Meclis Başkanı’nın laiklik hakkındaki sözleri geç kalmış sözlerdir ve şaşırtıcı değildir. Ağızda gevelenip durulan, etrafından dolaşılan, “aslında şöyle demek istedi” açıklamalarıyla geçiştirilen çoğu sözün artık bu tür manevralara gerek duyulmadan söylenebildiğinin, asıl hedef olan totaliter bir rejim için ne yapmak gerekiyorsa onun bundan sonra da pervasızca yapılacağının teminatıdır. Bundan beş altı yıl önce liberallere söyletip kamuoyunda tartıştıracakları bir mesele için artık liberallerin desteğine de ihtiyaç duymadıklarının göstergesidir. Bu sözler şaşırtıcı değildir. Bu sözlere ya da hala “Meclis Başkanlığı” gibi bir makamın kaldığına şaşırmak daha şaşırtıcıdır. 

Ortada şaşıracak bir şey yoktur. Oysa hızla şaşırmamız gereken başka şeyler etrafımızdadır. Örneğin Meclis önünde bu sözleri protesto etmeye gelenlerimizin azlığı onun sözlerinden daha şaşırtıcıdır. Birinin eylemine diğerinin gitmiyor olması laikliğe karşı söylenen bu sözlerden daha şaşırtıcıdır. AKP dümenini nereye kırarsa o tarafa doğru meyleden bazı sözde solcuların varlığı daha şaşırtıcıdır? 18. Yüzyılda makinaları kırarak bütün bir kapitalist sistemi çökerteceğine inanan Ludistler gibi, nerede bir ABD askeri görse başına çuval geçirdiğinde emperyalizmi bu ülkeden kovacağını sananların varlığı daha şaşırtıcıdır. Önüne Kürt meselesi gelmediği sürece baya baya solcu olanlarla, önüne laiklik gibi bir mesele geldiğinde sessiz kalmayı yeğleyen sosyalist Kürtlerin birbirlerine bu denli benziyor olması daha şaşırtıcıdır. 

İslamcılar tam da bu karşıtlıklar ve aralıklardan buldukları yollarla ilerlemektedir. Çatlakların arasından sızarak her türlü boşluğa dolmaktadır. Örneğin dokunulmazlıklara evet diyeceklerin demokrasi anlayışlarından, liberal kaygılarından ve politik öngörüsüzlüklerinden beslenmektedir. 

Meclis Başkanı’nın da onun gibi düşünen diğer İslamcıların da özeti ve özü daha geçenlerde ellerinde Kuran’la bir otobüse binen ve kendisini dinlemek istemeyenlere “Yatak odasındaki hareketi burada yapıyorsan ben burada konuşabilirim. Allah’ın kitabından rahatsız oluyorsan, Allah’ın dünyasında yaşamayacaksın. Rahatsız olan insin aşağı” diyen gençtir. Laiklik neden önemlidir? Çünkü laiklik, otobüsle evine, işine ya da herhangi başka bir yere giden birisinin yaşamasına ya da ölümüne ilişkin karar verebilen bu zihniyetle, zevkle kafa kesen IŞİD’in bir araya gelmesini engelleyen tek şeydir. Meclis Başkanı’nın bu şekilde konuştuğu bir ülkede o gencin otobüstekileri tehdit ediyor olması şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan bu insanın kendisi gibi düşünmeyen insanların hangi dünyada yaşaması gerektiği hakkında karar verebileceğini sanması da değildir. Şaşırtıcı olan onun başkalarını öldürmeyle tehdit ederken aslında istediği gibi bir yaşamın yeşerdiği İslam Devleti’ne, IŞİD’in kucağına, neden hala gitmemiş olmasıdır (Ya da gidip gelmektedir ve daha da şaşırtıcı olan benim bu ihtimali bu kadar olaya rağmen hala atlıyor oluşumdur). 

Meclis Başkanı’nın sözlerinde şaşırılacak bir yan yoktur. O politik heyecanına yenilmiştir hepsi bu. Çünkü bekledikleri “zafer” artık kendini göstermiştir ve onlara göre oldukça yakındır. Bu “zaferin” müjdesini çıtlatma isteği, onun heyecanıyla birleşince bu sözler ağızdan dökülüvermiştir. Polis devleti haline getirilmiş, küçük bir basın açıklamasının bile insanların canı pahasına engellenmek istendiği, ifade özgürlüğünün kendilerinden başka hiç kimse için geçerli sayılmadığı, kendi çocukları “gâvur” ülkelerde okuyup, kumarhanelerde fink atarken bu ülkenin yoksul çocukları için imam hatipler inşa edenlerin ülkesinde şaşırılacak en son şey bu sözlerdir. 2023 “ele geçirilen” bir binanın dışındaki tabelanın değiştirilme projesidir. Meclis Başkanı o tabelaya yazılacak olanları fısıldamıştır. Tabela değiştikten sonra kendileri gibi düşünmeyen ve kendileri gibi yaşamayan hiç kimsenin binada kalabilmesi mümkün olmayacaktır.