Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu. Kılıçdaroğlu, "Bu ülkede akademisyenler, askerler, genelkurmay başkanı, gazeteciler, avukatlar hapse giriyorsa, özgürlük mücadelesi veren her CHP’li hapse girmeye hazır olmalıdır" dedi.

"1 MAYIS’I YASAKLAYAMAZSIN KARDEŞİM"

"Daha 1 Mayıs gelmeden harekete geçildi. 1 Mayıs Taksim’de kutlanmak isteniyor. Ama yasaklar gelmeye başladı. Bütün dünyada kutlanıyor. Demokraside olması gereken engellemelerin olmamasıdır. Ama bunu yapmıyorlar. 1 Mayıs tüm dünyada özgürce kutlanıyor. Eğer emekçi bunu istiyorsa Taksim Meydanı işçilere açılmalıdır. Taksim’in emekçiler ve 1 Mayıs için ayrı bir önemi var. AİHM ve mahkeme kararlarına rağmen yasaklıyorlar. Bırakın kutlasınlar. Bayramı da bayram havası içinde bırakın. 2016’da işçilerin geldiği duruma bakalım. 1 milyonu aşkın taşeron kamuda. Seçim meydanlarında söyledim. CHP iktidarında kadro sözü veriyorum. Bunlarda aynı hakları vereceğiz dediler. Ama nasıl vercekler bilmiyorlar. Çünkü onlar alınterini bilmezler. Onların bir eli yağda bir eli balda. Kıdem tazminatına el atmak istiyorlar. Eğer ellerinde alırlarsa sizlerle birlikte meydana ineceğim Dokundurtmayacağım. İş kazasında Avrupa’da 1. Dünya’da 3. sıradayız. Neden bizim işçilerimiz ölüyor? Bütün bu sorunları çözeceklerine dertleri 1 Mayıs’ı nasıl yasaklarız. Sen yasaklayamazsın kardeşim. Yeni Çeltek’de işçiler açlık grevinde. Ankara’daki beyler mi sahip çoıkacak onlara. Benim namus borcum onlara sahip çıkacağım. Mücadeleyse mücadele. Bedel ödemekten çekinmeyeceğiz. İşçi bedel öderken milletvekili de ödeyecek."

"RIZA SARRAF ÖNÜNDE YATAN ADAMI KORUMA"

"Karaman’da yaşanan olaylardan dolayı en büyük üzüntüyü Karaman’da yaşayan insanlar. Siz anlınız dik yaşayın. Bu ülke Karaman’ı da üniversiteyi de çok iyi biliyor. Karaman bu ülkenin gururudur. Bizim şikayetimiz Karamanlı çocuklara yaptığı zulümdür. Aile Bakanı çocukları aileleri savunmuyor Ensar’ı savunuyor ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyor. Vali benim o yurtlardan haberim yok diyor. Sen vali değil misin, değilsen niye o koltukta oturuyorsun. Ensar Vakfı’nın başkanı diyor ki bizim zaten böyle bir yurdumuz yok diyor. İl genel meclisi kararında vakıf diyor. Nasıl misafirhane ki yıllarca kalıyorlar. İmam Hatip Okulu Müdürü Yardımcısı açıklama yapıyor çocuklarımız Ensar’ın ve Kayimder’in yurtlarında kalıyor. O çocuklar emanettir. Emanet çocuklardır. Bunları din adına yapıyorlar. Sevgili peygamberimizin ünvanlarından birisi de Emin İnsan’dır. Düşmanları bile onu emin olarak kabul etmiştir. Size bir şey emanet edilince ona hıyanet etmeyin diyor. O annelerin emanetlerine siz hangi ahlakla ihanet edersiniz? Sen gidip de Rıza Sarraf önünde yatan adamı koruma. Ayıptır sana yakışmıyor." 

"Bak ben söylüyorum, korkumuz yok, Allah’tan başka korkumuz yok. Sen yürekli adamsan, namuslu adamsan, kul hakkı yiyenlerden ben de mücadele etmek istiyorum diyorsan gel kardeşim beraber hareket edelim, bu kul hakkı yiyenlerden birlikte hesap soralım. Bir de Erdoğan Bayraktar vardı biliyorsunuz. ‘İstifa ediniz, beni rahatlatacak deklarasyon yayınlayınız’ diye Erdoğan ona not gönderiyor, dönemin başbakanı, diktatör bozuntusu."

"AHLAKLI ADAMSAN ÇIK BEN DE DOKUNULMAZLIĞIMI KALDIRIYORUM DE"

Şimdi Davutoğlu’na sesleniyorum. Sen namuslu adam gibi bunların dokunulmazlığını da kaldıracak mısın, yoksa bütün bu hırsızlık yapanların, yolsuzluk yapanların, rüşvet yiyenlerin önüne yatacak mısın? Bunu soruyorum. Davutoğlu neden korkuyor. Dedim ya, dokunulmazlığı var, ona dokundurtmuyor, benim dokunulmazlığım var diyor, neden korkuyor, çünkü o da biliyor ki dokunulmazlığı kalkarsa terör örgütlerine yardım ve yataklıktan ötürü o da yargılanabilir. Gayet açık, gayet net söylüyorum, Davutoğlu da, abisi de, terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmışlardır. Başkalarına gelince dokunulmazlıkları kaldıralım, beyefendi siz, benim ki kalsın, niye kalsın, ben hırsızların önüne yatıyorum, benim görevim de bu diyor, senin görevin o değil kardeşim, senin görevin başbakanlık yapmak, senin görevin odur."

"Her şeye rağmen kürsü dokunulmazlığı hariç bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz. Diyorlar ki ‘efendim yargı bağımsızlığı yok, ya bizi hapse atarlarsa’. Eğer bu ülkede akademisyenler hapse giriyorsa, askerler hapse giriyorsa, Genelkurmay Başkanı’na iftira atılıp hapse sokuluyorsa, eğer bu ülkede gazeteciler hapse giriyorsa, avukatlar hapse giriyorsa, demokrasi mücadelesini veren, özgürlük mücadelesini veren, Türkiye mücadelesini veren her CHP’li hapse girmeye hazır olmalıdır. Demokrasi mücadelesi kolay değildir, her şeyin bir bedeli vardır. Ben oturacağım Meclis’te, eee ne olacak, gazeteciler hapse atıldı, gidip hapishanede ziyaret edeyim, yetmez arkadaşlar, bu mücadele kutsal bir mücadeledir, bu mücadele demokrasi mücadelesidir, bu mücadele özgürlük mücadelesidir, bu mücadele ekmek kavgasıdır, ekmek…"

"KENAN EVREN DÖNEMİNDE BİLE YARGI DAHA BAĞIMSIZDI" 

"Türkiye bir darbe dönemini yaşıyor. Kenan Evren’den bunların ne farkı var? Kenan Evren döneminde bile yargı daha bağımsızdı. Bunların dönemine bakın. Bedel ödenmeden mücadele mi edilir? Bakın tarihe. Gandi hapse girdi mi, girdi. Mandela girdi mi, girdi. Bülent Ecevit girdi mi, girdi. Sen niye girmiyorsun kardeşim, sen de gireceksin. Korkumuz yok. Onlar korkuyorlar. Her gittiğiniz yerde şunu söyleyin, dokunulmazlıklara CHP ‘evet’ diyor, peki kardeşim milyon Ali ne olacak, Egemen Bağış ne olacak, neydi onların isimleri, Muammer Güler ne olacak, Zafer Çağlayan ne olacak. Bunlar dünyanın malını götürdüler, milleti soydular, devleti soydular, bunların dokunulmazlığını niye kaldırmıyorlar? Hep beraber mücadele edeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz.”