KHK ile üniversiteden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu İstanbul’da anayasa paneline katıldı. Kaboğlu “ Türkiye’de anayasal kaos var” dedi.

OHAL kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameyle Marmara Üniversitesi’nde ihraç edilen Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu İstanbul’da Güngören Demokrasi Platformu Çiçek Düğün Salonu’nda “Anayasa değişikliği; gerçekler ve tuzaklar” başlıklı panele katıldı. Kaboğlu ayanasa değişikliğine ve gündeme dair konuştu.

Kaboğlu “Anayasa sorunu şimdi asıl başlıyor. 16 Nisan’da anayasa değişikliğini oyladık. Türkiye yeni bir eşiğe geçti. Anayasa açısından yeni bir dönem başladı. Elimizde 1982 anayasası, 2019’da yürürlüğe girecek bir anayasa değişikliği var ancak 16 Nisan’da oyladığımız metnin bazı hükümleri yürürlüğe girdi. Bu bakımdan aslında iki anayasal düzen söz konusu. 35 yıl sonra ise anayasa bütünü muhafaza edilerek bazı maddeler monte edilmiş. Ve o maddelerinde bir kısmı yürürlüğe girmiş” diye konuştu.

Cumhurbaşkanının AKP’nin başına geçmesine değinen Kaboğlu şunları ifade etti: “Parti başkanlığı görevini icra etmeye başladı. Ama medyadan Cumhurbaşkanı, partisinin toplantısında dendi. Oysa parti başkanlığı yapıyor. Biz o durumda Cumhurbaşkanı mı parti başkanı mı diyeceğiz? Bu açıdan bu soruya verilecek cevap basit: Parti başkanlığı yapılırken parti başkanı demek lazım. Çünkü Cumhurbaşkanı değil artık. Cumhurbaşkanı tarafsız kalmalıydı. Bütün ülkeyi kucaklamalıydı. Şimdi bir anayasa var ortada. 1982 Anayasası, bir de 2019’da yürürlüğe girecek bir anayasa. Fakat bazı maddeleri yürürlüğe girmiş bir anayasa var ortada. Bir de bu ilişkilerin ortaya çıkardığı bilinçsizce hali var. Bu üçlü durum bizim dilimizde anayasal kaosu ifade ediyor. Türkiye’de bir tür anayasal kaos söz konusu.”

“BU ANAYASA SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL”

Konuşmasında anayasa referandumu sürecine değinen ve metni yazanların gizlendiğini söyleyen  İbrahim Kaboğlu sözlerini şöyle ifade etti: Türkiye daha önce de OHAL koşullarında anayasa yaptı. O dönemin gereği idi. 1982 ile 2017 çok farklı. Tarihimizde anayasal ve siyasal açıdan sağlamış olduğu bilgi birikimi ortadan kaldırılmak isteniyor. Bu açıdan dünyada ilktir. Bunun bedelini sadece 16 Nisan’da hayır diyenler değil, evet diyenlerde çekecekler. Benim görevim size bilgi vermek. Anayasal bilgilendirme hakkınızı kullanmanıza yardımcı olmak. 6771 Sayılı Kanun ne getiriyor ne götürüyor onu anlatmak. Halka bilgi verilmedi. Seçmenlere bu metnin ne getirdiğinin, ne götürdüğü bilgisinin verilmesi engellendi.15 Temmuz darbe girişi ardından bilgi kirliliği arttı. İlk anayasayı kimler yaptı bilgimiz var ama bugünkü hazırlanan anayasayı kim yazdı bilmiyoruz. Bu metni yazanlar gizlendi, saklandı. Evet Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Ama bunun zamanı bu dönem değildi. Uyarmaya çalıştık ama olmadı. ‘Ne olur tartışalım’ dedik. İki buçuk yıl sonra yürürlüğe girecek olan anayasa neden  iki haftaya sığdırıldı. Gerekçe açıklanmadı

Yapılan anayasa değişikliğinin sürdürebilir ve geniş kitleyi içine alan bir anayasa değişikliği olmadığını söyleyen Kaboğlu şunları aktardı: “Evet ve hayır tartışmalarını artık yapmamız gerek. Daha fazla ne yapabiliriz onu tartışmamız gerek. Bu anayasal düzenin sürdürülemeyeceğini evet diyenler de görmeye başlamışlardır. Anayasaların kazanımları nelerdir, ortak kazanımlar nelerdir? Mecliste uzlaşma sağlanan konular nelerdir? Bizler, sendikalar, sivil toplum örgütleri olarak anayasa arayışlarından ne tür ortak paydaları ortaya çıkardık. Bunlar bizim önümüzdeki dönemde ilgilenmemiz gereken hususlardır.”