Perşembe, Ağustos 18, 2022

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısının muhatabı kim?

Murat Aksoy
Murat Aksoy
Kabataş Erkek Lisesi'nde, Erciyes Üniversitesi İİBF İşletme okudu. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü'nde Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1996’da Yeni Yüzyıl ve Radikal gazetelerinin Yorum sayfalarında başlayan yazı serüveni, 2005’te Yeni Hukuk Dergisi’nde Yayın Koordinatörü olarak devam etti. Daha sonra Yeni Şafak’ta editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. T24, Millet, Yeni Arayış’ta yazdı. Türkiye’nin pek çok kanalında siyasi yorumlarda bulundu. TV Net ve Halk TV’de program yaptı. Yayınlanmış dört kitabı (Başörtüsü-Türban, Sosyal Demokrat Parti Krizi/Sol Arayışlar, Küresel Kapitalizmin Krizi (Osman Ulagay ile) ve Silivri’den Özgürlüğe) bulunmaktadır.

Bütün bu helalleşme adımlarında en önemli gerçek kuşkusuz; Kılıçdaroğlu’nun helalleşme adımlarını normal şartlarda “devletin” atması gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Çünkü bu helalleşme çabalarının muhatapları, büyük ölçüde devletin, ona hakim olan otoriter zihniyetin “mağdurları”.

Bir önceki yazıda Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasından bu yana yaptıklarının, hem kendi kişisel tarihi hem de CHP’nin siyasi tarihindeki dönüştürücü etkisini tartışmıştım.

Elbette bu süreçte kritik kavşaklar olmuştur ama ben bu dönüşümün 2019’da değil 2013-2014’den itibaren başladığını düşünüyorum. En azından Kılıçdaroğlu, bu dönüşüme olan ihtiyacın kaçınılmazlığını o tarihlerde anladı. Sonraki her adımı da bu sürecin bir parçası…

Yine geçen yazıda 13 Kasım 2021’de adını koyarak adım attığı “helalleşme” çağrısının da parti içinde de örgütlerde de yerel yönetimlerde de yeterince sahiplenilmediğini ifade ederek; Kılıçdaroğlu’nun bu uzun süreçteki en büyük sorunun; parti içindeki siyasi yalnızlığı olduğunu ifade ettim.

Kılıçdaroğlu’nun 13 Kasım 2021 Cumartesi akşamı evinden yaptığı video yayınında ifade ettiği helalleşme çağrısı bana kalırsa o güne kadar yaptıklarına bir “ad koyma” idi. Çünkü Kılıçdaroğlu, toplumun farklı kesimleriyle siyaseten ilişki kurarak, parti olarak yaptıkları kadar yapmadıklarını açık açık ifade etti.

Ne demişti Kılıçdaroğlu o akşam;

“… Özetle sevgili halkım, ülkemizin iktidarlardan çok şifaya ihtiyacı var. Geçmişten gelen küskünlüklere ve öfkeye bağlı kalmaya devam edersek ülkemiz bu felaketleri gelecekte de yaşamaya mahkûm olacak. Sevgili halkım düşündüğümüzden daha güçlüyüz biz, düşündüğümüzden çok daha cesuruz biz.

Geçmişin arabalarıyla hiçbir yere gidemeyeceğimizi artık biliyoruz. Onun için artık helalleşme zamanıdır. Ne pahasına olursa olsun, toplumsal ilişkilerimizi güçlendirmek ve yaralarımızı iyileştirmek için geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve bunlar için birbirimizden helallik istemeyi bilmeliyiz.

Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir de önce bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum.

Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşmalarıma başlayacağım.

Ben ömrümde, bu ülkede nefreti ve sevgiyi bolca gördüm. Ve sevgi hep daha güçlü oldu. Artık sevgiye bu savaşı kazandırma zamanı.

Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak, helallik istemeyi ve vermeyi başarmalıyız. Hep birlikte umuda, barışa ve sevince yürümek ancak birbirimizin yaralarını sararak mümkün olacak. …”

Bu konuşmanın devamında Kılıçdaroğlu 16 Kasım 2021 Meclis grup toplantısında helalleşme kavramını hem açmış hem de kendisi açısından muhataplarını açık açık ifade etmişti. O konuşmada;

“28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp helalleşeceğiz. İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımızla helalleşeceğiz.

Roboski ile helalleşeceğiz. Hukuk başka helalleşme başka. İnsanlara devlet tazminat ödeyecek ama bir taraftan da helalleşeceğiz.

Sivas, Kahramanmaraş mağdurlarıyla helalleşeceğiz.

Diyarbakır hapishanesi mahkumlarıyla helalleşeceğiz.

Mahalleleri gasp edilip sürülen romanlarla helalleşeceğiz.

Varlık vergileri altında inim inim inleyen azınlıklar, 6-7 Eylül olaylarının mağdurlarıyla helalleşeceğiz.

