Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde gerçekleştirdi basın toplantısında ekonomik krizin derinleştiğini ancak iktidarın bu konuda hayal aleminde yaşadığını söyleyerek eleştirilerini sıraladı.

Karamollaoğlu’nun bugün Saadet Partisi Genel Merkezi’nde yaptığı haftalık olağan gündem değerlendirmesinin satır başları şöyle:

Ülkemizde yaşanan meselelere tekrar değinecek olursak son günlerde gittikçe artan Suriyeli Mülteciler meselesi karşımıza çıkmaktadır. Bazı belediyelerin tavrı konuyu tekrar gündeme getirmiştir. Bugün ülkemizde bir mülteci krizi olduğu açık ve nettir. Toplum içerisinde bu konudan muzdarip ve rahatsız büyük bir kitlenin olduğu da gerçektir. Fakat Suriyeli Mülteciler meselesini bize yakışmayan tavırlarla çözmemiz mümkün değildir.

Bizim milletimiz Suriye olaylarından bu yana gösterdiği kadirşinas ve misafirperver tavırla dünyaya bu konuda örnek olmuştur. Bugün konuyu çözmek için yapılması gereken Suriyelileri kovmak dışlamak değil, Suriye’de yaşanan çatışmaların son bulmasını sağlamaktır. Ne yazık ki Türkiyenin Suriye olaylarında sergilediği yanlış tavır bugün süreci bu noktaya getirmiştir.

İdlib konusunda ise tablo ortadadır. Bir an önce Türkiye İran ve Suriye bir araya gelerek konuyu barış içinde çözmenin yollarını aramalıdır. İnanıyorum ki Suriye’de yaşanan kargaşa bittiğinde mülteci krizi kendiliğinden çözülecektir.

İSTANBUL SEÇİMLERİNİ ALALIM DERKEN TÜRKİYE’Yİ KAYBEDİLİYOR

Gündemimizin bir başka önemli konusu ise 23 Haziran’da gerçekleşecek İstanbul seçimleridir. Ülke olarak hep beraber yine bir seçim gündemine kilitlenmiş bulunmaktayız. 2014 yılından bu yana neredeyse her yıl bir seçim ile karşı karşıya kaldık. Türkiye ardı ardına yapılan seçimler ile ciddi manada yıpranmış durumdadır. İktidarın seçimleri kazanmayı önceleyen diğer bütün meseleleri geri plana atan tavrı ise bu yıpranmanın en büyük sebebidir. Adeta AK Parti İstanbul’u kazansında ne olursa olsun mantığı ile davranıyor. Akdeniz’de yaşananlar ortadadır! ABD dört bir taraftan bizi kuşatmaktadır. S400 meselesi ise hala devam etmektedir.

Ekonomide içinde bulunduğumuz kriz ise her geçen gün derinleşmektedir. Ekonomiden sorumlu sayın Bakan tek haneli enflasyon rakamlarını göreceğiz dese de durum iç açıcı değildir. Ne yazık ki iktidar kağıt üzerinde kendilerince yaptıkları ekonomik hesabı gerçek zannetmektedir. Adeta bugün mevcut iktidar bir halüsinasyon krizi geçirmektedir. Serap gören iktidar ekonomide de gören iktidar ekonominin iyeye gittiğini sanmaktadır. Bir an önce Türkiye seçim gündeminden sıyrılmalı, asıl meselelerimize odaklanılmalıdır. Umarız 23 Haziran sonrası yine seçimlere takılıp kalınmaz ülkemizin problemleri üzerine ciddi bir eğilim gösterilir.

BU ANLAYIŞ ANTİK YUNAN DEMOKRASİSİ’DİR

Malumunuz olduğu üzere İstanbul seçimlerine katılan adaylar arasında bir program tertib edilmektedir. Öncelikle uzun zamandır görmediğimiz neredeyse unutma noktasına geldiğimiz farklı siyasi parti mensuplarının bir araya gelmesi bizi son derece mutlu etmiştir.

Biz her zaman şunu vurguladık; bizim konuşarak çözemeyeceğimiz hiçbir sıkıntımız problemimiz yok. Yeter ki bir araya gelelim meselelerimizi konuşalım. Buraya kadar memnuniyetimizi dile getirmekle beraber bu programa sadece iki adayın çağrılması son derece yanlıştır. İstanbul seçimlerinde Saadet Partisi’nin adayı Sn. Necdet Gökçınar başta olmak üzere diğer siyasi partilerin adaylara da aynı şans tanınmalıydı. Bildiğiniz gibi son zamanlarda artan bir Yunan polemiği adlını başını gidiyor. Yunan meselesine şu açıdan yaklaşmak istiyorum; iki adaya söz verilip diğer adaylara konuşma hakkı verilmemesi demokrasi anlayışımıza sığmaz, Bu demokrasi anlayışı olsa olsa “Antik Yunan Demokrasisi” olur.

Antik Yunan’da da demokrasi vardı ama orada söz hakkı belirli kişilere verilir belirli zümrelere ise söz hakkı verilmezdi. Ne yazık ki bu tavır bize modern demokrasiyi değil Antik Yunan Demokrasisini hatırlatmış bulunmaktadır. Geldiğimiz noktada bugünkü hükumet devleti aşiret yönetiyor gibi yönetmektedir. Devlet bu şekilde yönetilmez.

AK Parti’nin kuruluşunda adalet ve kalkınma dediler. Ama öyle bir hale geldiler ki ne adalet kaldı, ne de gündemimizde kalkınma var. Şimdi fabrika ayarlarına dönmeye çalışıyorlar ama ortada fabrika da kalmadı.