CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Habertürk ekranında çıktığı programda anayasa değişikliği, dokunulmazlıklar ve laiklik gibi birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Habertürk ekranında yayınlanan Gündem Siyaset programına konuk oldu. Saat 21.00’da başlayan programdan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının satırbaşları şöyle:

Parti programında yazanı uyguluyoruz

Bugün mecliste dokunulmazlıkların konuşulduğu sırada çıkan kavgalar üzerine yöneltilen soruya Kılıçdaroğlu’nun cevabı şöyle oldu: “Dokunulmazlıklar konusunda partimizin programında yazanı uyguluyoruz. Bu konuda partimizin kürsü dışında dokunulmazlıklara karşı olduğunu söylüyoruz. Düşünce özgürlüğü bağlamında, siyaset anlamında dokunulmazlık olmalı. Bunun birden gündeme gelmesinin arkasında ise farklı bir şey var. Önce bir gruba karşı yöneltilen bu düşünce sonradan AKP tarafından, genele yayılmak istendi. Bize bu değişikliği getirdiler. Bizce milletvekillerinin dokunulmazlıklarının düzenlenmesi gerekiyor. Bu yüzden 83 maddeyi yeniden düzenlememiz lazım. Hatta geçici maddeye de ön hazırlıklarımızı yapıp sunduk. Fakat biz şunun cevabını bekliyoruz. Diğer parti başkanları, ben dahil, dokunulmazlıkları kalkacakken, sayın Davutoğlu niye bu dokunulmazlığın arkasına saklanıyor?”

Kürsü hariç bütün dokunulmazlıkları kaldırmamız lazım

Bu değişiklik teklifinin AKP tarafından getirilmesine CHP’nin evet demesinin firelere yol açıp açmayacağı sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, “Hiçbir
parti şu kararı toplu olarak alalım demiyor. Fakat bizim partimizde bazı kararlar var. Kürsü hariç bütün dokunulmazlıkları kaldırmamız lazım. Fakat benim bugünden sen hayır sen evet diyecek gibi söylemde bulunmam yanlış. Hem hukukun üstünlüğünü savunacaksın hem de bunu yapacaksan olmaz. Fakat bu kararın alınması partimiz açısından ilkeseldir.” dedi.

Toplumda kutuplaşmanın açacağı derin yaralar olacaktır

Anayasa değişikliğini 360 oy bandına takıldığında Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunulduğunda ne olacağı sorusuna Kemal Kılıçdaroğlu: “Türkiye’nin geleceğinin düşünülmesi gerekiyor. Toplumda kutuplaşmanın açacağı derin yaralar olacaktır. Bunun düşünülmesi gerekir. Hatta 4 parti başkanın bir araya gelip bunları önceden konuşması gerekiyor. Anayasa değişikliği bir partinin değil, bütün partilerin isteğiyle olmalıdır. Sayın Ecevit döneminde koalisyon hükümetinde bunun örneğini görmüştük.” Şeklinde yanıtladı.

Kimse tarafsız diyemiyor, o yüzden ben diyorum

Biz ülkede uzlaşma kültürünü oturtamadık. Çünkü AKP böyle istiyor. Cumhurbaşkanının anayasal sınırlara çekilmesi lazım. Herkesin sınırlarını bilip hareket etmesi gerekiyor. Çünkü kendisi anayasaya aykırı hareket ediyor, tarafsız durmuyor. Tarafsız olacağına dair Cumhurbaşkanları namus ve şeref yemini eder. Türkiye’de bu namus ve şeref üzerine cinayetler işleniyor. Buna da en çok Cumhurbaşkanı’nın dikkat etmesi gerekiyor. Kimse de tarafsız davranıyor diyemiyorum. O yüzden ben diyorum. Bundan önceki bütün Cumhurbaşkanları tarafsızlığını korudu. Biz diğerlerine neden böyle yaptınız demedik.

Erdoğan kininin tutsağı

Elimi sıkmasını beklemiyordum. Biz makama saygılıyız. Devlet terbiyesi gördük. Eleştiririz ama saygıda kusur etmiyoruz. Cumhurbaşkanı geliyor denilince ayağa kalkıyoruz. Biz Erdoğan’ın kininin tutsağı olduğunu bildiğimiz için gelip geçeceğini biliyorduk. Gazeteciler de tahmin ediyordu. Fotoğraf çekmek için konumlandığı yer farklı bir yerdi.

