğini Siyasal Hayat ve Kurumları alanında almıştır. Türkiye siyasal hayatı, karşılaştırmalı siyaset, oy verme davranışı, seçimlerle ilgili yayınlanmış kitapları, çeşitli kitap bölümleri vardır. Ayrıca, ulusal ve uluslararası çeşitli akademik konferans, sempozyuma katılmıştır. Akademik ilgi ve çalışma alanları; Türkiye Siyasal Hayatı, Oy Verme Davranışı, Karşılaştırmalı Siyaset, Seçim Analizleridir. Milliyet Gazetesi Türkiye’nin Sorunları Dalı, Örsan Öymen Ödülleri, Türkiye Kalite Derneği-TÜSİAD-Yeni Yüzyıl Makale Yarışmalarında ortak çalışma ile 1.lik ödülleri vardır. YÖK bursuyla kısa bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de Middle East Institute isimli düşünce kuruluşunda Turkish Studies Center’da kıdemli araştırmacı olarak bulunmuştur. Dr. Tosun 1998-2020 yılları arasında Ege İ.İ.B.F Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyeliği yapmış, Şubat 2020’de ayında ayrılmıştır. Türk Siyasi İlimler Derneği, Mülkiyeliler Birliği ve TÜSES üyesidir.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
49,318TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI