AKP Gezi Direnişinden sonra istikrarlı bir gerileme sürecine girmiş; çok daha önemlisi bir “akıl tutulması” yaşamıştı. Gerilemenin önüne geçmek için sürekli istisnai (olağanüstü) hal durumu yaratmış, toplumu daha da kutuplaştırmıştı. Kısa vadede etkili olan bu yöntemin orta vadede, hele de iktisadi krizle de birleşirse, tersine döneceği aşikardı. AKP son birkaç seçimi, komplo, kumpas, dış müdahale, küresel güçler vb. argümanlarıyla ve fakat giderek azalan bir destekle kazanmayı başardı. Ama her hikâyenin olduğu gibi bu hikâyenin de bir kullanım süresi vardı. Bu hikâye bitmeye başladığında, AKP’nin elinde başka yeni bir hikâye kalmadığını gördük. Bundan sonra AKP’nin can havliyle yaptığı ve pek çoğu birbiriyle çelişen hamlelerinin hepsi ters tepmeye ve güç kaybıyla sonuçlanmaya başladı. AKP hiçbir zaman stratejik bir akla sahip olmamıştı ama bir taktik başarısı vardı. Can derdine düştükçe az çok tutarlı bir taktik planda üretemez hale geldi. Bu siyaseten ölüm sendromudur. AKP’nin bundan sonra eğriyi yukarı doğru çevirmesi imkansıza yakındır.

Artık verili siyasal alanda çok kısa süre içinde özellikle AKP cephesinde önemli çözülmeler/dağılmalar, yeniden oluşumlar yaşanacaktır. Eski AKP’liler eliyle kurulma hazırlığı gündemde olan iki parti muhtemelen tek bir parti olarak ve yine muhtemelen bir iki hafta içinde artık somutluk kazanacaktır. Duyumlarla beslenen tahminimiz doğruysa AKP’yi önce il ve ilçe örgütleri temelinde ve ardından da meclis içinde vücut bulacak bir kopuş süreci beklemekte.

Fakat çok daha önemlisi zamanında muhalefete geçmeyi beceremeyen, iktidarda durmak için sistemi boşa çıkaran zorlamalarda bulunan AKP açısından, bu gecikmenin bedeli umulandan çok daha büyük ve sarsıcı da olabilir. Geçmişte muhalefete geçerek yeniden güç toplama imkânı bulunan AKP açısından artık muhalefete düşmek ile dağılmak arasındaki açı çok daralmıştır. Yani önümüzdeki süreç AKP açısından tam bir düşüş ve dağılma ile sonuçlanırsa bu sonuç çok şaşırtıcı olmayacaktır.

İstanbul’da ikinci kez alınan ve bu sefer çok daha sarsıcı olan yenilgi aynı zamanda AK-MHP bloku açısından da “boşanma” fısıltılarını artıracak ve bir müddet sonra da taraflardan biri (muhtemelen AKP) boşanma için mahkemeye başvurabilecektir.
AKP vitrin yenilemelerinin yanı sıra yeni ittifaklar kurmayı da deneyecektir. İYİ Parti ve/ya Kürt siyasal hareketine bu niyetle yanaşması yine şaşırtıcı olmayacaktır. Ama işin vahim yanı da buradadır. Artık AKP’nin ittifak bulma marjı da çok azalmıştır. Bir ittifak bulursa bunun karşılığında çok şey vermesi gerekecektir. Sonuçta AKP’nin bu alandaki hareket alanı da oldukça daralmıştır. Bu da bir başka çıkmaz yol olacaktır.
Bu yenilgi MHP’nin de bir yenilgisidir. Bahçeli’yi az çok tanıyorsak, kuyuya AKP’yi itip kendisini kurtarmayı deneyecektir. MHP cephesinden yakın zaman içinde -bir Bahçeli klasiği haline gelmiş olan- ittifaklarını boşa düşürücü ve karşı tarafa yanaşan hamlelerden birini görmek büyük olasılıktır.

Başta HDP olmak üzere AKP-MHP bloku dışındaki siyasi aktörler açısından da etki alanlarının daha da genişleyeceği yeni bir siyasal denge(sizlik) durumuna geçildiği saptamasında bulunmak yanıltıcı olmayacaktır. HDP’nin stratejik bir aklı önceleyen taktik hamlesinin başarılı bir hamle olduğunu daha önce de belirtmiştik. Bu hamleyle HDP’nin kendi siyasal meşruiyetini, hareket alanını ve siyasal önemini artıracağı öngörüsünde bulunmuştuk. 31 Mart ile 23 Haziran arası dönem de, özellikle de seçim öncesi son haftalar da, HDP’nin kazandığı kilit parti rolü çok daha görünür hale geldi. İktidarın son Öcalan hamlesinin de aslında bir biçimde önden doğruladığı gibi 23 Haziran sonrasındaysa artık HDP hemen herkesin gözetmek zorunda kaldığı, desteğine ya da tarafsızlığına ihtiyaç duyduğu çok kilit bir siyasal aktör haline dönüştü.

Geçmiş seçimlerde İYİ Parti yeterli bir “başarı” imajı çizememişti. Bu seçimlerde MHP’nin yenilginin İYİ Parti’nin ise zaferin tarafında olması (ve bu zaferin siyaseten büyük önem taşıması) İYİ Parti’ye önemli bir kapı aralamıştır. İYİ Parti MHP karşısında önemli bir moral üstünlük sağlamıştır.

Farklı çevrelerden aldığı destek başarısında belirleyici bir öneme sahip olmakla birlikte CHP bu seçimin en net galibi gibi gözükmektedir. Bu başarı görüntüsü CHP için önemli açılımlar yapma fırsatıdır da. Parti yönetiminin eli örgüt içinde güçlenmiş ve tabanı nezdinde güven marjı oldukça yükselmiştir. Yani bu başarı CHP için önemli bir tarihi fırsattır. CHP emekçi kesimleri, kent yoksullarını, Kürt taba, Sünni dindar tabanı ve Alevi tabanı tutarlı bir program ekseninde ve farklılıkları da kucaklayıcı biçimde ortaklaştıracak/birleştirecek politikalar geliştirebilirse, bu takdirde bu önemli fırsatı kalıcı bir güçlenmeye, sıçramaya payanda yapabilir. Yok eğer laik bir AKP olmak yönündeki tercihini sürdürürse, bu tarihi fırsat heba edilecektir.

Kısaca yakın vade çok önemli gelişmelere ve fırsatla gebe, hep beraber izleyip göreceğiz.