Kalpazanlık belgesi altında kendi imzası var

Kendisine Kılıçdaroğlu’nun elini neden sıkmadınız diye sorulduğunda “beni kalpazanlıkla suçladı” demiş. Bunu geçmişte de söyledim. Üzerine defalarca el sıkıştık. Suçlamayı yapan bu ülkenin savcısıdır. Bu belge 2004 tarihlidir ve altında dönemin Başbakanı olarak kendi imzası vardır. Meclise öyle sunulmuştur. Bu belgenin bir diğer kopyası Adalet Bakanlığı’nda ve Meclis’tedir.

O koltuktayken kendi fikrini söyleyemez

Meclis Başkanı o sözlerin ardından mademki hiç bir çevreden destek alamadı, o koltuktan ayrılmalı. ‘Dindar bir anayasa olsun diyorsunuz’, ne cumhurbaşkanı, ne başbakan, ne de muhalefet partileri buna evet demiyor. Toplumun hiçbir kesiminden açıklamalarına destek gelmiyor. O koltuktan derhal ayrılırsa belki saygınlığını koruyabilir. Kendi fikrini beyan etti deniliyor. Bir vatandaşsan yapabilirsin. O koltuktayken kendi fikrini söyleyemez. Anayasanın değiştirilmesi teklif edilemeyecek bir maddesine ilişkin böyle bir düşünce beyan ediyorsa o koltuğu terk etmeli. Türkiye’de demokrasi olmadığı, ahlak yozlaştığı için o da yerimde kalayım diyecek. Kuran ayetleri ile ‘Bakara makara’ diye dalga geçilen bir ülkede o da yerinde kalacak.

Kapalı kapılar arkasında laikliği dinsizlik olarak anlattılar

Biz laiklik konusunda yapılan çalışmalara, dünya örneklerine ve bunların Türkiye’de gündeme getirilmesine karşı çıkmıyoruz. Türkiye’de kimse inancından ötürü ötekileştirilmiyorsa bizim için sorun yok. Kapalı kapılar arkasında laikliği dinsizlik olarak anlattılar. CHP’ye dinsiz parti dediler. Din insana ait bir şeydir. Tüzel kişiliği olan kurumların dini olamaz. Laiklik bütün inançların güvencesidir. İbadet eden insanlara karşı çıkan mı oldu. Kilisemiz de var, havramız da cemevimiz de camimiz de var. Bu söylemlerle anayasa değişikliği ile ilgili yeni bir süreç başlattılar. Ama top ellerinde patladı.

Kaset Erdoğan’ın talimatıyla servis edildi

Erdoğan, kasetin başında gözlüğü kafasında. Kaseti izlerken, diz üstü bilgisayardan izliyor. Bilgisayarın kamerasıyla Erdoğan da videoya çekiliyor. O kaseti servis edenler, aynı zamanda Erdoğan’ı da videoya alıyor. Kaseti Erdoğan’a izletenlerin paralel yapı olmadığını düşünüyorum. O dönem böyle bir kaset olduğu söylendi bana. Erdoğan’ı bunu seyrederken izledim. Erdoğan bu konuda samimi değil. ‘Bu kaseti kim yaptı, bulun talimatı verdim’ diyor haberlere göre ama bu talimatın verilmediği ortaya çıktı sonra. Bu talimat verilse, MİT zaten bunu bulur. İkili oynandı. O dönem başbakandı. Bir Başbakan’a yakışır mı böyle kaset izlemek. Bir kumpas var ortada doğru ama bu kumpas Erdoğan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiriliyor. Bu kasetin Erdoğan’ın bilgisi dahilinde servis edildiğini Sayın Baykal da biliyor. Açıkça söylüyorum, Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yapılmıştır ve servis edilmiştir. Bir başbakan, eğer ahlaklı biri olsa, bunu yapanları aynı gün görevden alır.

Sözle, akılla yenemeyince…

Bu kaset işini yapıyorlar çünkü, sözle, akılla, mantıkla yenemediğinizi belaltıyla halletmeye çalışırsınız. Bir yozlaşma var diyoruz. Niye, bu işler yüzünden diyoruz. Başbakan talimat vermese hangi kamu görevlisi böyle bir şeyi yapmaya cüret edebilir ki. O zamanlar bunlar paralelle birlikte çalışıyordu. Bu yüzden de bilemem ki paralel mi yaptı yoksa kendileri mi yaptı. Araları da tabi ki 17-25 Aralık’ta bozuldu. Oğlunun kasasından paralar çıkınca.

AKP bütün siyasi gücünü CHP’ye yöneltiyor

CHP dışında siyaset yapan mı var? Sendikalar mı yapıyor. Türk-iş, Hak-iş niye siyaset yapmıyor. Kıdem tazminatı kaldırılacak. İşçinin hakkı korunuyor mu? Medyaya bakın. Sadece bu sene 2 sıra geriledik. Başbakan, Bakanlar sıra halinde koyuluyor. Bize gelince akşam 6-7 dakika ancak. Ya da böyle programlarda.

Türkiye’de din eksenli siyaset yasaktır. Ama cami avlusunda miting düzenleniyor. Normalde bunun eleştirilmesi lazım. Siz nasıl olurda Müslümanlığı siyasetinize alet ediyorsunuz demiyorlar. AKP bütün gücünü CHP üzerine, biz bunları yeneriz, yok ederiz üzerine kurmuş durumda. Bu kadar ahlaksızlığın yolsuzluğun yapıldığı bir yerde meclis dosyayı kapatıyor. Nasıl yapıyor, AKP’nin oylarıyla. 

Mecliste hiçbir komisyon çalışmıyor

Meclis Başkanı hiçbir komisyonu çalıştırmıyor. Bakın “meclis çalışmıyor” diyorlar. Bunu da “başkanlık olursa çalışır” diye yanıtlıyorlar. Meclis 24 saat çalışıyor. Erdoğan’ı tanrısal olarak görüyorlar çünkü dokunmayı ibadet olarak görenleri var. Bir kişi aklını başkasına kiralarsa demokrasi sorunu vardır. Bizim ülkemizde de demokrasi vardır.

Angajman kurallarının aşılmaması gerekir

Başbakan olsam Ortadoğu’daki sorunlar olmazdı. Bütün ülkeler ile temasa geçeriz. Asla düşmanlık olmayacağını söyleriz. Devletin elindeki istihbaratlara göre PYD terörist bir örgüttür. Angajman kuralları vardır ve bunun aşılmaması gerekir.

Parlamento sisteminde aksaklıklar varsa darbeler yüzünden

Neden darbe olsun ki? Darbelerden bu ülke çok çekti. Parlamento sisteminde aksaklıklar varsa darbeler yüzünden. Biz teklif ettik zaten gelin şu darbe sistemini düzenleyelim diye. AB’de nasılsa ona göre düzenleyerek yapalım dedik.

Paralel ihbarları hastalıktır

İktidarlar değişince bürokratlar hakkında ihbarlar yağmur gibi yağar. Zamanında bakana göre benle ilgili ihbarlar giderdi. Sağcıysa bu komünist diye, solcuysa da bu faşist diye. Emekli olunca da çıktı hatta. Devletin bunları sağduyulu bir şekilde değerlendirmesi lazım. Hayatında hiç paralelle yan yana gelmemiş insanlar bu durumla yüzyüze kalabilir. Bu bir hastalıktır. Muhtarı çağırıp buna çanak tutanlar var. İhbar et diyor. Muhtar rahatsız gibi gözükmese de rahatsız olmalıdır. Hangi çağdayız? Birini öldürse, polis bulacaktır. Bu zaten istihbaratın çalışmadığını gösterir.

Ergenekonla ilgili “aralarında suçlu da vardır, suçsuz da” demek herkesi suçlu yapar. Madem savcısın suçlu kimse açıkla.

Başbakanı kutlaması kadar doğru bir şey olamaz

AB parlamentosunda Baykal yakın bir yerdeydi. Ayrıca devletin Başbakanını kutlaması kadar doğru bir şey olamaz. Fakat orada AB kuralları çiğnendi. Bizim meclisimizde dinleyiciler asla bağırmaz, slogan atmaz. Orada atıldı. Bu AB’de çok eleştirildi.

Programın tamamını izlemek için: