Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini mektupla tehdit eden Alaattin Çakıcı hakkındaki açıklamaları üzerine sarf ettiği sözleri ‘vefa’ duygusuyla söylediğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, salı günü partisinin grup toplantısında, yargıdaki reform tartışmalarına değinerek hükümete, “Mafya liderlerini, uyuşturucu kaçakçıları serbest bırakıp düşünce suçlularını hapsetmekten vazgeçecek misin” diye sormuştu.

Çakıcı, aynı gün, Twitter hesabından yayınladığı mektupta, CHP liderine “Vatan hainleri ile Bahçeli’yi bir kefeye koyarsan hayatının hatasını yaparsın”, “Akıllı ol” gibi tehdit ve hakaret içeren ifadeler kullanmıştı.

Kılıçdaroğlu, suç duyurusunda bulumuştu. Çakıcı’yı, ‘dava arkadaşım‘ diye niteleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP liderine sert çıkmıştı: “Ülküdaşım Alaattin Çakıcı’ya mafya bozuntusu demek, yeraltı dünyasının karanlık yüzü suçlaması getirmek müfterilik, seviyesizlik, rezilliktir.”

Dün akşam NTV’nin sorularını yanıtlayan Kalın, savcılığın soruşturma başlattığını, hukuki sürecin ilerlediğini anımsatarak şunları söyledi:

“Türkiye’de kimsenin kimseyi bu şekilde tehdit etmesi hukuk devleti normları açısından kabul edilebilir bir şey değil. Sayın Kılıçdaroğlu şikayette bulundu. Hukukun kuralları içerisinde ne gerekiyorsa mahkemeler gereğini yapacaklardır. Sayın Bahçeli’nin Çakıcı’yla eskiye giden tanışıklığının, dostluğunun olması da onun belki bir vefa duygusuyla söylediği bir şey. Orada kişisel hukuk ile hukukun ortaya koyduğu normlar arasında bir çatışma olmaması gerekir. Ama burada son tahlilde bir hukuki süreç başladı. Bununla ilgili biz de izleyeceğiz mahkemenin nasıl karar vereceğini.”

‘Arınç ve Çiçek kendi görüşlerini ifade ediyor’

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeleri Bülent Arınç ve Cemil Çiçek’in adalet kavramı, uzun tutukluluk süreleri hakkındaki söylemlerinin “Politika değişikliğine mi gidiliyor?” yorumlarına sebep olduğunun anımsatılması üzerine ise şunları söyledi:

“Bunların hepsi birebir cumhurbaşkanımızın adına yapılmış açıklamalar dersek hata yaparız. Onlar cumhurbaşkanı adına bir sözcü gibi konuşmuyorlar. Kendi görüşlerini ifade ediyorlar. Bunları cumhurbaşkanımıza da ifade ediyorlar. Cumhurbaşkanımız da bunları Yüksek İstişare Kurulu toplantılarında dinliyor. Ama son tahlilde büyük fotoğraf içerisinde bütün bunların istişareleri yapıldıktan sonra politika haline gelmesi cumhurbaşkanımızın iradesiyle şekillenen bir şey. Dışarıdan bilmeyenler şöyle düşünüyorlar; ‘Bir kişi, tek adam kendi başına karar veriyor.’ Biraz bilseler çalışma tarzını, inanın böyle cümleler kurmaktan sarfınazar ederler. Gerçekten çok dinleyen, istişare eden, not alan bir liderden bahsediyoruz.”

‘Toplumun hassasiyetlerini gözardı etmemek lazım’

İbrahim Kalın, iş adamı Osman Kavala ve HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluk süreleriyle ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine kendisinin bir şey söylemesinin doğru olmayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu iki isim üzerinden tartışmak istemem. Meseleyi sadece bu iki kişinin davasına indirgemek doğru olmaz. Bunlar zaten yargı reformu içerisinde konuşulan konular. Hukukun kendi sistematiği içerisinde de değerlendirmeleri var. Toplumdaki bazı hassasiyetleri de göz ardı etmemek lazım. Yani, diyelim ki Demirtaş meselesini Sayın Arınç bu şekilde konuştuğunda belki kendisi tamamen hukuki açıdan bir mülahazada bulunuyor ama bunu yaşanan siyasi olaylardan bağımsız ele almak mümkün değil. Kobani Olayları, Çukur Olayları, Yasin Börü ve diğer bütün olaylarla birlikte düşündüğünüzde o dönemde HDP’nin ve Demirtaş’ın aldığı tavırları, pozisyonları dikkate aldığınızda toplumun bir kesiminde de başka bir tepki oluşuyor. Burada güvenliği ve toplumun o hassasiyetlerini de dikkate alan bir bakış açısının daha sağlıklı şekilde ortaya konması gerekiyor.”