Mahkemelerle süründürülen askerlerimiz ve aileleri ile helalleşeceğiz.

Bugün Londra’ya göç etmiş en parlak beyinlerimiz ile helalleşeceğiz.

Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ile Soma ile helalleşeceğiz.

Darbeciler tarafından bir sağdan bir soldan gencecik çocuklarımız asıldı bu ülkede, o insanlarımızla helalleşeceğiz.

9 yaşındaki Oğuz Arda Sel’i kaybeden ve mahkemelerde süründürülen Mısra Öz ile helalleşeceğiz.

Ahmet Kaya ile helalleşeceğiz.

Helalleşeceğiz dostlarım. Yakın gelecekte bir gün çocuklarımız geçmişe baktıklarında ‘Neler olmuş ama önümüze bakmayı bilmişiz, helal olsun onlara’ diyecekler.

Bir de medyada bazılarının ‘ne güzel muhalefet zaten kazanıyor ne gerek vardı tüm bunlara’ demesine hüzünlendim. Çünkü bunlar, bu söylediklerimi strateji zannediyor. Ne stratejisi! Ben gelecekte bu ülkenin çocuklarının ardından bu ülkeyi ‘barıştırdığımı‘ söylemelerini istiyorum. Evlatlarımız diyorum, hangi strateji çocuklarımızın geleceğinden daha önemli?”

Kılıçdaroğlu bu kapsamda pek çok mağdur ailesiyle görüştü. Kendisi ve partisi adına onların yanında oldu.

Kılıçdaroğlu dün de Meclis konuşmasında helalleşeceğiz dediği Roboski’ye gitti. Aileleri ziyaret etti.

Kabul edelim ki Kılıçdaroğlu’nun Roboski ziyareti CHP tarihi için de çok önemli ve değerli. Ama kuşkusuz ki helalleşme adımlarını normal şartlarda “devletin” atması gerektiği gerçeğini de değiştirmiyor.

Bu ziyaret kabul edelim ki, Kılıçdaroğlu için de CHP tarihi için de çok önemli ve değerli.

Kılıçdaroğlu bütün bu süreçte yaptığı siyasi bir stratejinin parçası olmadığını Meclis konuşmasındaki; “Bir de medyada bazılarının ‘ne güzel muhalefet zaten kazanıyor ne gerek vardı tüm bunlara’ demesine hüzünlendim. Çünkü bunlar, bu söylediklerimi strateji zannediyor. Ne stratejisi! Ben gelecekte bu ülkenin çocuklarının ardından bu ülkeyi ‘barıştırdığımı‘ söylemlerini istiyorum. Evlatlarımız diyorum, hangi strateji çocuklarımızın geleceğinden daha önemli?” ifade ediyor.

Bütün bu helalleşme adımlarında en önemli gerçek şu kuşkusuz; Kılıçdaroğlu’nun helalleşme adımlarını normal şartlarda “devletin” atması gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.

Çünkü bu helalleşme çabalarının muhatapları, büyük ölçüde devletin, ona hakim olan otoriter zihniyetin “mağdurları”.

Nitekim Kılıçdaroğlu Roboski ziyaretinde ifade ettiği; “Bu olayı aydınlatacağıma dair söz vermek için buraya geldim. Olay aydınlatıldıktan sonra ancak helalleşme olabilir.” sözleri; yine  ziyaret sonrasında yazdığı; “Acılarımızla yüzleşerek iyileşebiliriz. Yaralarımızı ancak bu sayede sarabiliriz. Artık geçmişte yaşamak istemiyorsak, önümüze bakmak istiyorsak, bu ülkedeki tüm açık yaraları kapatmamız şarttır. Söz verdim aydınlatacağım ve helalleşmek için bir daha geleceğim” tweeti, helalleşmenin esas olarak devletin görevi olduğunu hatırlatması açısından önemlidir.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Murat Aksoy
Murat Aksoy
Kabataş Erkek Lisesi'nde, Erciyes Üniversitesi İİBF İşletme okudu. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü'nde Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1996’da Yeni Yüzyıl ve Radikal gazetelerinin Yorum sayfalarında başlayan yazı serüveni, 2005’te Yeni Hukuk Dergisi’nde Yayın Koordinatörü olarak devam etti. Daha sonra Yeni Şafak’ta editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. T24, Millet, Yeni Arayış’ta yazdı. Türkiye’nin pek çok kanalında siyasi yorumlarda bulundu. TV Net ve Halk TV’de program yaptı. Yayınlanmış dört kitabı (Başörtüsü-Türban, Sosyal Demokrat Parti Krizi/Sol Arayışlar, Küresel Kapitalizmin Krizi (Osman Ulagay ile) ve Silivri’den Özgürlüğe) bulunmaktadır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
49,484TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI