Cuma, Ocak 27, 2023

Kirletilmiş suları içmek seçimi kazandırır mı?

Erol Katırcıoğlu
Erol Katırcıoğlu
Erol Katırcıoğlu, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini bitirdi. 1981'de özel öğrenci statüsüyle doktora çalışmaları için ABD'nin Wisconsin Üniversitesine gitti. 1985'te Marmara Üniversitesinden doktor unvanı aldı. 

Wisconsin Üniversitesinde Ziyaretçi Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 1987'de Marmara Üniversitesi İngilizce Ekonomi Bölümünde öğretim üyeliğine başladı. 1990 yılında doçent oldu. 1991-1993 yılları arasında 49. Hükûmette Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'nün Ekonomi Danışmanlığını yaptı ve aynı yıllarda Rekabet Yasasının hazırlık komisyonunda iktisatçı üye olarak çalıştı. 1996'da profesörlüğe yükseldi. 2001-2005 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesine Rektör Yardımcısı olarak geçen Katırcıoğlu, 2005'te aynı üniversitede Ekonomi Bölüm Başkanlığı yaptı. 2008'de Mütevelli Heyeti Üyeliğine seçildi. 2012'de Bilgi Üniversitesi'nden ayrıldı ve Marmara Üniversitesine döndü. 2016 yılında aynı kurumdan emekli oldu. Halen HDP İstanbul Milletvekilidir.

Cemil Çiçek isabetli konuşmuş. Bahsettiği testileri AKP mi kirletti? Belki bazılarını temizlemeye bile çalıştı ama başaramadı. Şimdi seçim sathı mailine girerken AKP ve Erdoğan, daha da kirlettiği bu testilerin sularını içmek üzeredir.

“Siyasette adama kirlettiği testiden su içirirler” demiş Cemil Çiçek. İyi söylemiş. Sonra da eklemiş “Bu içeride de olur, ama dış politikada daha çok olur”. Bu hükümet ve onun başı hem içeride, hem de dışarıda öyle çok testinin suyunu kirletti ki, bu kirli suları bakalım nasıl içecekler?

Dışarıdakiler malum: Suudi Arabistan,  Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Mısır ve son olarak da Suriye. Hükümet şimdi bu kirlettiği suları başarı öyküleriymiş gibi anlatarak içmeye başladı.

Tabii bir de Cemil Çiçek’in söylediği gibi hükümet ve başı, içeride de birçok testinin suyunu kirletti. Merak edilen bu içerideki kirli suları nasıl içecekleri. Çünkü seçim yaklaşırken sanki içerdekiler daha önemli hale geliyor.

Denebilir ki toplum zaten bir bütün değildi ki hükümet bu kutuplaşmayı yaratmış olsun. Evet doğru ama her şeye rağmen 100 yıllık Cumhuriyet idaresi, Osmanlı bakiyesi farklı kimliklerden oluşan bu toplumda belirli bir bütünleşmeyi sağlamıştı.

Bu testilerden en büyüğü sanırım toplumda yarattığı kutuplaşmadır. Bu hükümet, toplumu “dindar-muhafazakar” ve “Laik-solcu-terörist” olarak ikiye böldü. Toplum tam olmasa da bir bütünken böyle bir ayrımla onu ikiye bölmekte bir beis görmedi. “Biz” dediğinde sanki toplum yalnızca “dindar-muhafazakar”lardan oluşuyormuş gibi davrandı. “Onlar” dediğinde ise diğer kesimi, yani “Laik-solcu-terörist” kesimi. Denebilir ki toplum zaten bir bütün değildi ki hükümet bu kutuplaşmayı yaratmış olsun. Evet doğru ama her şeye rağmen 100 yıllık Cumhuriyet idaresi, Osmanlı bakiyesi farklı kimliklerden oluşan bu toplumda belirli bir bütünleşmeyi sağlamışken hükümetin bu yaklaşımı toplum suyunu bayağı derinden kirletti.

KÜRT TESTİSİ

Bir başka testi de Kürt testisiydi. Zaten çok eskiden suyu çok kirletilmiş bir testiydi bu. Cumhuriyet idaresinin 100 yıllık siyasetinde Kürtleri yok varsayan siyasi tavrı Kürt tarafında şiddeti siyasetin bir parçası haline getirirken toplumda demokrasiye doğru gelişmeleri baltalayarak suları kirletmişti. Hükümet bu kirlenmeyi görmüş “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” adıyla bir politika başlatmış ve fakat  bir süre sonra görüşme masasını devirerek suyun daha da kirlenmesine neden olmuştu. Bu arada hükümet masanın devrilmesinden sorumlu olanın kendisi olmadığını söylemişse de, birinin devlet diğerinin siyasi bir topluluk olduğu dikkate alınırsa sorumlunun devlet olduğu aşikardır.

ALEVİ TESTİSİ

Suyu kirletilen bir başka testi de Alevi testisidir. Bu testinin suyu da tarihin derinliklerinden başlayarak kirlenmiş bir testidir. Osmanlı döneminden başlayarak kirletilen bu su, Cumhuriyet idaresinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurması ve aynı tarihlerde tekke ve zaviyelerin kapatması ile aslında ülkedeki egemen dini kimliğin Sünnilik olacağına işaret ederken Aleviler açısından da çok kirletilmiş olmuştu. Hükümet bu konuda da bir şeyler yapayım demiş ama Aleviler yapılanları yapay olarak değerlendirdiklerinden kirletilmiş olan bu suyun da temizlenmesi mümkün olmamıştı. Nitekim geçenlerde Süleyman Soylu bir konuşmasında “Bizim Kürt olan valimiz var, Kürt olan emniyet müdürümüz var. Alevi kaymakamımız var. Babası dede olan emniyet müdürümüz var. Ermeni kaymakamımız var. Caferi valimiz var. Özbek Türkü valimiz var. Hatta son zamanlara kadar Alevi valimiz vardı” derken aslında bu testinin suyunun da nasıl kirletilmiş olduğunu ortaya koymuştu.

MÜSLÜMANLIK TESTİSİ

Bence suyu kirletilmiş bir başka testi de Sünni Müslümanlık testisidir. Her ne kadar ülkenin kahir ekseriyetinin Sünni olması bu konuda bir tartışmanın ortaya çıkmasını önlüyor olsa da, Sünniliğin içinde güç arayan marjinal kesimlerin varlığı gün gibi ortada. Gülen Cemaati buna en çarpıcı örnek. Kim ne derse desin bence Sünnilik testisinin de suyu kirletilmiştir.

Evet, gerçekten de Cemil Çiçek’in söylediği gibi “Siyasette adama kirlettiği testiden su içirirler” demesi çok isabetli bir deyiş olmuş. Denebilir ki bu testilerin sularını AKP mi kirletti? Bu sözünü ettiği testilerin suları daha öncelerden kirletilmişti ve AKP bunların bazılarını temizlemeye bile çalıştı ama başaramadı.

İşte bu nedenle de seçim sathı mailine girerken AKP ve Erdoğan, temizlemek bir yana kirlenmesine katkıda bulunmuş olduğu bu testilerin sularını içmek üzeredir. Bunlardan biri geçenlerde Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a Yürüyüşünün 751. Yıl Dönümü Anma Programı’na katılarak, “Ülkemizdeki 1585 cemevinin tamamı ziyaret edilerek, Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın toplam 8 bin 740 talebi belirlendi. Bu taleplerin 5 bin 600’ü hızla karşılandı” demesi suyu kirletilmiş bu testinin kirli suyunu içmek zorunda kalmış olduğunun açık bir göstergesidir.

Bakalım önümüzdeki günlerde diğer testilerin kirli sularını nasıl içecek.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Erol Katırcıoğlu
Erol Katırcıoğlu
Erol Katırcıoğlu, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini bitirdi. 1981'de özel öğrenci statüsüyle doktora çalışmaları için ABD'nin Wisconsin Üniversitesine gitti. 1985'te Marmara Üniversitesinden doktor unvanı aldı. 

Wisconsin Üniversitesinde Ziyaretçi Öğretim Üyesi olarak çalıştı. 1987'de Marmara Üniversitesi İngilizce Ekonomi Bölümünde öğretim üyeliğine başladı. 1990 yılında doçent oldu. 1991-1993 yılları arasında 49. Hükûmette Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'nün Ekonomi Danışmanlığını yaptı ve aynı yıllarda Rekabet Yasasının hazırlık komisyonunda iktisatçı üye olarak çalıştı. 1996'da profesörlüğe yükseldi. 2001-2005 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesine Rektör Yardımcısı olarak geçen Katırcıoğlu, 2005'te aynı üniversitede Ekonomi Bölüm Başkanlığı yaptı. 2008'de Mütevelli Heyeti Üyeliğine seçildi. 2012'de Bilgi Üniversitesi'nden ayrıldı ve Marmara Üniversitesine döndü. 2016 yılında aynı kurumdan emekli oldu. Halen HDP İstanbul Milletvekilidir.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
53,786TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI