Pazartesi, Aralık 5, 2022

Kamu emekçileri hangi enflasyona ezdirilmeyecek?

Bülent Bulduk
Bülent Bulduk
Bülent Bulduk, ODTÜ İktisat eğitimine ara verdikten sonra eğitimini Hacettepe Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etti. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ‘’Küresel ve Bölgesel Çalışmalar’’ bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. DİSK’e bağlı Özel Güvenlik İşçileri Sendikasında eğitim ve örgütlenme uzmanı ve sendika başdanışmanı olarak görev aldıktan sonra, Birleşik Kamu İş Konfederasyonuna bağlı Kamu-Ar biriminde araştırma uzmanı, Tüm-Yerel-Sen Sendikasında eğitim uzmanı ve Kamucu Tavır dergisinde editör olarak çalıştı. Cumhuriyet Halk Partisi Emek bürolarında sendika danışmanı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Cumhuriyet, Birgün, Evrensel, Sendika Org gibi yayın organlarında emek ve çalışma hayatı ile ilgili yayımlanmış köşe yazıları bulunmaktadır.

2022-2023 yıllarını kapsayacak olan ‘’kamu çalışanları toplu sözleşme’’ görüşmeleri 2 Ağustos’ta başladı. Yapılan ilk toplantıda Çalışma Bakanı çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz demesine rağmen hükümetin 12 Ağustos günü açıkladığı zam teklifi yüzde 5 ve 6’lık oranlarda kaldı.

Yoksulluk sınırı 10 bin TL ile en düşük memur maaşının 2 katı iken milyonlarca kamu emekçisi ve ailesi haklı olarak hangi enflasyona ezdirilmeyeceklerini merak ediyor.

MERKEZ BANKASI BAŞKANININ ENFLASYON İTİRAFI

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, “Bugün piyasada olan fiyatlar enflasyonu doğru biçimde yansıtmıyor” diyerek esasında bir itirafta bulunmuş oluyordu. İtirafa göre özellikle 24 Haziran seçimleri sonrasında, TÜİK tarafından açıklanmakta olan enflasyon verilerinin gerçeklikle ilişkisinin olmadığı ekonomi yönetimince de tescillenmiş oluyordu.

Hemen birkaç gün sonra açıklanan yüzde 18,95’lik enflasyon oranı ile merkez bankası başkanı virgül farkı ile faiz arttırmaktan kurtulmuş oluyordu. Kısacası hükümetin kamu emekçilerini enflasyona ezdirmeyeceğiz açıklamalarında yer alan olası enflasyon verilerinden bir tanesi, Merkez Bankası Başkanının dahi şüphe ile baktığı resmi enflasyon verilerinden oluşmaktadır.

İkinci olasılık ise yılsonu enflasyon hedefidir. Bir başka deyişle iktidar yılsonu enflasyon hedefini işaret etmiş olabilir. Unutmayalım ki hedef enflasyon önerisi IMF politikalarının bir önerisidir.

Bu durumda IMF bizden borç istedi diyen iktidar, emekçilere IMF politikalarını dayatmaktadır.

TEK GERÇEK HALKIN MUTFAĞINDAKİ ENFLASYONDUR

TÜİK tarafından adrese teslim olarak sunulan enflasyon verileri, emekçilere yoksulluk olarak geri dönmektedir.

Nitekim bağımsız araştırmalara göre yoksulluk sınırı geçen yılın Temmuz ayından bugüne en az 1100 TL artarken en düşük memur maaşındaki son artış oranı 500 TL civarında arttı.

Yine sendikaların araştırmasına göre son bir yılda gıda fiyatlarındaki artış oranı ise yüzde 30’ları aşmış durumda. Yani emekçinin geçim enflasyonu yüzde 30’dan fazla. Böylesi bir durumda hükümetin resmi veya hedef enflasyonu ile emekçinin kendi hissettiği enflasyon arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır. Bu bakımdan eğer iktidar gerçekten kamu emekçilerini enflasyona ezdirmeyeceğiz iddiasında bulunuyorsa, kamu emekçilerinin taleplerini dikkate almak durumundadır.

Peki, iktidarın bu taleplere cevap verme ihtimali bulunmakta mıdır? İktidarın 19 yıldır emeğe ve emekçilere yönelik uygulamış olduğu baskı ve sömürü politikalarını göz önüne aldığımızda iyimser olmak için bir sebep görünmüyor.

Özellikle kamu emekçileri 2 yılda bir süregelen ve hayal kırıklıkları ile neticelenen toplu görüşmeler noktasında bir kez daha aynı hüsranı yaşamamak istiyorsa, geçmiş örneklerden farklı mücadele tarzını benimsemesi gerekiyor.

Grev hakkı, kamu emekçileri için mevcut yasalarımızda açıkça yer almasa da Türkiye’nin onaylamış olduğu İLO sözleşmesi bu hakkın uygulanması noktasında herhangi bir soru işaretini içerisinde barındırmıyor. Kaldı ki geçmiş Anayasa Mahkemesi kararlarında verilmiş olumlu kararlar yer alıyorken.

Kamu çalışanlarının toplu sözleşme sürecinde artık son viraja girildiği bugünlerde elinde tek caydırıcı güç olan grev hakkını, kapsamlı ve ısrarlı bir şekilde devreye sokmalıdır.

Aksi takdirde bu sözleşme dönemi de tıpkı diğer dönemlerde olduğu gibi yine kamu emekçilerinin elinden uçup gidecek, krizin faturası yine emekçilere yüklenmiş olacaktır.

 

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Bülent Bulduk
Bülent Bulduk
Bülent Bulduk, ODTÜ İktisat eğitimine ara verdikten sonra eğitimini Hacettepe Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etti. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ‘’Küresel ve Bölgesel Çalışmalar’’ bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. DİSK’e bağlı Özel Güvenlik İşçileri Sendikasında eğitim ve örgütlenme uzmanı ve sendika başdanışmanı olarak görev aldıktan sonra, Birleşik Kamu İş Konfederasyonuna bağlı Kamu-Ar biriminde araştırma uzmanı, Tüm-Yerel-Sen Sendikasında eğitim uzmanı ve Kamucu Tavır dergisinde editör olarak çalıştı. Cumhuriyet Halk Partisi Emek bürolarında sendika danışmanı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Cumhuriyet, Birgün, Evrensel, Sendika Org gibi yayın organlarında emek ve çalışma hayatı ile ilgili yayımlanmış köşe yazıları bulunmaktadır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
52,134TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI