Cuma, Mayıs 20, 2022

Japonya’da etnik azınlıklar: “Ainu”lar

Selin Özdemir — Japonya
Selin Özdemir, 2005 yılında Marmara Üniversitesi Resim Eğitimi bölümüne girdi. Lisans eğitimini bitirdikten sonra yine Marmara Üniversitesi Resim Eğitimi bölümünde Yüksek Lisansa başladı. Yüksek Lisans eğitimini sürdürürken yine aynı bölümde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2005 yılından beri gerek sanatsal çalışmalar gerekse akademik çalışmalarla hem sanat hem akademi dünyasının içinde olup, 2013 yılında gittiği Japonya’da, Tohoku Üniversitesi’nde Uzak Doğu ve Japon Sanatı Tarihi Ana Bilim dalında doktora çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma alanları; Japon Sanatı ve Tarihi, Japonya’da Budizm ve Sanat, Japon Sanatında aktif bir şekilde rol alan kadınlar ve antik dönem Japoncası olan Kanbun, müzecilik ve eser fotoğrafçılığıdır. Ayrıca Sendai, Nara, Kyoto ve Tokyo Müzeleri ve Japonya’da çeşitli tapınaklarda araştırma ekibinde çalışan ilk Türk akademisyendir.

Ainu’lar, Japon tarih ders kitaplarında nadiren bahsedildiğinden Ainu’nun Japon toplumunda ne kadar az temsil edildiğini gösterir ve günümüzde birçok insan için hâlâ bir gizem olarak kalmalarının temel bir nedeni olabilir.

Ainu, Ainuca’da “insan” anlamına gelmektedir. Ainuların kesin kökenleri hala tam bilinmemekle birlikte akademik tartışmaların ve araştırmaların konusu olmaya devam etmektedir. Japonya’da kalan Ainu sayısı çok az. Azalan, kaybolan bu ırklara her daim özel ilgi duyulmuştur ve bu nedenle isimlerini pek duymadığımız bu insanlar hakkında konuşmak ve geçmişleri ile ilgili araştırma yapmanın merakın ötesinde gerçeklikleri ve sorunları ilgili de bahsetmek gerektiğine inanıyorum.

Ainu’lar, özellikle Japonya’nın Hokkaido bölgesi (Japonya’nın en kuzeyi) ve kuzeydoğu Honshu’da toplanmışlardır. Bir kısmı ise Rusya ile hala tam anlaşmaya varılamayan Kuril adalarında yaşamaktadırlar. Ainu’lar, Kuril Ainu, Sahalin Ainu ve Hokkaido Ainu’dan oluşan Ainu dillerinin ortak kullandığı bir dil olan Ainu dilini konuşuyorlar. Ainu dilinde bir yazı sistemi olmadığı için, Ainu’ların gelenekleri, halk hikayelerini ve şarkılarını kulaktan kulağa aktarılması çok önemliydi. Bu nedenle Ainular, ‘yukar’ adı verilen zengin bir sözlü edebiyat geleneğine sahiptir.

Ainu’lar, Japonya’nın kuzey adalarında kendi hallerinde avcılık ve balıkçılık ile geçimlerini sürdüren yerel halktı. Etkin azınlık olma sebebiyle Japonlar tarafından kabul görmeyen Ainu’lar, tarihte zaman zaman isyanları ile de anıldılar. 13. yüzyılda Ainu ve Japon ilişkilerinin kayıtları ortaya çıkmaya başlamıştı ve o zamandan sonra 1456’da Koşhaman’in İsyanı ve 1669-1672’de Shakushain’in İsyanı gibi, Ainu’nun Japonlara karşı anlaşmazlıkları ve isyanları olmuştur.

7 Şubat 1855’te (21 Aralık 1855) Rus İmparatorluğu ile yapılan Shimoda Antlaşması ile bazı Ainu’lar uluslararası hukuka göre Rus vatandaşı olmuşlardır.

MEİJİ DÖNEMİ VE AİNULAR

1868’deki Meiji Restorasyonu ile Japon hükümeti, Hokkaido’yu resmen kontrol altına aldı. 1899’da Hokkaido Eski Aborjinler Yasası, Japon hükümeti tarafından kabul edildi. Bu yasa, Ainu dilinin kullanımının yasaklanması, geleneksel törenlerin yasaklanması, Japon hükümetinin Ainu’ların sahip olduğu toprakların kontrolünü ele geçirmesi, Ainu’ların kendi isimlerinin yerine yeni bir Japon adını benimsemesi ve Ainu’ların balıkçılık ve avcılıktan men edilmesini içeriyordu. Japon halkı ve hükümeti tarafından uygulanan ayrımcılık bu yasadan önce de mevcut olmasına rağmen, bu eylem Japon hükümetinin Ainu’nun kimliğini asimile etmesinin “yasal” ve “resmi” bir yoluydu.

Günümüze kadar, Ainu halkı okullarda, işyerlerinde ve toplumun içerisinde ayrımcılığa uğramış ve yeni Japonların yaşam şekline uyum sağlamak için mücadele etmişlerdir. Birçok Ainu insanı, çocuklarındaki Ainu kanını azaltmak için Japonlarla evlendi ve çocuklarına da bunu yapmalarını söylüyorlardı. Ainu’ların Japonlarla evlenmeleri de devlet tarafından desteklenmişti. Sonuç olarak, bugün birkaç saf kan Ainu hayatta. Ainu’lar, Japon tarih ders kitaplarında nadiren bahsedildiğinden Ainu’nun Japon toplumunda ne kadar az temsil edildiğini gösterir ve günümüzde birçok insan için hâlâ bir gizem olarak kalmalarının temel bir nedeni olabilir.

Japonya, son yıllarda, iç ve dış baskı altında, Ainu’nun etnik bir grup olarak varlığını nihayet kabul etmeye başladı. 1899 yasası 1997’de yürürlükten kaldırıldı ve Ainu kültürünü tanıtmak, dillerini, danslarını ve müziklerini canlandırmaya yardımcı olmak için fon sağlandı. 2008’de Japonya’nın iki meclisi, Ainu’yu ilk kez “farklı bir dil, din ve kültüre sahip yerli bir halk” olarak tanıyan ortak bir kararı kabul etti.

Japonya, son yıllarda, iç ve dış baskı altında, Ainu’nun etnik bir grup olarak varlığını nihayet kabul etmeye başladı.

Bununla birlikte, Ainu kültürünün tanınmasını ve Japon toplumunun geri kalanına saygı gösterilmesini teşvik etmek isteyen Japonların yanı sıra Ainu veya Ainu’ların torunları olarak tanımlanan birçok insan var. Bu insanlar kendilerini geleneksel el sanatları, çağdaş sanat, müzik ve film gibi farklı yollarla ifade ediyorlar. Sadece Hokkaido’da değil, Japonya’nın farklı yerlerinde ve ayrıca farklı yaş gruplarında ve cinsiyette birçok kişi bu kültürün tanıtımı için çalıştılar. Bu insanlar kendilerini farklı şekillerde ifade ediyor olsalar da tek bir temel amaçta birleşmişlerdir: Farkındalık yaratmak ve eşsiz güzellikteki Ainu kültürünü korumak. Japon ve Ainu fotoğrafçılar, günümüz Ainu insanlarının hayatlarını betimleyen sergiler açıyorlar. Müzisyenler, genç nesillerde ilgi uyandırmak için geleneksel enstrümanları ve çağdaş müziği beraber kullanarak dayanışma gösteriyorlar. Bu çabalar, genç neslin yanı sıra Japon toplumunu çok kültürlü bir ortamda yaşamanın önemi konusunda bilinçlendirmek için yapılmaktadır.

Fakat, Ainu’ların Japon toplumu içinde yaşaması kaçınılmaz hale geldiğinden, kimliklerini ifade etme biçimleri hem Ainu hem de Japon kimliğiyle nasıl bir arada var olacakları sorusu haline geliyor.

Peki günümüzde Ainu insanları ne yapıyorlar ve neye benziyorlar?

Günümüzde Ainu, nüfusu çoğunlukla Hokkaido ve Tokyo’da kümelenmiş olan Japon vatandaşları olarak yaşıyor. Çoğu insan bir Japon ile Ainu insanı arasındaki farkı anlayamaz, çünkü Japonlardan hiçbir farkı yoktur. Bazıları kimliklerinden tamamen bağımsız bir işyerinde geçimini sağlarken, bazıları geleneklerine yoğun bir şekilde bağlılık göstererek turizm alanında veya geleneksel el sanatlarıyla yaşamlarını devam ettirmekteler. Ainu’ların diğer bir kısmı kimliklerini ifade etmek için sanatı bir ifade aracı olarak kullanırken, akademide de varlıklarını sürdüren bir kesim hala vardır. Fakat, Ainu’lar Japonya içerisinde asimile olmuş bir halk olarak günümüzde varlıklarını sürdürmektedirler.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Selin Özdemir — Japonya
Selin Özdemir, 2005 yılında Marmara Üniversitesi Resim Eğitimi bölümüne girdi. Lisans eğitimini bitirdikten sonra yine Marmara Üniversitesi Resim Eğitimi bölümünde Yüksek Lisansa başladı. Yüksek Lisans eğitimini sürdürürken yine aynı bölümde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2005 yılından beri gerek sanatsal çalışmalar gerekse akademik çalışmalarla hem sanat hem akademi dünyasının içinde olup, 2013 yılında gittiği Japonya’da, Tohoku Üniversitesi’nde Uzak Doğu ve Japon Sanatı Tarihi Ana Bilim dalında doktora çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma alanları; Japon Sanatı ve Tarihi, Japonya’da Budizm ve Sanat, Japon Sanatında aktif bir şekilde rol alan kadınlar ve antik dönem Japoncası olan Kanbun, müzecilik ve eser fotoğrafçılığıdır. Ayrıca Sendai, Nara, Kyoto ve Tokyo Müzeleri ve Japonya’da çeşitli tapınaklarda araştırma ekibinde çalışan ilk Türk akademisyendir.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
46,673TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI