CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, zorunlu olarak erken seçime gidebileceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, en son rejim değişikliğine yol açan anayasa değişikliğine karşı 18 Ocak 2017’de görüştüğü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle görüşse de örneğin sosyal medya gibi meselelerde uzlaşma olabileceğini düşünmediğini vurguladı.

Türkiye’nin ana muhalefet partisi lideri Kılıçdaroğlu, VOA Türkçe’nin, mevcut ve raftan indirilecek yasal değişikliklerin nereye ilerlediği, olası bir erken seçim, nasıl bir Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarmak istedikleri, Bahçeli’ye ilişkin görüşü, CHP’nin parti içi gelişmeleri, genel başkanlığı bırakıp bırakmayacağı gibi pek çok konudaki sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de örneğin barolarca oturma eylemi yapılmasına yol açan yasal değişiklikler gibi konularda “Cumhur İttifakı”nın baskıyı arttırma ve “dikta özlemi” yaklaşımı sergilediğini söyledi.

Erdoğan veya Bahçeli ile görüşmesi için “olağanüstülük” olması gerektiğini ancak Türkiye’de her gün olağanüstü gelişmeler yaşandığını kaydeden Kılıçdaroğlu, yanlış yapıldığını kamuoyu önünde açıklamalarına rağmen iktidar cephesince bunlara kulak verilmediğini söyledi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan ismi karşısına kimi çıkaracağı konusunda, aday profilini anlatan Kılıçdaroğlu, adayın bir siyasi parti genel başkanı olmaması gerektiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu durumda kendisinin aday olması halinde CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa edip etmeyeceği sorusuna cevaben, “O dönem değerlendirilir” demekle yetindi.

Kılıçdaroğlu, son dönemde Bahçeli’nin sıkça söylediği yasal değişikliklerle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kalıcılığı, devamı sağlanmalı” yönündeki görüşü içinse “Büyük bir saçmalık, asla doğru değil” tepkisini gösterdi.

Kılıçdaroğlu, “Kasıt Erdoğan’ın ömür boyu orada kalması anlamına mı geliyor? Ne demek kalıcı hale gelmesi? Kalıcı hale gelmesi şu: Bir kişi zaten seçildi. Hatta yeri geldiğinde parlamento zaten vesayet altında, parlamentoya da gerek yok. Medya özgürlüğü diye bir şey olmaması lazım. Sosyal medyayı da tümüyle kapatmamız lazım. Ne demek yargı bağımsızlığı yani yargıcı eğer bir partinin genel başkanı atıyorsa yargı bağımsızlığı mı olur? O yargı bağımsızlığındaki var olan kırıntıları da tamamen yok edelim. Seçim sistemini de tamamen değiştirelim, yeni arayışlara girelim. Erdoğan yüzde 10 da oy alsa, yüzde 80 de oy alsa Erdoğan Cumhurbaşkanı olsun. Bunun hukuki altyapısını oluşturalım. Ben böyle anlıyorum. Büyük bir saçmalık. Asla doğru değil” diye konuştu.

Türkiye’nin mevcut gidişatında tüm yaşananlarla ilgili “Dolayısıyla bütün olumsuzluklara AK Parti ile beraber MHP’nin de ortak olduğunu ifade etmek isterim” diyen Kılıçdaroğlu, parlamentoda muhalefetçe yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın iktidar cephesinin milletvekili çoğunluğuyla yasaları hayata geçirmesi süreci bakımından ise “O çoğunluk içinde ben şunu da gayet iyi biliyorum: gerek MHP’nin içinde gerekse AK Parti’nin içinde Türkiye’nin bu gidişinden rahatsız olan çok sayıda değerli milletvekili de var” ifadesini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinde yeniden genel başkanlık yarışına da sahne olacak 25-26 Temmuz’daki kurultay öncesinde Türkiye’nin siyaseti, geleceği ve CHP’yle ilgili VOA Türkçe’nin sorularını şöyle yanıtladı:

VOA: CHP olarak ay sonunda “iktidar kurultayı” gerçekleştireceğinizi açıkladınız. Mevcut sistemde iktidar olunması için Cumhurbaşkanı koltuğuna sahip çıkılması, seçilmesi gerekiyor. Erdoğan ismi arkasında AKP-MHP şeklinde yüzde 51’lik bir blok var. Mevcut durumda nasıl iktidar olacaksınız?

Kılıçdaroğlu: Çalışarak olacağız. Malum “Cumhur İttifakı” ve ”Millet İttifakı” diye iki ittifak var. Cumhur İttifakı şu anda iktidar. Bir koalisyon var aslında. MHP, doğrudan bakan vermemekle beraber bir koalisyon var. Bu koalisyon hem uygulamalarda görülüyor hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan çalışmalarda AK Parti ile MHP işbirliğini görüyoruz. Dolayısıyla bütün olumsuzluklara AK Parti ile beraber MHP’nin de ortak olduğunu ifade etmek isterim. Millet İttifakı da aslında güçlü bir ittifak. Bu çerçevede -büyük olasılıkla- yeniden seçimlere gidilecek. Artı yeni siyasi partiler de kuruluyor. O da bir başka gerçeğimiz, Gelecek Parti’nin, DEVA Partisi’nin kurulması. Önümüzdeki süreç içinde nasıl bir tablo çıkar doğrusunu isterseniz hep beraber göreceğiz. Ama yaşadığımız bir gerçek var: Bu sistemin Türkiye’nin iyi yönetilmesi açısından yetersiz olduğunu ve bütün karar mekanizmalarının bir kişiye bağlanmasının Türkiye açısından çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu hepimiz gördük ve tanığıyız. Bu tablonun değişmesi lazım. Biz de zaten bunu değiştirmeye kararlıyız.

‘TEK ADAM PARTİ DEVLETİ’NDE ERKEN SEÇİME ERDOĞAN KARAR VERECEKTİR, BİZ ERKENE DE HAZIRIZ’

VOA: Sizce seçim planlanan 2023 yılında mı olacak yoksa bir erken seçim öngörüyor musunuz? CHP, bu erken seçime hazır mı?

Kılıçdaroğlu: Şu andan itibaren daha doğrusu yerel seçimlerden sonra biz genel seçimler için bütün hazırlıklarımızı yapmış durumdayız. Her şeyimiz hazır. Belki bir seçim bildirgesi hazırlanacak ama onun da bütün alt parametreleri hazırlanmış vaziyette. Biz olası bir baskın seçime de zamanında yapılacak bir seçime de hazır olan bir partiyiz. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Erken seçim olur mu? “Tek Adam Parti Devleti”nin olduğu bir rejimde doğal olarak seçime bir kişi karar verir. O kişi de malum Erdoğan… Erdoğan “Erken seçime gidiyoruz” dedikten sonra parlamentodaki AK Parti ve MHP “evet” diyecektir ve dolayısıyla erken seçim kararı alınacaktır. Erken seçim kararını yasal olarak parlamento yani TBMM’nin alması gerekiyorsa da vesayet altında olması, Erdoğan’ın vesayeti altında olması nedeniyle kararı Erdoğan verecektir.

‘ERDOĞAN ERKEN SEÇİME GİTMEK ZORUNDA KALABİLİR’

Burada bir başka tablo ortaya çıkabilir. Gelişen bütün olumsuz tabloya MHP ortak olmak istemeyebilir. O nedenle “Ben (Bahçeli/MHP) artık destek vermiyorum parlamentoda” diyebilir. O zaman Erdoğan zorunlu olarak erken seçime gitmek durumunda kalabilir.

VOA: Bahçeli sizce böyle bir hamle yapar mı?

Kılıçdaroğlu: Bahçeli her zaman yapabilir. Bahçeli daha önce de bazı hamleler yaptı. Örneğin (7 Haziran 2015) seçimlerden sonra hemen açıklama yapmıştı: “Derhal bir erken seçime gitmeliyiz” diye. Sonra Türkiye’de bir dizi terör saldırısı oldu ve AK Parti yüzde 49 oy aldı Sayın Davutoğlu o dönemde. Ecevit Hükümeti döneminde de bütün önemli kararlar ekonomik açıdan alınmıştı. Tam o kararların olumlu sonuçları alınacakken yine Bahçeli bir erken seçim kararı aldı ve erken seçime gidildi. Dolayısıyla Bahçeli bu süreçte böyle bir kararı alabilir. Kuşkusuz bu tamamen bizim dışımızda. Sayın Bahçeli’nin alacağı karar demokratik olarak ya erken seçime gidilmesi kapısını açabilir ya da tam tersine Erdoğan’ın tercihine uygun olarak Erdoğan’ın uygun göreceği bir zaman dilimi içinde bir seçim gerçekleşebilir.