İsveç Yeşiller Partili Şehircilik ve İskan Bakanı Mehmet Kaplan, son bir kaç haftadır kamuoyunda radikal İslamcı olarak bilinen Milli Görüş teşkilatı üyeleri ile görüşürken çekilen fotoğraflarıyla gündemdeydi. İsveç basını tarafından aşırı islamcılar ve aşırı milliyetçilerle ilişki içinde olmaktan suçlanan Kaplan, 18 Nisan’da istifasını vermişti. BirGün’den Evrim Coşar Bilgin bugünkü yazısında, bu istifanın arkasında Erdoğan’ın olabileceğini ve Mehmet Kaplan’ın Türkiye ile olan ilişkilerini yazdı. Bilgin’in söz konusu yazısı şu şekilde:

İSTİFA GELDİ TARTIŞMASI BİTMEDİ 

İsveç hükümetinin Türkiye kökenli iki bakanından biri olan Mehmet Kaplan’dan beklenen istifa 18 Nisan’da geldi. Azınlık koalisyonunun küçük ortağı Çevre Partisi’nden, son iki senedir iskân- imar ve bilişim bakanlıklarıyla görevlendirilen Kaplan, Başbakan Stefan Lövfen’e istifasını vermek zorunda kaldı. Kaplan, istifasını Löfven’e verdi ama istifayla ilgili olan haberlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi ve giderek “tutucu” bulunan Türkiye bolca yer aldı. Bakanlık görevini yürüttüğü döneminde İslamcı gruplarla ve aşırı milliyetçilerle ilişkilerini devam ettirdiği için istifaya zorlanan Kaplan, “Kim olduğumu ve ne yaptığımı biliyorum” diyerek suçlamaları istifasını açıkladığı basın toplantısında bir kez daha reddetti. Tek bir olay gerekçe olarak gösterilemediği için biraz da temelsiz bulunan bu istifaya zorlanma durumu Löfven tarafından “Kamuoyunu rahatlatmak ve birikmiş gerekçelerin bir sonucu” olarak yorumlandı. 

Kaplan’ın istifasının ardından şimdi İsveç basını Kaplan’la Türk hükümetinin arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyor. İsveç Devlet Televizyonu SVT, istifanın geldiği gün, ana haber bülteninde, Kaplan’ın birkaç seneden beri Türk hükümeti adına çalışan bir kişiyle yakın ilişki içinde olduğunu duyurdu. Kaplan’ın bu yakınlaşması, Löfven’in kendi bakanını başka bir ülkenin hükümetinin etkisi altında olmasına izin vermesi, daha çok tartışılacak. 

Konunun Türkiye ayağı ise Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönenimde atılan bir dış politika adımına dayanıyor. Başbakanlığa bağlı bir kurul; Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu, kısaltıyoruz: YVDK. İsveç’ten uzmanlar İsveç Devlet Televizyonu’na bu kurulun ne yaptığına ve ne işe yaradığına dair açıklama yaparken konuyu değişen bir strateji olarak açıklamışlar. Bu yeni politika, Türkiye’nin, yurt dışına göç etmiş vatandaşlarını devlete yakınlaştırma çabası olarak gösteriliyor. Türk hükümeti kendisine yakın gördüğü isimleri başarılı ve toplumda yüksek pozisyonlara getirmek için destekliyor. Karşılığında da bir şekilde avantaj sağlamayı umut ediyor. Örneğin AB üyeliği konusunda. 

Buraya kadar ne İsveç’teki kurul üyelerine ne de AB içindeki YVDK çalışmalarına bir itiraz yok. Basın tarafından takibe alınan ise İsveç hükümetinin bir bakanıyla bu kurulun İsveç temsilcilerinden Rafet Candemir’in yakınlığı oldu. 2013 Haziran’ında, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlediği bir toplantıyla Rafet Candemir ve onlarca yeni ismi Türkiye’nin neferleri olarak görevlendiriyor. Rafet Candemir, bu işi İskân Bakanı Mehmet Kaplan’la yakın ilişki kurarak götürüyor. 

Candemir, çalışmalarına Stockholm Handen’deki bir camide, görevi hakkında cemaatti bilgilendirerek başlıyor. Bu toplantıda Kaplan’da var. Kaplan ve Candemir’in ilişkisini haritalandıran İsveç Devlet Televizyonu, 2013’teki cami toplantısından sonra, ikilinin en az 17 kez birlikte sunum yaptıklarını duyuruyor. SVT haberin ifadesine göre “Erdoğan’ın partisinden politikacılar İsveç’te kabul edilip güzel davetlere gidildi. Rafet Candemir’in bağlı bulunduğu organizasyon direk olarak Türkiye’de başbakanlık makamına rapor geçiyor. Birçok kez ülkenin en tepe politikacılarıyla toplantılar yapılmış. Onlar, Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti tarafından yönetiliyor ve finanse ediliyor. AKP, demokratik olmayan politikalar yürüten bir parti olarak eleştiriliyor. Türkiye’de farklı düşünenler hapse atılıyor. Özgür medyalar kapatılıyor. Azınlıklar baskı altında tutuluyor. Erdoğan başlangıçta Türkiye’yi demokratikleştirmeyi başardığı için tebrik ediliyordu. Ama son senelerde onun politikası giderek tutucu İslam’dan etkileniyor.” 

Kaplan’ın istifasıyla sular durulmadı. Tüm bu bağlantılarla dolaylı olarak Lövfen’in Erdoğan’dan ne kadar etkilendiğinin hesabına girişildi.